Koşuk söylemek istediğinin
Hepsini söylemez
Düşündürmek ister
Nesir söylemek istediğinin
Hepsini söylemeye çabalar
Yine de söyleyemez
Büyük sorumluluk her zaman okurundur.
Yazanın derdi okunmak değil dokunmak olmalıdır.
Geleceği okudukları dokunan biri değiştirebilir.
Önder KARAÇAY
Düşünce Gücünün Son Boyutu
Kötülüğe doğrudan veya dolaylı hizmet eden hiçbir örgütlü yapıya dahil olamayan her insan yaşama ve örgütlü kötülüklerin ürettiği zulme direnirken sürekli yalnız kalır. Tek başına mücadele veren insanların direnişleri öldükten sonra tehlike geçti diye kalabalık bir sahiplik kazanır. İnsanlık bu iki yüzlü tutumunu her çağda ısrar ile sürdürür. Kötülük sürekli bu iki yüzlü yüzsüzlük yüzünden kazanır. Düşünce gücünün son farklı boyutu kitabım Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabım ile yetmiş yaşını dolduran örgütlü, organize, çok yivli ve çok tetikli kötülüğe muhtıra verdiğim halde ülkede kimsenin duymamış olması hangi iki yüzlü tutumun tavrıdır. Pireyi deve yapan sömürge medyası bunu görmek ve sömürmek için neyi beklemektedir. Öldükten sonra ki süreçte de sömürüyü engellemek için yine düşünce gücünün farklı bir boyutu ile öyle engeller yağmış olacağım ki önlerine insanlık tarihinde ilk kez sömürülme zamanı gelen bir ibreti sömürememe ve kendi iki yüzlü tutumlarını itiraf ederek bu yaşananları anlatmak zorunda kalacaklar. Tüm ideolojilere karşı olduğum halde komünist olmakla, ortadoğu dinlerine mesafeli olduğum için dinsiz olmakla suçlandım. Oysa insanlık ve sevgi hem ideolojim hem de dinimdi. İdeolojilerin dinlerin sorunu insanlık ve sevgiydi. Güç elde etmek için sömürü ve korku sarmalı dışına çıkamayan anlayışların içinde ne işim olabilirdi? Ganimet peşinde koşan ister din anlayışı olsun, ister ise bir ideoloji olsun yolum bir türlü onlarla keşişemedi. İdeoloji ve dinlerde dayatmacı bir tutum vardı. Dünyaya sevgi anlayışı ile bakmak yolumu ister istemez değiştiriyordu. İdeolojiler bu dünyayı dinler öteki dünyayı satıyordu satıyordu. İnsanlık ideali pazarda satılık bir mal muamelesi göremezdi. Görüyor olması doğru olduğu anlamına gelmiyordu. Yaşam dünya da olması gereken bir süreçti yaşamı öteki aleme erteleyen her satıcı ahlaksız bir sömürgeci örgütün din adına üyesiydi. Bu kötülüğü yaşatmayarak yaşayanlar örgütlüyordu. Yirmi birinci yüzyılda bir Türk tarih sahnesine çıkıyor ve bu iki yüzlülüğü ters yüz ediyor tüm taraflar ile kendilerini hileli yüzleri ile ve suçüstü yakaladığı delilleri ile yüzleştiriyordu.
Önder Karaçay