Puan vermedi·1552 syf.····Okunma: 10 Eylül 2021 15:06 Uzunnn bir yolculuğun sonuna geldik! Gerçekten bir yazı bu kitaba ayırdım diyebilirim :)
Kitabın ilk cildi çok daha heyecanlı. Bu nedenle çok daha hızlı okunuyor. İkinci cilt sonlara doğru beni sıktı açıkcası. Fazla ayrıntı vardı. Son 60 sayfa artık bitsin diye okudum. Ama genel bir perspektiften bakacak olursak kaliteli bir hikayeydi. Kralcılar ve Napolyon arasındaki olayları, dönemim insanlarının hayat tarzları hakkında aytıntılı bilgiler mevcut.
Hikayemiz bir yanda tahta kalma mücadelesi veren kral ve bir yanda Elba adasında yeniden uyanmayı bekleyen Bonapartçıların oldu bir döneme rastgeliyor. Fransa'da siyasal ortamın en karmaşık olduğu zamanlar. 1815. Kahramanımız 20 yaşında genç denizci Edmond Dantes bu yıllarda Morrel şirketinin gemilerini kontrol eden bir kaptan yardımcısı. Hayatta babası Louis Dantes ve canından çok sevdiği nişanlısı Mercedes'ten başka kimsesi yok. Mercedes ise güzel mi güzel bir Katalan kızı. Tabi bu eşsiz güzelliğe sahip Katalan kızının tek hayranı Edmond değil. Mercedes'in kuzeni Fernand'da hayatı boyunca yalnızca Mercedes'i sevmiş. Edmond'a karşı büyük bir nefret besliyor. Fernand'ın duygularına eşlik eden Edmond'ı kıskanan ve onun felaketi olacak birisi daha var. Gemide muhasebeci olan ve kaptanlığa göz diken Danglars.
Saf, kötülük nedir bilmeyen Edmond zar zor geçinen fakir bir genç iken 1815 yılında kaptantanlık teklifi alır. Teklif aldığı gün Mercedes'e evlenme teklifi eder. Evliliğinin olacağı günden bir gece önce Danglars bir plan yapar. Fernand'ı kışkırtır. Caderousse ise (Edmond'ın komşusu) tüm planı görür fakat sesini çıkarmaz. Fernand Danglars'ın yönlendirmesiyle Edmond'ı Bonapartçı olarak suçlar ve Edmond tam evleneceği anda askerler tarafından götürülür. Babası Bonapartçı olan ve bu izlenimi kapatmak isteyen kraliyet savcısı Villefort'un karşısına çıkar. Villefort Edmond'ı görür görmez masum olduğunu anlar fakat Edmond'ın hayatı ile kendi hayatı arasında seçim yapmak zorundadır. Çünkü Edmond'a yöneltilen suçlar aslında babasına ait kanıtlar barındırır. Kanıtları yok eden Villefort Edmond'ı İf Şatosu'na mahkum olarak gönderir. Edmond'ın çile dolu günleri böyle başlar. Hapishane de kendini öldürmeyi bile düşünür. Tam çıldıracağı anda deli sanılan Rahip Faria ile tanışır. Faria ona bildiği her şeyi öğretir, onu eğitir, ona başına gelenlerin nedenini açıklar. Edmond onunla beraber küllerinden yeniden doğar ve değişir. 14 yıl hapis yattıktan sonra Faria'nın öldüğü gün cesedin olmadı gereken çuvala kendisi girerek esaretten kurtulur. Faria sadece bilgisini değil gömülü bir hazineyi de Edmond'a bırakmıştır. Edmond kitabın ismini alan Monte Cristo adasında gömülü olan hazineyi bulur, kılık değiştirerek Marsilya'ya döner fakat ne babası yaşamaktadır ne de Mercedes'ten bir haber vardır. Daha sonra Başrahip Busoni kılığıyla Caderousse'tan babasının açlıktan öldüğünü, Mercedes'in Fernand ile evlendiğini öğrenir. Danglars ise bankacı olarak çok zengin olmuştur. Düşmanları zengin ve rahat bir yaşam sürüyordur. Babasının zor zamanlarında ise ona sadece patronu Morrel yardımcı olmuştur. Bu bilgileri alan Edmond gizlice (Denizci Sinbad adı ile) iflas bayrağı çeken Morrel'e yardım ettikten sonra intikam yemini eder.
Aradan 9 yıl geçtikten sonra Edmond soğuk kalpli, acımasız, zengin, bilgili, güçlü bir şekilde Monte Cristo Kontu adıyla karşımıza çıkar. Adeta bir intikam meleğidir. Tanrının adaletini yerine getirmek için dönmüştür. 9 yılda ince ince intikam planını hazırlamıştır. İtalya'da Franz de Epinay ile tanışarak Mercedes'in oğlu Albert Morcef ile yakınlık kurar. Böylece Fransız sosyetesinin içine Albert vesilesi ile girer. Bundan sonra ise planını işlemeye başlar. Bu plan o kadar derindir ki okurken içinde kayboldum. Gerçekten kompleks bir hikaye olmuş. Bu kısımları atlıyorum. İlk intikam Caderousse'tan alınır. Caderousse Bertuccio(Andrea) tarafından bıçaklanarak öldürülür. Daha sonraki kurban ise Fernand'dır. Hayde'nin babası Ali Paşa'ya ihanet ederek zengin olan Fernand Edmond'ın planı dahilinde yargılanır. Albert ve Mercedes tarafından terkedilen Fernand Edmond ile yüzleşir. Hayatını verdiği tüm değerleri kaybeden Fernand kafasına sıkarak intihar eder. Albert onurunu korumak için asker olur ve Mercedes Marsilya'da hayata başladığı noktaya ve yoksulluğa geri döner. Üçüncü kurban ise Villefort'tur. Ailenin içine girip Madam Villefort'a bir zehir veren Edmond Villefort ailesinin yavaş yavaş ölmesine sebep olur. Villefort ise hem bu ölümlerden hemde gayrimeşru çocuğunun ortaya çıkıp açığa çıkardığı gerçeklerden sonra akıl sağlığını kaybeder. Son kurban ise Danglars olur. Danglars Edmond'ın yönettiği İtalyan çete lideri Luigi Vampa'nın eline düşer. Açlıkla sınanan Danglars'ı Edmond pişman olması vesileyle affeder fakat onu yoksul bir hayata mahkum kılar.
Edmond hikayenin sonunda yaş farkına rağmen kendisine aşık olan Hayde ile birlikte olur ve uzaklara giderler. Morrel'ın oğlu Maximellien'a Valentina ile servetinin bir kısmını bırakır.
Türk isminin çok geçtiği bir hikayeydi. Dönemin Avrupasında doğuya bakış açısını, doğuya hayranlığı görebiliyoruz. Edmond ile Faria arasında geçen diyaloglar kitabın açık ara en iyi kısmıydı. Monte Cristo Kontunun merhamet göstermeye başladığı anda müzeye dönüştürülen if şatosunu ziyaret etmesi,unutma diye kendine nasihat vermesi, intikamını taze tutması da okuması zevkli bölümlerdendi.