Açıkçası Sophokles okumak uzun süredir aklımdaydı. Trakhisli Kadınlar hakkında da dönemin toplumuna ve cinsiyet rollerine bakış açısının başarılı bir şekilde yansıtıldığını duyduğumdan okuma listemde ilk sırayı ona vermek istedim. Denildiği gibi Sophokles'in dilinin gerçekten de Antik Yunan anlatılatılarının o mitlerle süslenmiş yapısından uzak, çok daha sade olduğunu gördüm. Bu da umduğum bir şey olduğundan Herakles'i Zeus'un oğlu olarak değil de o dönemin toplumunda var olan bir erkek, Deianeira'yı da bütün o trajedinin ortasında var olan bir kadın olarak görmek benim çok hoşuma gitti. Bana kalırsa duygular (özellikle Deianeira'nın makul hareketlerinde gizli olan kıskançlık, öfke, hayal kırıklığı gibi duygular) bu sayede o kadar başarılı bir şekilde geçirilmiş ki okuyucuya, okurken kabullenici tavrındaki sitemi, düş kırıklığını görmemek mümkün değildi. Bildiğim kadarıyla benzer bir şekilde iki eşlilik ile ilgili bir konuyu ele alan Medea var. Sanırım onu da okuyacaklarım arasında önlere almalıyım.
Şu sıralar oldukça yoğun bir dönemden geçtiğimden okumalarıma fırsat yaratmakta zorlandığım çok oluyor. Böyle dönemler için önerileriniz varsa bekliyorum