Türkiye'de annelerini baba şiddeti ile yitiren çocuklarla yapılan ilk çalışma özelliği taşıyan kitap, toplumumuzun kanayan yarası olan kadına şiddetin boyutlarına, geride kalan çocuklara ve şiddetin etkilerine değinen sosyal hizmet uzmanı Gamze Erükçü Akbaş'ın araştırma çalışması. Türkiye,nin farklı bölgelerinde erkek şiddeti ile öldürülen 10 kadının geride kalan çocuklarının yaşadığı zorlukları gözler önüne seren araştıran yazar öldürülen kadınlar için neler yapılabilirdi ihmaller neydi, neler yapılabileceği ve nasıl önlemler alınabileceği konusunda da tavsiyelerde bulunuyor. Yazar Gamze Hanım öldürülen kadınların ve çocukların gizliliğine önem vererek yapıyor çalışmasını bu yüzden vakaların isimlerini değiştirerek yazmış kitaba. Öldürülen kadınlara, denizlere karışan nehir isimlerini veriyor ve şöyle diyor yazar: "İstedim ki, metaforik bile olsa sonsuzluğa erişebilsinler..." Yazarın bu düşüncesi bu inceliği çok hoşuma gitti ve içimi ısıttı. Kitabı okurken yer yer gözlerim doldu ve bazı noktalarda içim acıyarak yutkunarak okudum. İnsanlar bu tarz olayları haberde gazetede vs. gördüğü zaman kapatıyorlar görmek istemiyorlar duymak istemiyorlar okumuyorlar. Biz kapatsakta görmesekte ne yazık ki bu durumu birebir yaşayan ve ciddi anlamda etkilenen hayatlar var çocuklar var. Bu toplumda yaşayan bir birey olarak nasıl görmezden gelebiliriz. Kitapta haklarını bilmediği görmediği için şiddete sessiz kalan boyun eğen öldürülmüş kadınların öyküsü var. Eğiterek, anlatarak, görerek, duyarak, duyurarak aşabiliriz ancak. Yazar kitabın son satırlarında "Öldürülen tüm kadınları sığdıramadım bu satırlara" diyor kitapta en etkilediğim kısım bu oldu.