Puan vermedi·184 syf.··
2021 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2021 09:05
Adana'da ayaklanmalar olmuştu. Kalabalık, Ermeni mahallesini yağmalamıştı. Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların provası gibi bir şeydi. Ama bu bile dehşetti. Yüzlerce ölü. Belki de binlerce." Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan. "Doğunun Limanları" bu yüzyılın başını, bir insanın trajik tarihinin içinden anlatıyor. Doğu'nun Limanları sevgili Amin Maalouf'dan okuduğum üçüncü eserdi. Semerkant ve Afrikalı Leo'dan sonra yazarın anlatım tarzına, yolculuk ettiğimiz coğrafyaları betimleme biçimlerine ve karakterlere bakışına alışmış bir okuyucu olarak Doğu'nun Limanları'nın hikayesine girmekte de zorlanmadım. Birkaç bölüm sonra akışa uyum sağlamış, Adana, Fransa ve Beyrut arasında karakterlerle yolculuk ederken onların öyküsüne ortak olmuştum bile. Kitap iki karakterin arasındaki konuşmalar sonucu şekilleniyor. Anlatıcılar iki taraflı izlenirken öncelikle meraklı bir gencin Fransa sokaklarında gizemli bir karakterle karşılaşması sonra birkaç gün içerisinde bu karakterin meraklı gence hikayesini anlatışını okuyoruz. Bu gizemli kahramanımızın adı İsyan. Sahiden. Sahiden geleceği babasınca tasarlanan, yürüyeceği yollara, konuşacağı insanlara ve hayata bakışına o doğmadan karar verilen kahramanımızın adı İsyan. İsyan'ın yıllar boyu ailesindeki etkenler içindeki baskı çıkmazında büyümeye çalışmasını sonrasında eğitimi için gittiği Fransa'da başına gelenleri ve tabiri caizse yönünü yeniden çizmesini, bir bakıma kendi kararlarını verişini okuyor, bu yolculukta karşısına çıkan insanları, hayatına etkilerini onun gözünden okuyoruz ve bir anda onu dinleyen meraklı gence dönüşüp sayfaları arşınlıyoruz. Pek çok açıdan İsyan karakterini anlamaya çalıştım kitap boyunca. Hızlı akan bir tiyatro oyununu izliyor gibi hissetim bir yandan, ancak bir yandan da yaşadığı durumların her birinde aralara serpiştirilmiş cümlelerde düşünce yapısını çözmeye ve onu yakından tanımaya çalıştım. Kısacık bir kitap olsa bile yazarın çoğu karakterin düşünce yapısını anlatarak, tabiri caizse etten kemikten insanlara dönüştürmeye çalışışını hissediyordum ve bu Maalouf'un kitapları uzun da kısa da olsa karşılaştığım bir durumdu. Bana kalırsa oluşturduğu karakterleri öylesine geçip gitmiyor. İyi veya kötü her birini anlatmaya ve anlamaya çalışıyor. Garip bir şekilde hızlı akan bir kitap olsa, her sayfada ülke ülke, şehir, şehir geziyor olsak ve yıllar birbirlerini kovalayıp karakterler eklenip çıksa da kitap benim için durağandı. Acele etmeden sakince okumama olanak sağlayan bir kitaptı. İsyan'ı her noktada tahayyül edebiliyordum. Evin bahçesinde koşturup duran İsyan'ı da, üniversite yıllarında kocaman bir gemiye binip saçlarının arasında rüzgarı hissedip derin ve rahat bir nefes alan İsyan'ı da, Clara'yla karşılaştığında gözlerinin içi ışıldayan İsyan'ı da, hastanenin soğuk koridorlarında bir aşağı bir yukarı yürürken donuk bir şekilde etrafı inceleyen İsyan'ı da, yaşlanan yorgun İsyan'ı da rahatlıkla görüyordum. Aynı zamanda karakterlerin bakışından tarihe tanıklık etmek, o yıllarda yaşanan durumlara onların gözünden bakabilmek de çok güzeldi. Salt tarih kitabı değil de kurgu eserlerin içerisinde tarihi gerçekliklerin verilişi beni çok etkiliyor. Osmanlı'nın son yılları, Doğu Akdeniz'de hissedilen gerginlik, Filistin ve Beyrut arası durumlar ve derken inceden bir Batı betimlemesi. Hepsi kitabın içerisindeki cümlelerde gizliydi. Ve özellikle sonu. Sayılı günün geçişiyle kitap sona yaklaşırken kitap nasıl sora erecek endişeleriyle son sayfayı çevirmem ve hazırlıksız yakalandığım sade cümlelerle bezeli o son. Başka bir son olsaydı ve farklı türlü anlatılsaydı, bilemiyorum belki İsyan'ın gözlerinden, bu kadar etkilenir miydim bilmiyorum. Muazzamdı. Bitirdikten sonra içim buruktu. Uzun yıllar geçtikten sonra rafların arasından çekip yeniden okumak istiyordum. Tüm Amin Maalouf kitaplarında olduğu gibi.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
·
78 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.