Puan vermedi·400 syf.····Okunma: 01 Eylül 2021 17:11 Anne ve Anne'nin hayal dünyası..
Eli iş tutmaya başladığından beri hep iş hep iş..
Yaşı küçük ama aklı ve zekası kendinden kat be kat daha büyük..
Yetimhaneden bir erkek isteyen Cuthbert kardeşlere,Marilla Ve Matthew'e, yanlış anlaşılma üzerine bir kız gönderilir.. Zayıf, kızıl saçlı, çilli, mavi gözlü, çok konuşkan ve neredeyse hayal dünyasında yaşayan bir kız.. Anne'nin aklı hep hayallerde. Öyle ki kendisini çoğu zaman bir prenses olarak hayal eder.. Aslında prenses hayali çoğu kızın çocukluk hayali değil midir zaten? İşte Anne'de yaşadığı zorluklar ve çektiği acı, ızdırap dolu günlerden kendisini hayal dünyası sayesinde kurtarmayı başarmış bir kız. 'Hayallerim olmasa ne yapardım?' der kendisi.
Matthew, Anne'yi ilk andan beri benimsemişken Marilla onu istemez, göndermek için çabalar. Fakat onu gördükçe, zaman geçirdikçe istemsizce Anne'ye karşı hisleri başlar. Tabi bunu pek belli etmez Anne'ye.. Bir süre sonra Ne Anne ne de Cuthbert kardeşler birbirlerinden ayrılmak istemezler ve artık Anne, Anne Shirley Cuthbert olur. Avonlea, Green Gables'teki hayatı başlar. Ne çevre tarafından ne okul arkadaşları tarafından ne de Avonlea halkı tarafından kolay kabul görmez Anne. Kötü sözlere, üzücü laflara maruz kalır. İtilip dışlanır. Ama Anne yenik düşmez olanlara rağmen..
Okudukça Anne için üzülüp, onun için içim sızladı elbetteki. Bir çocuğun çocuk olmayıp, büyük bir yetişkinden daha bilgili olması ne derece doğru bilemedim. Kitabı bitirdikten sonra dizisini de izledim. Hem izlerken hem de okurken Anne Shirley'e, hayallerine, umuduna, coşkusuna, bitmeyen enerjisinine hayran kaldım.
Velhasıl kelam..
Belki de biz anne baba olmuş yetişkinlerin okuyup çocuklarımızın dünyasına girmek için biraz daha iyi çabalamamız gerekir.