·53 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ağustos 2021 00:00 İskoç yazar ve şair Robert Louis Stevenson’ın yazdığı Olalla (Okunuşu: “Olaya”) adlı novellası, ilk kez 1885 yılında yayımlanmıştır. Ülkemizde ise ilk baskısını Celâl Üster’in İngilizce aslında çevirisi ile yaptı; Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 2020 yılının Mart ayında yayımlandı.
Yazar, Dr. Jekyll ile Bay Hyde adlı romanında olduğu gibi, gördüğü bir rüya üzerine etkilenerek yazmıştır Olalla öyküsünü de. Bu rüyayı bir öyküye dönüştürmekte çektiği güçlükleri ise 1888’deki bir yazısında anlatmıştır.
Olalla’da, Yarımada Savaşı (1808-1814) sırasında İspanyol ordusuyla birlikte savaşırken yaralanan genç bir İskoç subayın başından geçen yabansı denilebilecek bir öykü anlatılır. Hastanede tedavi gördükten sonra hava değişimi için soylu ama yoksul düşmüş bir ailenin konağına yerleşen genç subay, tuhaf bir ana-oğul-kız üçlüsü arasında akıllara durgunluk veren gariplikte bir öykünün içinde bulacaktır kendini...
Olalla, kimi eleştirmenlerce gotik edebiyatın çarpıcı bir örneği olarak kabul edilmiş, kimi eleştirmenlerce de bir “vampir öyküsü” olarak yorumlanmıştır.
Hiç sıkılmadan okuduğum güzel bir novella diyebilirim; ama ilk sayfalarda sıkıldığımı açıkçası itiraf etmeliyim. Sonlara doğru olay örgüsü gelişti ve kendini ortaya çıkardı. Okuyucuyu merakta bıraktığı, kafasında soru işaretleri oluşturduğu birçok yer var. Acaba yazar, o boşlukları doldursa mıydı demekten kendimi alamıyorum. Okunması çok elzem olan bir eser mi? Bence değil. Okunmasa da olur. Okunursa da bir oturuşta bitirilebilecek bir eser.