10/10
·141 syf.··
2021 8. kitabı
Auschwitz toplama kampından sağ olarak çıkmış bir psikoloğun bakış açısından, insanın anlam arayışı. Reklam kokan kitap başlığı gibi görünse de oldukça gerçek ve üstüne düşünülmesi gereken pek çok konu var bu kitapta. Benim dikkatimi çeken noktalar ise hayatın anlamının basit bir tanımdan uzak; yaşayan «vibrant» bir şey olması yani kişiye has olması, ayrıca değişen şartlara uyarlanabilir, esnek olması.. Aslında hayatın anlamı üzerinde düşünmek onu aramak yine ve yine anda kalmaya, eylemde kalmaya çağırıyor gibi.. Anda kalma lafı çok klişe fakat anda kalmanın yada bunun ne demek olduğunu biraz da olsa betimlemeyi sağlıyor bu anlam arayışı. İnsan çok zor zamanlarda, şartlar kendini kısıtladığında tutunacak bir şey daha kolay bulabilirken daha stabil dönemlerde bu anlamın ne olduğunu her zaman görebilmesi mümkün olmayabiliyor. Yazar, toplama kampındayken taslaklarını kaybettiği kitabını yazabilme umuduna tutunmuş ama şu anki endüstriyel şartlarda otomasyon sayesinde daha fazla boş zamana sahip olan ortalama bir çalışan her gün normal olarak hayatına devam edebilmesi için ne gibi bir anlama ihtiyaç duyar .. Bunu her zaman kestirmek gerçekten zor. Önceki jenerasyon, yaptığı yada hedef koyduğu çoğu şeyi bir zorunluluk veya gelenek olduğu için yapmışken ve şimdi o zorunlulukların hükmü yavaş yavaş azalırken ortaya çıkan bu boşluğa neler doldurmalı? Toplumsal zorunluluklar usulca geri çekilirken bir kişi kendi özelindeki gereklilikleri bularak ve bunları gerektiğinde revize ederek yada değiştirerek hayatına devam ettiğinde boşluğun sıkıntısından uzaklaşabilir (diyor yazar). Kendimizin gerekliliklerinin ne olduğunu şu an hiç bilmesek de böyle bir şeye ihtiyaç olduğunu bilip onu düşünmeye başlamak, o hep gitmeyi istenen yere bir bilet almış olmak kadar heyecan ve merak uyandırıcı (benim gözümde). Çünkü anca bu şekilde günlük davranışlarda otomatik pilottan çıkarak biraz daha incelik ve keyif bulabiliriz. Bir yandan kendine özgü ve kaliteli yaşarken diğer taraftan o kendine koyduğun hedefine kendiliğinden ulaşmış olursun, diyor yazar. Mutlu olmayı hedef olarak alıp onun olması için zorlamayı gereksiz bulurken sevdiğin şeylerin peşinde yada anlamlı bir acının içinde ortaya çıkan mutluluğu yaşayabilmeyi esas olarak anlamlı buluyor. Bu sözünü ettiği mutlu olmayı hedef olarak belirleme yanılgısı ise Amerikanvari toplum normlarından... Sen iste olsun mottosu ile Secret gibi akımların üzüntüyü reddetme derecesindeki iddiaları insana yaşanılması kaçınılmaz olabilecek acıları yada zorlukları gururla değil de utançla yaşama eğilimi getirmekte.. Ve maalesef sanki sadece iyi bir şey olunca, hedefler tutunca mutlu olunması gerekir gibi bir algı yaratmaktadır, büyük yanılgı.
Düşünce
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Öteki Yayınevi · 199851,3bin okunma
·
237 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.