Bir kadın, var olduğunu hizmet etmek dışında hangi vasfıyla kanıtlayabilirdi? Yazmak mı.. Bir kadın yazabilir miydi?
Erkeğin egemen olduğu bir toplumda kadının hayat mücadelesinin ne kadar ehemmiyetli olduğu su götürmez ama değil mi?
Kadınlar sadece erkeklerin eksikliklerini tamamlamak için var olan obje niteliğindeydi. Kadın bir hiçti. Fakat oturup şöyle bir düşünecek olursak ne kadın olmadan onlar var olabilirdi, ne onlar olmadan bir kadın. Eşitsizliği ve cahilliği aslında bu basit örnek yerme gücüne sahip.
Kadınlar var olabilmek için tüm benliği ile çaba göstermeli fakat erkekler zaten cinsiyetleri nedeni ile hayat merdiveni tırmanma zahmetinde bulunmadan ulaşılmak istenene yani özgürlüğe ve üstünlüğe sahiptiler.Virgina Woolf işte tam da buraya atıfta bulunuyor. Woolf, kadının zamana bağlı olmayan edebi bir saygı kazanabilmesi için kendine ait bir odası ve parası olması gerektiğini söylüyor. Amacı toplumsal cinsiyet kavramına açıklık getirmek. Kadın, var olabilmek için, güçlü olabilmek için birçok sorumluluk üstlenmek zorunda iken dönemin eril zihniyeti altında boğuluyor. Bu biyolojik farklılığın doğurduğu cahillik her dönemde var olmaya devam ediyor ne yazık ki. Woolf kadınların ipleri eline almasını söylüyordu.
Erkeklerin kadınlara şunu söylediğini bir hatırlayalım : "bizler kadar düşünme yeteneğiniz olduğunu ileri sürüyorsunuz. Madem öyle neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?" aslında cevap çok basit. Eşit olanaklara sahip olunmaması diyebiliriz. Erkeklerin okuması, öğrenmesi önünde bir engel yok iken eve hapsedilmiş kadınların arasından neden Shakespeare gibi bir deha çıkmadığı görüşünü birkaç saniyelik düşünme çabası ile öğrenilebildiğini söylersek kaç erkek düşünürdü? "Düşünmek" diyorum. Sizce düşünme yeteneği ayrımı var mıdır? Özgür bir zihin cinsiyet mi seçer? Trajikomik.
Kitabın bir bölümünde Woolf bu soruya çok güzel bir örnek veriyor. Shakespeare'ın bir kız kardeşi olsaydı ve en az onun kadar yetenekli bir deha olsaydı bile o dönemdeki ayrım yüzünden harcanıp gidecekti diyor. Öyle değil mi? Bu demek oluyor ki aynı beyne sahip olan iki karşı cins yan yana gelse mutlaka birisi yok sayılacak, aşağılanacak ve hor görülecektir. Bunun hangi kişi olduğunu ne yazık ki tahmin etmek zor değil.
Virgina Woolf bir paragrafta kadınlara şöyle söylüyor : benim gözümde sizler utanç verici derecede cahilsiniz. Önemli olarak kabul görecek hiçbir keşifte bulunmadınız, hiçbir imparatorluğun sarsılmasına neden olmadınız, hiçbir savaşta ordunuzun başında gitmediniz. " diyor bir feminist yazar. Peki neden? Çünkü Kadın üretken olamamış çünkü erkek üretken kadını tüketmiş. Erkek kadının önündeki en büyük engel olmuş. Bir insanın bir insana yapabileceği en büyük zulümlerden birini yapmış ve özgürlüğünü elinden alarak bir hapse kilitlemiş ve hayat merdivenini çıkan bir kadının sırtına cahillikle yoğrulmuş bir dev kaya yüklemiş. O halde kadın yapamadı diyemeyiz. Kadın o merdivenleri çıktı evet fakat sırtındaki cahil kesim hep onunlaydı. Kadına engel olundu ve kadının fikirlerine çamur atıldı.. İşte bu yüzden bu eril zihniyet nesillerce süregeldi ve haala bu yüzyılda toplumumuz ataerkillik denilen bulaşıcı hastalığa tutundu.
Woolf çağın çok ötesinde olan feminist düşüncelerini kadın ve kurmaca konulu bu makale ile başarılı bir şekilde dile getirmiş. Mutlaka herkesin kütüphanesinde olması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.