“Bak”, dedi bileğini koklatıp, “çok güzel koku”. “O zaman neden bana vermeye çalışıyorsun kızım kullansana” deyince ben, “ben ayrıldım ya ondan” dedi.
Bu biraz değişik bir tip; uzaktan burnu havada, güzel ama tiki kız hatta sığ görünüyor çok. Ya da ben bakımlı güzel kızlara zihnimde yapıştırdım bu sığ etiketini bilmiyorum. Hep ama hep yanında bir erkek var yani aynı erkek değil ama dönemsel olarak değişen bir “yanındaki erkek” kadrosu dolu. O da değişik gelirdi bana bağımlı kişilik olduğunu düşünürdüm, ama bir yandan da haksızlık etmemek için “ulan bağımlı olsa aynı adama olmaz mı diye” sorardım kendime.
Neyse gel zaman git zaman üniversite yurdunda oda arkadaşı olduk.
Sonra ben onu gördüm yani ben onu hep izlerdim de onu ilk defa gördüm. Dış bakımı bu estetik kaygısı iç haraplığından gelirmiş ilk önce onu öğrendim, sonra saçları o kadar o kadar uzundu ki; uzun, dalgali, gür ve cok güzel saçları vardı, onlara bir anlam yüklenebileceğini de ondan öğrendim. Ben de uzattım kıvır kıvır saçlarımı onun gibi, anlamı onunla paylaşılanlar oldu. Bir zaman sonra herkese, her şeye el uzattığını gördüm. değişik bir duyarlılık vardı onda beni bazen sıkan bir duygusallıkta. Her el uzattığı şeyi anlatırdı insanlara değişik metotlarla. Gözleri bazen dolu dolu bazen çakmak çakmak yani bir ince gurur barınırdı sesinde çünkü anlattığı insana feyz vereceğini düşünürdü hep. Hani onu dinleyen de gidecek başkasına el uzatacak, bir iyilik hareketi başlayacak, dalga dalga dünya iyileşecek, güzelleşecek... o kadar ütopik gelirdi ki bana.
Sonra yanındaki erkek kadrosunu tanıdım, ve geçmişteki eşlikçileri de. Çocuklar aşıktı ona bunu gözümüzle görür ve izlerdik o ise açıkça birlikte olmayacağını söyler “arkadaşlığa devam etmek istemezsen anlarım” diye tercihi bir de oncağızlara bırakırdı. Gene de yanından ayrılmazdı ama çocuklar yani o dönem hangisinin zamanıydıysa artık. Bu kadar seviliyor olması kafamı karıştırırdı madem böyle durum, için neden bu kadar harap arkadaş senin derdim kendi kendime. Bazen kızardım doyumsuz demek ki diye hemen sonra içim sızlardı öyle düşündüğüm için.
Geçti zaman geçti zaman tüm ön yargılar, tüm kuruntular geçti. Her şeyin vardır ya bir sebebi tüm sebeplerini öğrendim; çocukluğunu, ilk aşkını, ailesini.. hep özünü gördüm son kertede, içinin de güzelliğini; özümü özüne kattım can yoldaşı oldum harika yıllar geçti, o salak okullar bitti biz de toz gibi dağıldık. Sevmem ben pek telefon, az ararım ararsa birileri çok daha az açarım. Mesaj yazarım arada bir mektup minvalinde o kadar.
Bir gün buluştuk iki yıl sonra benim şehrimde -İstanbul-. 23 yaşındaydı, daha sakindi, daha güzeldi lan saçları kesmiş gitmiş bir değişik olgunluk gelmişti izleyip duruyordum gözlerim dolu dolu. O da bana bir parfümü vermeye çalışıyordu ayrıldığımızda sürdüğü parfüm değildi ama. “Bak” dedi bileğini koklatıp, “çok güzel koku”. “O zaman neden bana vermeye çalışıyorsun kızım kullansana” deyince ben, “ben ayrıldım ya ondan” dedi. İşte orada bu deli hakkında bir şey daha öğrendim ben; her ayrıldığı adamla birlikte parfüm değiştirdiğini!
“Şimdi nedir bu” dedim “işte ayrıldım ya ondan o kokuyu süremem artık” dedi bana. "yavrum, güzelim sen bunu ne zamandır kullanıyorsun? sen her ayrıldığında parfüm mü değiştiriyorsun? sen benim aklımı mı sınıyorsun? her antin kuntin laf senden çıkıyor!" falan diye söyleniyorum ben, o da elinde sigarası beni izliyordu. “anlamıyorsun” dedi “artık o kadın değilim ki öyle kokayım”. “ben her ilişki bittiğinde o dönem kullandığım parfümü de bitiririm”. Benim kafa kazan gibi oldu o sırada “her ilişkinde farklı bir kadın mı olduğunu sanıyorsun?” dedim. “sanmıyorum, öyleyim. Öyle olduğum için güzelim!" dedi.
Şimdi şu bulunduğum yaşta dönüp yaşadığım ilişkilere baktığımda ne kadar doğru söylediğini anlıyorum. Her ilişki bizi başka birisi yapıyordu ve o olduğumuz kişiden ne kadar memnunsak ilişkimiz de öylesine güzel oluyordu. Parfüm işin metaforu. Bir adamdan ayrılıyorsun ve o adamla birlikteyken sıktığın parfümü bir daha asla kullanamıyorsun. Aynı şekilde kokmak dahi istemiyorsun ha. Evet durum aynen bu. Bitirmişsin bir ilişkiyi, bitirme kararını verirken de bir daha aynı sen olmayacağını bilerek veriyorsun bu kararı. Parfüm bu aynı olamama halinin, hatta aynı olmama halinin güzelliğinin ufak bir sembolü şu an benim gözümde.
Onunla konuştum geçen gün, şu parfüm işini sordum ne alemde diye? “en guzeli oldu artık hiç kullanamıyorum!” dedi.