·480 syf.····Okunma: 14 Eylül 2021 16:26 Öyle bir kitap bitirdim ki uzun zamandı beni böyle etkileyen bir eser olmamıştı. Yazarın okuduğum ilk kitabı ama eminim tüm kitaplarını fırsat buldukça okuyacağım. Hikayenin tam ortasında buldum kendimi çünkü.
Kitap, Yasemin’in bilinmezliklerle dolu hayat hikayesini konu ediniyor. Çok küçük yaşta dedesi, babaannesinden koparılıp Amerika’ya götürülen 2 yaşında bir kız. Tek hayali New York’ta çalıştığı şirkete ortak olabilmek, Manhattan’da bir çatı katı sahibi olabilmek. Dedesinin ona bıraktığı emanet için gelen bir telefonla tüm hayatı öyle değişiyor , öyle güzelleşiyor ki heyecanla, bir solukta okuyorsunuz.
Emanet sayesinde, kendisiyle, kökleriyle, babasıyla, dedesiyle, babaannesiyle tanışıyor. Ülkesine kavuşuyor. Kendi kimliğini buluyor. Dedesinin nakış işler gibi ince ince işlediği defter, ona bıraktığı şeylerle adeta hayatına yeniden kavuşuyor. Neler neler yaşıyor bir bilseniz. Nasıl güzel bir değişimdi yaşadığı. Ha bu arada artık hedefi çatı katındaki bir daire değil artık. Daha duygu yüklü her şey.
Yazar karakterleri öyle güzel işlemiş ki Hamdi benim de dedem, Asude benim de babaannem artık. Böyle güzel insanlar hayatımızda hep olsun. Hep iyiliklerle karşılaşsın yolumuz.
Ne kadar mı iyiler ? Okuyun ve görün mutlaka. Ben okurken öyle çok ağladım ki. En son ne zaman bu kadar bir hikayeden etkilendim hatırlamıyorum bile. Bitirmemek için , hikayeden kopmamak için okumadığım günlerim bile oldu. Tabii ki bitince de çok üzüldüm.
Ayrıca, okurken Köy Enstitüleri’nde yaşananlar, Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un nasıl güzel bir şeye adım attıklarına şahit oluyoruz. İyi ki ülkemizden böyle güzel eğitimciler geçmiş dedirtti.
İyi ki bu kitapla yollarımız kesişti. Yoksa böyle bir güzellikten mahrum kalacaktım. Yazarın emeğine , kalemine sağlık.