Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 24 Eylül 2021 23:27 Kitap üç bölümden olusmakta olup ilk bölüm yazarın bizzat İkinci dünya savasinda toplama kamplarında esir edilişinden ve orada yaşadığı üç yıllık deneyimlerinden bahseder. İkinci bölüm kendi psikiyatri alanındaki buluşu olan logoterapi yi ele alır üçüncü bölümde ise trajik iyimserlik üzerine yaptığı konuşmaları aktarmıştır. Yazar bizzat yaşayarak,hisssederek kendi mesleğini olgunlastirmistir. Bu kapsamda hayatı, insanı ve insanın anlam arayışı üzerinde durur. Toplama kamplarında yaşanan onca ağır şartlar her bireyde farklı şekillerde açığa çıktığını soyler. her birey kendine özgüdür,herkes için yaşamın anlamı farklıdır topyekûn ifade edilemez der.
kitabın en önemli kavramı olan "anlam istenci" üzerinde durur. D.frankl der ki insan yaşama bir anlam yükleyerek en ağır koşullarda bile sağ kalabilmektedir. Anlam istenci olmayan bireyin umutları tükenmiştir,fiziksel olarak ölümüne yol açan bir şey olsa da aslında beyin ölümü önceden gerçekleşmiştir. Toplama kampında şahit oldugu yaşamları ele alarak devam eder "insan bu korkunç ruhsal ve fiziksel stres koşullarında bile tinsel özgürlüğünü,zihinsel bağımsızlığını koruyabilir!" Ve ekler :insan onuru toplama kampında bile korunabilir! Binaenaleyh ağır koşullarda bile olsa; "yaşamak için bir nedeni olan insan her türlu nasıl'a katlanabilir" diyerek Nietzche'yi doğrular.Butun bu çıkarımlar yaşam alanında sıkıntı yaşayacak her birey için önemli bir mesaj olabilmelidir. Son olarak bir deney bır grup üzerinde uygulandığında her bireyde aynı sonuç vermediği bireysel farklılıklar belirsizlesecek diyen Sigmund freud' u reddederek toplama kampındaki durumları ele alarak belirsizlesmenin olmadığı kanısına varmaktadır. Netice de kitlesel nevros(varoluş sancısı) yaşansa da bireysel kişilik yordanamazlığını koruyacaktır.