Puan vermedi·320 syf.··
2021 63. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2021 15:01
Herkese merhabalar... Gregor Samsa'yı yaratan, Dönüşüm gibi efsane bir kitabın yaratıcısı ve bununla birlikte birden fazla kaliteli esere imza atan bir yazardan da böylesine tek düze, böylesine sıkıcı, böylesine kendinden soğutan bir eserden keyif almak mümkün değil gerçekten. Bunu söylememin sebebi, Franz Kafka'nın eserlerini araştırmadan ele alınıp okunabilmesi mümkünken Milena'ya mektuplar'dan sonra demek ki neymiş Franz Kafka'nın da eserlerini okumadan önce araştırmak gerekiyor dedirttiriyor insana. Kitabın içeriği her ne kadar da tek taraflı somut örnek olsa da Franz Kafka'nın Milena'ya olan sevgisini görmezden gelmek mümkün değil. Bunu en basit örneğiyle mektupların en sonunda bulunan şu isimlerin git gide Milena'ya dönüşmesiyle fark etmek mümkün. -İçten selamlarımla, F. Kafka -Sevgilerimle, F.Kafka -Sizin, F. Kafka -Sizin, F -F.' niz -Sizin Kafka'nız -Senin ( artık adımı kaybediyorum, gittikçe kısaldı ve şimdi adım: senin) Özellikle en sonda yer alan "senin" kelimesi kendisini Milena'ya ait ettiğinin bir ilanıdır. Başka bir alıntıyla da anlamak mümkün, "Seni bir daha görmeyecek de olsam, bana aitsin sen" (syf :57) demesiyle de Milena'yı da kendine ait kılmaktadır. Bu gibi cümlelerin her ne kadar devamı gelse de ve Milena'ya olan sevgisini bizlere her ne kadar hissettirse de kitabın ilerleyen sayfalarında tıpkı şu alıntıdaki gibi, "Senin gerçek mutsuzluğun benim, başkası değil, sadece ben." (syf 182) hem kendini hem de biz okuyucuları hayal kırıklığına uğrattığı aşikar. Hatta daha da ileriye giderek en kesin çözümü sunarak, "Artık birbirimize yazmaya bir son vermeli ve geleceği geleceğe bırakmalıyız."(syf 245) biz okuyucuları tamamen hayal kırıklığının da ötesine taşımaktadır. Kısacası kitapta her ne kadar da aşk işlenmiş olmasına rağmen Milena'nın gönderdiği mektupların yer almaması Franz Kafka'nın, yaşanan olayları kendisinin anlatması ve olayların belli bir uyum içinde olmaması okuyucuyu aşırıya kaçacak şekilde sıktığını düşünüyor ve bunu belirtmek istiyorum. Biz okuyucular her ne kadar da bu kitap hakkında eleştiride bulunsak da en büyük eleştiriyi en büyük olay hakkında yazarın kendisi, kendine yapmaktadır. İnsan, mektuplarla ilişki kurabileceği düşüncesine nereden kapılmış? (Syf 287) Sorusunu sorarak kendisinin yanlış bir yol tercih ettiğini, her ne kadar açık bir şekilde söylemese de soru yoluyla belki de bizlere ifade etmek istemiştir. Kitabımız tek düzelik bakımından: -Ermiş (Halil Cibran) -Böyle söyledi Zerdüşt (Friederich Nıetzsche) -Devlet (Platon), gibi kitapları andırmaktadır. Biz okuyucuları asıl heyecana getiren; işlenen konunun güçlü olması ve konunun ele alınış biçimi olsa gerek ki çoğu tek düze olan kitaplardan pek haz alamamaktadır okur. Franz Kafka'nın bu eserde kullandığı bir cümle ile incelememe son vermek istiyorum. "Artık birbirimize yazmaya bir son vermeli ve geleceği geleceğe bırakmalıyız."(syf 245) Değil mi Franz Kafka? Esen kalın...Sayın gerçek okurlar. :)
1000Kitap
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · İndigo Yayınları · 201865,9bin okunma
·
104 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.