Vahşi Kızlar
5/10
·320 syf.··
2021 28. kitabı
Dilinden başlayacak olursak; zor bir dili olduğunu söyleyemem, özellikle jargon kelimelerden epey bir ırak olması akıcılığı sağlamış. Betimlemeler basit ve basit olması akılda canlandırmayı ciddi anlamda kolaylaştırmış. En azından benim için durum böyleydi. Kitabımızın konusu kısaca: Raxter kız lisesinin Tox adındaki bir virüs nedeniyle karantinaya alınması ve bu karantina sürecinde öğrencilerin baş ettiği zorluklar. Kitabın ilk 100-150 sayfasında falan karakterlerin karantina altındaki rutin yaşamını okuyoruz ve sonra ansızın Hetty'nin arkadaşı Byatt'ın kaybolmasıyla maceramız başlıyor. Bana kalırsa öykü tek bir karakterin gözünden anlatılmalıymış zira birdenbire Byatt'ın gözünden okumaya başlamak pek oturmamış gidişata. (Ayrıca Byatt'ın bölümlerinde saçma sapan boşluklar falan vardı kelimelerin, cümlelerin arasında. Sanırım bilerek yapılmış bir şeydi fakat yine de aşırı rahatsız ediciydi.) Kitabın sonlarına doğru birçok mevzunun sebebini öğreniyoruz ama, nedense, bir türlü bana tam anlamıyla mantıklı gelmedi önümüze sunulan nedenler. (Özellikle kitabın sonunda gerçekleşen çift kalp mevzusuna asla mana veremedim.) Kitabın hoşuma giden bir yanı yazarın karakterlerine asla acımıyor oluşuydu. Yazarların karakterlerini gözünü kırpmadan öldürebilmesi gerçekten çok hoşuma gidiyor. Karakterler... Ah, o karakterler... Hetty Başlarda çelimsiz, çekingen bir kız görünürken sonralara doğru epeyce güç kazanan bir karakter kendisi, amma velakin bu ne ara oldu benim de pek bir fikrim olduğu söylenemez. Reese'in babasına yaptığı şey affedilemez olmasının yanı sıra haksız bir nedenden de gerçekleştirilmiş bir şey değildi ve bu yüzden ona bu konuda kızmadım lakin Reese'den özür dileyip onu teselli etmek yerine üste çıkmaya çalışması beni biraz öfkelendirdi. Yani neticede kızın babasını öldürmüşsün ve hemen oracıkta seni haklı bulmasını, olanları yok saymasını falan istiyorsun; bir sıkıntın mı var yavrucağım, Hetty'im? Sonda herkesi geride bırakıp Reese ile adadan kaçmaya yeltenmesine asla kızmadım; evet, kızmadım FAKAT müdireyi ve Taylor'u bu sebeple yargılamasının üzerine böyle bir hareket yapmasına gerçekten tilt oldum. İkinizin yaptığı şey onların yapacağı şeyle aynı. İyiler kim? Hetty ve Reese mi? Hiç sanmam. Reese Başlarda gerçekten sevdiğim bir karakterdi fakat sonradan devrime uğrayıp bambaşka birine dönüşünce tüm sevgim uçup gitti. Hetty'nin aksine neyi yapıp yapmayacağını ve neyi, neden yapıp yapmayacağını bildiğimiz bir karakter kendisi. Kesinlikle Hetty'den daha çok sevdim fakat iyi bir karakter olduğunu gene de iddia edemeyeceğim. Byatt "Baş rolün fedakâr kız arkadaşı falan işte," derken kızın ölümüne şahit olduk ya. Kız sessiz sedasız gitti. Bana sorarsanız öyküde öyle çok da bir yeri yoktu. Sırf Hetty'nin karantinayı kırması için eklenmiş bir karakter olma ihtimali bir hayli yüksek. Gelgelelim aşk çizgilerine... Hetty ve Reese iyi işlenememişti bana kalırsa. Özellikle birbirlerine birbirlerini sevdiklerini itiraf etmelerinden hemen sonra birdenbire can ciğer olup birbirilerinin uykusunu önemseyecek duruma gelmeleri çok cezbetmedi beni sanki. Byatt ve Teddy deseniz; aralarında aşk falan olduğunu zannetmiyorum ki zaten kitabı okurken bir baktım bunlar öpüşmeye başlamış falan. Tek sorum: NE ARA? Ayrıca Teddy tam bir salaktır, aksini iddia eden derhâl bu eylemine son versin lütfen. Kitabın sonunu asla beğenmedim. Bir hayli açıkta kalmıştı ve normal şartlarda yazarların öykünün devamını okuyucunun hayal gücüne bırakmalarını hoş bulmama rağmen olmamış bu pek. (Kitabın LGBTI+ olduğunu da not düşeyim.) Sonuç olarak kitabı sevmedim. Bayağı sıktı ve kitabı okuduğum sıralarda kendimi çoğunlukla başka diyarlara dalmış bir hâlde buldum. Tavsiye eder miyim? Hayır.
Vahşi KızlarRory Power · Epsilon Yayınları · 2019311 okunma
·
135 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.