Puan vermedi·215 syf.····Okunma: 20 Eylül 2021 00:35 Seneleerdir merak edip, bir türlü okuyamadığım Beyaz Diş ile nihayet tanıştım. Sevdim onu, ona hayran oldum, onda kendimi buldum, kızdım ona zaman zaman, bazen onun için üzüldüm, bazen sevindim, acıdım, özledim, hırçınlaştım... Beyaz Diş pek çok duyguyu birlikte yaşattı bana, bu yüzden yeri ayrı olacak daima.
Yaşlı bir erkek kurt ile, köpek kırması dişi bir kurdun birkaç yavrusundan tek hayatta kalan kurt Beyaz Diş. Annesi ile avlanıp, karnını doyurma telaşında iken, annesinin evcilliğine, köpek cinsine yenilip bir Kızılderili kabilesine dahil oluyor. Başta annesi de yanında olduğu için, ormanın kendisini çağıran sesine, özgürlüğün hasretine dayanıyor. Nihayet annesi başka bir adama satılıp gidince Beyaz Diş, içindeki asiyle baş edemeyip, insana karşı gelmeye başlıyor ama bir çeşit Tanrı olduğunu insanın, yediği dayaklarla öğreniyor. Beyaz Diş annesi hariç hiç kimseden en ufak bir sevgi kırıntısı görmüyor. Kızılderili sahibi Gri Kuzgun onu kendisi de ruhu da çirkin olan Güzel Smith'e satınca, Beyaz Diş insan tanrının çok daha zalim bir yanına şahit oluyor. Köpek dövüşleri için kullanılıp, bütün köpekleri, kurtları yenince bir gün onu bir buldogla dövüştürüyorlar. Beyaz Diş'in içindeki vahşi bütün çabasına rağmen tam bu garip köpeğe yenilmek üzere iken, bir cesaretli yürek onu, bu dönüşlerden de, zalim sahibinden de, sevgisiz hayatından da kurtarıyor.
Hikayenin buradan sonrası öyle sıcacık, öyle güzel ki, okuduğum onca iç acıtıcı ayrıntıyı unutturdu. Beyaz Diş bu yeni Tanrı ile sevgi üzerine kurulu bir bağ oluşturuyor. Bu karşılıklı sevgi o kadar büyük ki, Bay Scott Beyaz Diş'i, bir kurdu yani, California'ya kadar götürmeyi göze alıyor.
Ben bu kadar geç kalmama üzülmekle beraber dostlarım, size Beyaz Diş ile gecikmeden tanışmanızı tavsiye ederim. Muhabbetle