·464 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Mayıs 2021 04:34 Merhaba!
Uzun zaman sonra yeni bir kitap incelemesiyle geldim! Dokuzuncu Cemiyet okumaktan o kadar çok keyif aldığım bir kitaptı ki inceleme yazısı girmeyi nasıl unuttum bilemiyorum.
‘’Canı sıkkın mı görünüyordu? Mesafeliydi. Hiç arkadaşı yoktu. Derslerinde zorlanıyordu. Hepsi doğruydu. Ama başka biri olsa önemi olur muydu? Sosyal bir kelebek olsaydı acısını azaltmak için içtiğini söylerlerdi. Bütün dersleri A olan bir öğrenci olsa mükemmeliyetçiliğin onu yiyip bitirdiği söylenirdi. Kızların ölümü için hep bir bahane olurdu.’’
Dokuzuncu Cemiyet, Leigh Bardugo'nun 2019 yılında okurlarıyla buluşan ve ülkemizde de bu yıl Ithaki Yayınları'ndan çıkan kitabı. Kitabımızın ana karakteri Galaxy Stern Yale’deki öğrenciliğinin ilk yılında ve Yale’e tam olarak uyum sağlayabildiği söylenemez. Bir cinayet mahallinden sağ çıkan tek kişi olan Galaxy kendisini bir anda Yale’deki cemiyetleri denetlemekle görevli Lethe Cemiyeti’ne dahil olmuş olarak buluyor. Yale’deki hayatının henüz başında olan Dante Alex’e yardımcı olan kişi ise Lethe Cemiyeti’nin Virgil’i Daniel Arlington. Ancak Daniel’in ortadan kaybolmasıyla beraber işler Alex için biraz karmaşıklaşıyor.
Kitapla ilgili düşüncelerimi paylaşmam gerekirse, kitap Türkçe’ye çevrilmeden önce Leigh Bardugo’nun böyle bir kitabı olduğunu bilmiyordum çünkü Gölge ve Kemik üçlemesini henüz lisedeyken okumuştum ve maalesef çok da keyif aldığım bir seri değildi. Bu sebeple Bardugo'yu takip etmeyi bırakmıştım. Dokuzuncu Cemiyet ile ilgili gördüğüm yorumlardan sonra dahi kafamda çok olumlu bir tablo oluşmuş değildi. Ancak Bardugo’nun Kargalar Meclisi kitabını okuduktan sonra Dokuzuncu Cemiyet’e de bir şans vermeye karar verdim ve bu kararımdan pişman olmadığım için de mutluyum. Kargalar Meclisi ve Sahte Krallık kitaplarını beğenmiş olsam da Leigh Bardugo Gölge ve Kemik serisiyle bende minik bir travma yaratmış olacak ki diğer kitaplarına hep korkarak başladım. Dokuzuncu Cemiyet de bunlardan biriydi ve kitabın başlarında olaylar o kadar karmaşık geldi ki çevirdiğim her sayfada kafa karışıklığım biraz daha arttı ve kitabın beni yüzüstü bırakacağından endişe ettim. Sayfalar ilerledikçe bu düğümler çözülse de ilk başta hiçbir şey anlamadan okuduğum sayfalarda bir şeyler kaçırmamış olmak için ilk sayfaları bir kez daha okudum. Olayları kavramaya başladıkça kitabı okumanın çok daha keyifli bir hal aldığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Kitabın konusu itibariyle çok akıcı olmasının yanı sıra çevirisinin çok hatalı olmaması da güzeldi ancak mevcut hatalar da çok basitti. Örneğin benim okuduğum 1.baskıda sayfa 46’da ‘’Mercy’nin Çincesi. Yan odadaki Nijeryalı kız…’’ şeklinde başlayan bir cümle var. Sanıyorum orijinalinde ‘’Mercy’s Chinese’’ deniyor ve aslında Mercy’nin Çinli olduğundan bahsediliyor. Zira konuşmanın içeriği de bu şekilde daha çok mantıklı oluyor. Dediğim gibi, kitapta çok fazla hata yok ancak bu kadar bariz bir hata olması da okurken beni şaşırttı. Neyse ki kitabı okurken aldığınız keyif ile bu durumu rahatlıkla tolere edebiliyorsunuz. Ben Dokuzuncu Cemiyet'i okurken kitabın son sayfasına kadar kitaptan kopamadım ve bitirir bitirmez de kitap yorumları okumaya ve 2.kitapla ilgili bilgi almak için Leigh Bardugo’nun Goodreads sayfasını turlayıp durmaya başladım. Leigh Bardugo’nun Instagram hesabında kitapta bahsedilen mekanları gösterdiği storyler paylaşması da tatlı bir jest oldu ve kitabı benim için biraz daha gerçek yaptı.
Bir kitap incelememin daha sonuna yaklaşırken kitabı okumak isteyenlerin çekinmeden kitabı edinmelerini tavsiye ediyor ve kitaptan birkaç alıntıyı da paylaşmak istiyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim!
‘’… Derken viyaklamıştı. Orada bir adam duruyordu, yüzü çürüklerle benek benekti. Alex onun ölü olduğunu anlayınca rahatlamıştı. Kızlar tuvaletindeki ölü bir adam, canlı bir adamdan çok daha az korkutucuydu.’’
‘’ ‘Evet,’ dedi Alex öne doğru eğilerek. Annesinin bir türlü anlamadığı şey buydu. Mira sanatı ve gerçeği ve özgürlüğü seviyordu. Makinenin bir parçası olmak istemiyordu. Ama makinenin umurunda değildi. Makine onu ezmeye, dişlilerinin arasında sıkıştırmaya devam ediyordu.’’
‘’ ‘…Aksettirme büyüsü tamamen yansımalar ve algıyla ilgilidir. Biri ona inanana kadar bir yalan, yalan değildir. Etkilemen gereken biri yoksa etkileyici olmanın anlamı yoktur.’ ‘’