1000Kitap Logosu
294 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Gelecek Çoktan Yaratıldı!
Arkadi ve Boris kardeşler... Beni sürekli düşündüren, diyaloglar içinde süründüren ama ne olursa olsun konuya kendimi kaptırınca bu ne güzel bir fikir dedirten ikili. Onlardan okuduğum 4. kitap Yokuştaki Salyangoz. Sadece Pazartesi Cumartesiden Başlar kaldı okunacak. Sıra ona da gelecek. Sitede ikilinin eserlerinin puanlaması hayli düşüktür. Bunun nedeni ise kardeşlerin kitaplarındaki havada kalan detaylar ve diyalog fazlalığı nedeniyle oluşan okunma zorluğu. Okuyan çok olsa da anlayan az onları. Bu nedenle ben de her seferinde kaygı ve merakla başlıyorum eserlerini okumaya. Hâttâ inceleme yazmadan evvel sanki kitabı hiç hatırlamadığımı düşündüğüm bile oluyor ancak yazmaya başlayınca hayret ediyorum onların anlatmak istediklerini bu karmaşada idrak edebilmiş olmaya. Kitabın sonunda bulunan Boris Strugatski tarafından yazılan Sonsöz'ü acaba başta mı okusaydım hissinden kurtulamıyorum. Ama bunun da eseri okurkenki merakımı azaltabileceğini düşünüyorum. Zaten okurken yazarların her eserinde kullandığı sembollerle konuyu kavrayanların bu Sonsöz ile karşılaşınca gülümseyeceğini düşünüyorum. Kısaca konuyu yazıp ben fikirlerimden bahsetmek istiyorum. Biber ve Candide adlı iki karakter ile tanışıyoruz Yokuştaki Salyangoz okurken. Her karakteri bölüm bölüm işlemiş yazarlar. Biber, zamanını İdare'de geçiren bir dilbilimcidir. Tek isteği ormana gitmek ve burayı keşfetmektir. Ancak bu isteği kabul edilmez çünkü ormana gitmeyi çok isteyenler buraya kabul edilmemektedir. Biber'in de yapabileceği tek şey yamaçtan aşağıya bakıp ormanı seyretmektir. Ne ormana gidebilir ne de İdare binasından ayrılabilir Biber. Çünkü onu binadan götürecek araç bir türlü gelmez. Gelse bile bürokrasiler karakterimizin peşini bırakmaz. Yani sıkışıp kalmıştır burada O. Candide ise Biber'in tam tersi durumdadır. Bir gün ormana gitmiş ancak bir daha oradan geri dönmemiştir. İdare, onu öldü kabul etmiş ve cenaze töreni bile düzenlemiştir. Yerliler tarafından kurtarılan Candide tedavi edilir ama onun da isteği İdare'ye geri dönmektir. Candide gibi burada yani ormanda yaşayan birçok karakter ile karşılaşıyoruz eserde. Her biri uçlarda ve farklı karakterler. İlginç cümleler ve tespitler yapıyorlar ayrıca ormandan da korkuyorlar. Ormanın bilinmezliği, duydukları şeyler ve çevre onların üstünde bir korku yaratıyor. Şimdi gelelim Boris'in eserle ilgili yazdığı Sonsöz çevresinde benim düşüncelerime. Eserde işlenen ve bahsedilen iki ana mekân aslında iki kelimeyi temsil etmektedir. Orman: Gelecek , İdare: Bugün kavramını temsil eder. Geleceği bilemeyen, duydukları ve sadece tahminleri ile var olan insanlar gelecekten korkarlar. Bu korku her yanını sarar insanın. İyi ile mi yoksa kötü ile mi karşılaşacağını bilemez kimse ama yaşar, yaşamak zorundadır. Gelecek yabancıdır, bilinmezdir. Ve bilinmeyen her şey bizim dünyamızda ürkütücüdür. Orman da bu nedenle ürkütür kahramanlarımızı zaten! İdare ise dediğim gibi bugünü temsil eder. Idarede sıkışıp kalan Biber de Orman'a yani geleceğe merakla bakar bu nedenle. Bugünde yaşamayı beceremeyip bir an önce gelecekle ilgili fikirler edinmek ister insan. Plânlar yapar, hayaller kurar ama bugünü yaşamayı ihmal eder bir yandan da. Yazarlar bu kelimeleri kullanmamış bunun yerine diyaloglar arasındaki semboller ile okuyucuya anlatmak istemiştir fikirlerini. Bunun aynısını Kıyamete Bir Milyar Yıl adlı eserlerinde de uygulamış ve beni çok meraklanırmışlardı onlar. Dolayısıyla toparlarsak, eseri sevmeyen birçok kişi olacaktır. Diyalog bolluğu okuyucuyu yorsa da düşünmek için birebirdir. Herkesin sevemeyeceğini düşünsem de Strugatski kardeşlerin diline alışık olanların anlayabileceği derinlikte olduğunu söyleyerek bitiriyorum. Beyniniz yansa da, konu tamamen bizleriz. Korkularımızı, şüphe ve inançlarımızı böyle okumak çok farklıydı...
Yokuştaki Salyangoz
Okuyacaklarıma Ekle
1
Paylaşım
28
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.