Walter Tevis ile, geçen sene ekranlara uyarlanan Vezir Gambiti -Queen's Gambit- isimli dizinin aslen eserinin yazarı olduğunu öğrenerek tanıştım.
Pek tabii ki hemen kitapçıya koştum ve Vezir Gambiti kitabını aldım; aynı zamanda yazarın bu eseri ile de göz göze geldim.
Merak ettim ve aldım.
Eser ile ilgili ilk görüşüm bir bilim-kurgu temasından çok distopik bir hava sunmasıydı; ayrıca kapağa baktığınız anda hemen aklınıza -eğer izleme imkanı bulduysanız- eşsiz yönetmen John Carpenter tarafından 1981 yılında sinemaya uyarlanan Newyork'tan Kaçış -Escape from New York- filmi gelebilir.
Kapakta, kentin sembolik yapısı Empire State Binası yer alıyor ve kitabın arkasındaki tanıtımında da doğrudan adı geçiyor.
Sanki koca şehir tamamen sessizliğe gömülmüş gibi. İnsan ırkı neredeyse sona ermek üzere görünüyor ancak kimse elini bile oynatmıyor.
Bir tür sentetik uyuşturucu ile insanlar çevrelerinde olan bitenin farkına bile varmadan ruhsuz kabuklar imiş gibi etrafta öylece dolaşıyorlar.
İşin daha da kötü kısmı ise, ne bir okuma yazma var ne de bir çocuk var. İnsanlara hizmet etmesi için belli derecelerde programlanmış robotlar var; en üst seviye birkaç robot ise geçmişte bir insanın zihninin kopyalanması ile oluşturulmuş bir yapay zekadan ibaret.
Hikaye bir robot, kurallara karşı gelen bir kadın ve okuma yazma merakını ateşleyen bir adam üzerinden aktarılıyor bizlere.
İki ana karakter Mary Lou ve Paul ile insanlığın yeniden varlığını kazanmasının sürecini görüyoruz sayfalarda.
Sürpriz bozanlık-spoiler- yapmayacağım ama iki ana karakterin yolları şehrin bir noktasında ayrılıyor ve sonlara doğru tekrar şehirde bir araya geliyor.
Üçüncü ana karakter, yani robot Bob Spoffort ise tam bir muamma. Kitabın arkasında yer alan özetten de anlayacağınız üzere bu karakterimiz kendini öldürtmek istiyor ancak yazılımı bunu engelliyor.
İlk bakışta kitaba ısınmakta zorluk çekebilirsiniz; zira özellikle şehrin anlatıldığı o yoğun distopik satırlarda sanki şehrin üzerinde kasvetli bir hava var gibi hissettiriyor.
Kitabın bazı kısımlarında çok ilginç yazım hataları buldum, ancak bazı inceleme yazılarında bu hataların kitabın aslına sadık bir biçimde yapıldığına dair görüşler var, belki yazar bu kısımlarda bir tür kelime oyunu oynamak istemiş olabilir mi?
Bunu bilemiyorum.
Belki bir sonraki baskılarda bu ufak çeviri kusurları düzeltilebilir.
Tüm bunların dışında kitap, genel anlamda distopik Dünyasını çok güzel anlatıyor. Eğer kitapçıda gözünüze takılırsa kitap, almaktan çekinmeyin.