Yaşamak…
Yazma yeteneği olan birisi değilim aslında ama o kadar etkilendim ki kitaptan, bir şeyler yazmadan geçemedim.
Varlıklı bir ailenin oğlu olan Fugui, ailenin bütün servetini gençlik yıllarında (evli olduğu halde) kumar, karı kız peşinde tüketiyor. Tam bir sefalet dönemi başlıyor. Yoksulluk, savaş derken çekilen sıkıntıların sonu gelmiyor.
Yaşamak deyince hepimize olumlu sinyaller geliyor. Ama yaşamanın hayatı olduğu gibi kucakladığını unutuyoruz. Doğumları, ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla….
Bu kadar acıya, üzüntüye, kayıplara rağmen Yaşamaya devam etmek zorundasın… Diyebiliyorsa bence bu hayatta o kadar da umutsuzluğa gerek yok diye düşünüyorum.
Umudumuzu yitirirsek nasıl yaşardık? syf:118
“Gözyaşlarını tutmak için dudaklarını ısırıyordu…” ben ne kadar denesem de kitabı okurken ve asla gözyaşlarımı tutamadım.
Çok mu uzattım bilemiyorum ama okurken keşke daha önce okusaydım dedim. Kitap tavsiyesi isterseniz eğer kesinlikle
Yaşamak ‘ı okuyun, okutturun derim.
!! Duygusallara tavsiye, kendinizi çok kaptırmayın kendinize gelemiyorsunuz sonra. Kendi kendinize konuşması da cabası…
Sağlıcakla ve kitapla kalın sevgili 1K dostları…
Ben de bu kitabı sizin gibi yaşamın güzel anlarını anlatacağını düşünerek okumuştum ama evet içinde Üzüntü daha Çöktü ama sonuna kadar bitirmeden elimden bırakamadım bir günde bitirdim yanılmıyorsam çok etkilendiğim bir kitaptı