O yamalı kadın bugün düşünceler içinde boğuşurken, süzüp anca bu kadarını çıkarabildiğim ufak bir karalamamı anımsattı bana. Meğerse felsefenin kendisini bulmuşum o parçalarda... :)
Teşekkürler Dess...
"Ne garip... Ne garip, insanın kendi kendini duyamaması, anlayamaması, kafasının içindeki o derin, uçsuz bucaksız, koca boşluğun içindeki milyonlarca yıldızcasına o düşünce parçalarının arasında bir başına kalmış, kayıp benliği ile baş başa kalması. Sessizliğin kulağı yırtan o garip tınısı, çığlığı,... Sonsuz düşünceler içinde sıkışıp kalmış, etrafa, çevresine "alın beni bu cehennemden, dayanamıyorum!" diye haykıran, yalvaran gözlerle gülümsemeye devam eden o kayıp kişilik, masum çocuk. Sen değil misin bu milyonları oluşturan, sen değil misin birer yapboz parçası gibi düşünceleri etrafa saçan, zaten parçalı olan yapboz parçalarını yeniden milyonlarca parçaya bölen? Sen değil misin tüm bu karmaşanın sebebi? Yapboz parçaları bir araya gelince bir bütün olur, bilmez misin? Neden birleştirmek varken, parçalar, işini zorlaştırırsın? Ortaya çıkacak olan o teklikten, bütünden, özden mi korkarsın? "