Roman, Başlarda güçlü kadın romanı hissi uyandırsa da ilerleyen sayfalarda İstanbul-Mardin-Roma arasında gidip gelen dizisi çekilecek aksiyona sahip bir kurguda ilerliyor.
Nil yaşadığı geçmişinden dolayı kimseye özellikle de erkeklere güvenmeyen avukat bir ablamızdır.
Bir akşam bir partide Demir ile karşılaşır , güçlü ve yalnız kadın ile başarılı erkek birbirlerinden etkilenirler.
Ancak hikayeleri Nil in, kendi geçmişine ait bir kadın ve kızını Mardin den getirmesi ile değişir.
Zira istanbul a gelen 2 kadının peşine düşen mardin li aşiret ağaları hayatlarını zorlaştıracaktır.
Bu arada Demir e ve Nil e kafayı takan fettan Verda ablamız ikilimizin mutluluklarına gölge düşürecektir.
Kurgu dan anlayacağımız gibi konusu aksiyonu bol bir hikaye.
Kadın hikayelerinin ağırlıkta olduğu bir roman doğal olarak.
Nil-belalısı Verda-Zekiye hanım-kızı Berfin sırayla aşka takılırlar bir şekilde.
Dediğim gibi "güçlü olmak da aşkla tanışıncaya kadar" vurgusu veren bir hikaye gibi geldi.
"Her kadın kollanmayı yönlendirilmeyi sever" ifadelerini destekleyen paragraflar var.
Tam bir yere oturtamadım.
Güçlü kadın hikayesi diyemiyorum.
Çeşitli kadın aşklarının anlatıldığı, roman sonunda herkesin birbiriyle çiftleştiği, herkesin birbirinin akrabası çıktığı bölümlerde güldüm.
Sadece Nil ve Demir in Sardunya adasında karşılaşma sahnesi hoşuma gitti.
Anlatımında da böyle defalarca okuyup "yazar ne anlatmış burada, vay be" denecek cümlelerden yoksun.
Bir bakışın ya da bir hareketin ya da bir lafın altında nasıl başka başka anlamların anlatıldığı kısımlarda "kadınların anlaşılması zor dünyalarına" şahit olduk.
Ben, Kadın romanı denince Aslı Erdoğan diyorum.
Evet karamsar bir yazar ama onun için aşkın kadını erkeği yok. Bir lafın tek bir anlamı vardır. O da onu söyler.
Aşk her kadına yakışır demez o.
Aşk her insana yakışır derdi herhalde.