Gönderi

salaklık üzerine bir deneme
Puan vermedi·224 syf.··
2021 212. kitabı
Merhaba, kitabın incelemelerini okuduktan sonra farklı bir açıdan bir inceleme yazmaya yelteneceğim, tabii mümkün olduğunca. (zira incelemelerim pek iç açıcı sayılmaz) Uzun bir yolculuktan sonra, eve girince ilk işim koştur koştur yeni aldığım perdeyi takmak oldu. Perdeler gizleme aracı mı yoksa korunma mı? Her insan bir parça olsun mahremiyeti tatmak ister göz kapaklarının altında, bu açıdan perdeleri bir evin titreşen kirpikleri sayılmaz mı? Bunun konumuzla ne ilgisi var diyeceksiniz, nasıl söylesem kitabı bitirdiğimde; zeki olmaya zorlanmasak eh fena insanlar değiliz aslında dedim kendi kendime. Zeki olmak yani illaki bir dahi olmak mı, hayır gizlediğimiz kırılgan yanımızla tanışmak sanırım en doğru ifade. Kitap iki kadın arasında kalan bir adamın hayatını anlatıyor kaba taslak ve bunu da biçim ve form üzerine yaptığı vurgularla zenginleştiriyor. Ana karakter Alexander bir mimar ve eşi de. Bu sebeple tüm ifadeleri ve hatta kararları bedelini ötelediği ve içinden çıkamadığı ikilemlerle ödediği tuğlaları andırıyor. Tuğlalar kafanıza düşüyor, tökezliyor ve kendi uçsuz buçaksız evreninzdeki Alexlerle tanışıyorsunuz, sadece Alex mi, lwona ve Sonja. İnşa ettiği fil dışı kuleler ve külübeler, harebeler, kitap boyunca çarptığını hayatlar aslında birer yapı. İrili ufaklı yüzlerce banliyö apartmanı, içlerinde her nefesin buz kestiği mesafeli villalar, ucube puf deseniz yıkılacak kapılarını çalmak cesaret isteyen köhne daireler. Her yaşamın ziline basıp kaçmak da geçmiyor değil içinizden ama durun orda, bir insan nereye ait olduğunu bilmeli, peki gerçekten bilir mi? "Sonja'ya açılış armağanı olarak Le Corbusier'nin çerçevelettiğim sözlerini vermiştim: Her şey farklıdır. Her şey yenidir. Her şey güzeldir. Sonja çerçeveyi çalışma masasının üzerine asıp her şey olması gerektiği gibi, demişti." Her şey nasıl olmalı bu soru kurcalıyor aklımızı, Sonya her şeyin bir kuralı yöntemi olduğunu iddia eder. Mimari bir yapı, insanlığın artan nüfusuna çözüm önerisi olarak Le Corbusier'nin Yaşam Makine'sine göre kurgular hayatını. Bir makinenin devinimlerini andıran arıza riski taşımayan sıfır hata yaşamlar. Yaşam da mimari bir plan gibi kurgulanabilir mi? "... bir evin planını çizebilirsin ama yaşamın asla," der bir arkadaşları. Bir başka soru da bir binanın içinde oturanlar mı onu şekillendirir yoksa bina mı insanları biçimlendirir, yaşadığımız hayatlara göre mi biz dediğimiz şey ortaya çıkıyor, yoksa tamamen kişisel seçimler mi. Bu daha saçma bir soru oldu kabul ediyorum, demek istediğim, kurguladığımız hayatlar ruhumuzun yamalarını kapatmak için bir kılıf mı? Yaşamda hepimize eşit miktarda kil verilse hangimiz düzgün bir şekil elde edebilirdik çamurdan?
Yedi YılPeter Stamm · Nebula Kitap · 2018521 okunma
·
1.075 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.