1000Kitap Logosu
479 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Gogol için "Rus Edebiyatı'nın Babası" denmektedir ve bence de bu doğrudur. Puşkin ve Lermontov, kendileri gibi psikopat bir çocuk olan Gogol'ü yetiştiren iki dede gibidir. Puşkin ona birçok yapıcı eleştiri ve özgüven aşılarken Lermontov ise ona kendi eserlerini okuyacaktır. Puşkin ve Lermontov'un şaibeli ölümleri ile Gogol'e tabiricaizse bir kürkçü dükkanı miras kalır. Gogol birçok çocuğa "Palto" giydirecek ve bu çocukları sonrasında Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, Turgenyev, Çehov ve nicesi olarak tanırız. Ancak bu aleyhine olacaktır, hedefler büyüdükçe güç zehirlenmesi yaşayacaktır, kalemi zayıflayacaktır ve iyice "Toplum iyi, bürokrasi kötü!" halini alacaktır. Ölümüyle birlikte Rus edebiyatında Çarlığa hakaret dönemi de son bulacaktır.  -- Kitabı okumadan önce karakterlerin isimlerinin nereden geldiğini ve ne anlam taşıdıklarını bilmeniz şart, zira karakterler isimlerden pek de bağımsız değil. Gogol bunu sık sık yapıyor. • Ölü Canlar‘ın ana kahramanı Çiçikov’un adı Çiçik (Чичик) sözcüğünden türetilmiştir. Bu sözcüğün anlamı ise şıklık düşkünü, kıyafet düşkünü, züppedir. • Bir diğer karakter Manilov'un soyadı, kitabın yazıldığı dönemde sıradan bir soyadı olsa da daha sonrasında türetilmiş  Manilovşçina (Маниловщина) sözcüğü ise boş hayaller kuran, yaşama karşı pasif bir iyimserlik içerisinde olan kişiler için kullanılmaktadır. • Koroboçka, Rusça Korobka (Коробка) sözcüğünün küçültülmüş şeklidir. Korobka normalde kutu demektir, ancak Gogol başka bir anlamı kullanıyor: Yaşını başını almış, ihtiyarlamış. Ancak "Korobka" ismini normal kullanmak yerine "Koroboçka" olarak küçültmek, yine bir ima taşıyor. • Nozdryov, anlamı burun deliği olan Nozdry (Ноздри) sözcüğünden, Sobakeviç Türkçede köpek manasında Sobaka (Собака) sözcüğünden, Plyuşkin ise Türkçede çörek, hamur işi anlamındaki Plyuşka (Плюшка) sözcüğünden türetilmiştir. -- Ölü Canlar, esasında "İlahi Komedya" gibi bir üçleme olarak planlanmış, ancak ikinci cildinin bile tamamıyla kurtarılamadığı bir kitaptır. Ben kitabın tamamlanamayışını ve hatta yakılışını şuna bağlıyorum: Kitabın konusunu Puşkin vermişti ve Puşkin öldükten sonra Gogol için kitap "devasa bir eser"den ziyade "Puşkin'in hatırası için yazılan bir kitap" anlamına düşmüştü. Ancak daha sonrasında Gogol'ün  manik-depresif hastalığı, hayatın anlamını yitirmesi, Puşkin'i bile kafasından silmişti. Gogol kitabın var olması için hiçbir sebep bulamadığından ötürü kitabı yakmaya karar vermişti. Aslında kitabın tamamlanamamasının bir habercisini Çiçikov'da da göreceğiz. Çiçikov, ölü canları biriktirmek için o kadar çok uğraşıyor, o kadar çok belaya giriyor, ancak daha sonrasında Kostanjoglo'nun sözlerinden etkilenip ölü can işinden vazgeçmeye başlıyor (en azından ikileme giriyor). Gogol de rahiplerin sözüne göre hareket ettiğinden ötürü Ölü Canlar kitabını onca emeğe rağmen terk etmeyi düşünüyordu. Tabii bunlar sadece benim öznel yargılarım, böyle bir şey var demiyorum. -- Önsöze bakacak olursak Gogol, "Müfettiş" eserinden sonraki eleştirileri gerçekten kaldıramamış. Ne kadar "Dikanka" kitabı öncesindeki eleştirilere alındığı halden farklı olsa da artık sarsılmak istemiyor, eleştirileri basına açık değil birebir istiyor ki kendini düzeltebilsin. Peki, neden birilerinden onu düzeltmesini ve ona destek çıkmasını istiyor? Çünkü Puşkin artık yok ve Gogol'ün özgüveninin kaynağı tükendi. Kendisine  hiçbir zaman inanamadığı için artık destek arıyor. Gogol'ün çalkantılarının da başladığını bariz görebiliyoruz. Kitap Çiçikov'un iş için yolculuk yapışı, bir hana uğraması, yemek yiyip odasına çekilmesi ile başlıyor. Giriş cümlesi ise "İki Şehrin Hikayesi" gibiydi, zıtlık dolu bir cümle. Artık üsluba bakacak olursak çok tedirgin bir yazar var. Akakiy Akakiyeviç'i nasıl da yermişti, bu adamı nasıl ortalama anlatıyor? Daha sonrasında Çiçikov'un şehri gezmesini ve rütbeli memurlar takımına yalakalık yapmasına, Vali'nin organizasyonuna katılmaya hak kazanmasını görüyoruz. Verilen hizmet ve övgülerin ters orantılı olduğu (Zaten azıcık hizmet veriyorlar, bekledikleri övgülere bak) günümüzde de icraat kavgalarının yapılıyor oluşu bana hiç yabancı hissettirmedi. Başarının sırrının yalakalık ve kendini pazarlamak olmasına bakacak olursak (ki ben yapmam, sevmem de) Çiçikov istediğini alacak gibi görünüyor. Sempatik ve atılgan davranışları onu her türlü yerde ünlü yapar. Bir plan içinde olduğu belli olan Çiçikov, memurlar ile kumar da oynar, yemeklere de gider, herkesi okşamasını binmiştir. Şehir dışına Manilov ve Sobakeviç'e gitme planı yapmaktadır. Bu aralarda "Zor zamanlar iyi insanlar" diye başlayan döngüye benzer olarak alt-orta sınıfın kendine değer vermekten malı mülkü hatta ruhu bile kalmadığı, ancak orta-üst kesimin kazanç odaklı oluşu ve bunu becermeleri ancak ardıllarının da parayı ne yapacağını bilmemeleri anlatılıyor. (Tabii bunu ikinci ciltte çok daha iyi anlayacağız, Kostanjoglo karakterinin orta-üst kesim olması, Hlobuyev'in alt-orta kesim olmasını daha dikkatli inceleyebilirsiniz artık.) Kitabı okudukça tıpkı Dostoyevski'ye "Suç ve Ceza" ile başlanmaması gerektiği gibi Gogol'e de bu kitapla başlanmaması gerektiğini fark edeceksiniz. Ele alınan konu, betimleme tarzı, mektupsu üslup, bunlar önceden öğrenilmesi gereken şeylerdi. Bu eseri ilk başta okursanız çok yabancı hissedeceksiniz Gogol'e.  Toprak sahibi ya da genel olarak Rus ailelerinde ataerkil bir düzen görülürken Manilov ailesi birbirine aşkla bağlıdır. Ancak birbirlerine gösterdikleri ilgiyi neden eve göstermedikleri de muamma, neyse bunlar gereksiz ayrıntılar. Biraz sohbetin ardından yemeğe geçilir, özel üniversite tanıtım gününde çocuğu yalancıktan öven hocalar gibi Çiçikov da çocukları över, ancak oyun vakti dolmuştur: Ölü can pazarlığı vakti gelmiştir. Alışveriş sanıldığından çok daha iyi geçmiştir: Ne kadar şaşırsa da bunda bir problem görmeyen Manilov, ölü canlarını Çiçikov'a beleşe vermeyi kabul eder. (Önsözden önce belirttiğim gibi Manilovşina kelimesinin anlamını unutmayın.) Burada küçük bir bürokrasi eleştirisi de var elbette. Kahyanın betimindeki haksız kazanç ve güç zehirlenmesini ilk okuyuşta hissedeceksiniz. Emekle değil de birinin adamı olarak rütbe almış, ilkel davranışlarını da göstermekten çekinmemiş. Bu birçok devlet adamı ve memur için de geçerli bir durumdu. Kısa bir tarih arası. Ne demek "can" ve neden "ölü can" ticaret yapılıyor? Serflik dediğimiz bu sistem, toprak ağlarının emrinde çalışan, göçme, barınma, kişilik hakları olmayan işçilerin çarkı çevirdiği bir çeşit köleliktir. Devredilebilirlerdi. Hem babadan oğula geçiyor, hem de her şeylerine efendileri karar veriyordu. Manilov da sayısı çok olduğunu sandığım adamlarını o kadar umursamıyor ki öldüklerini bile fark etmiyor. İnsanların yalnızca bir sayı haline geldiğini ve el değiştirildiğini görüyoruz kısaca. Romana geri dönelim. Çiçikov işini tamamlamış, Sobakeviç'e gitmektedir ancak sarhoş arabacı havadan dolayı iyice şaşırmış, arabayı döndürecekken Çiçikov'u çamura düşürür. Buradaki detay arabacıda öğrenilmiş bir çaresizlik olduğu. Aşağılık olduğunu, yanlış yaptığında ceza çekmesi gerektiğini düşünüyor. Tabii bunun sonucunda tanımadıkları birinin evinde gecelemek durumunda kalıyorlar, Rus kültüründe bu vardır, misafirliğe önem verirler. Bu ev sahibi ise Çiçikov'un ikinci hedefi Koroboçka'dır. Çiçikov kadının ölü canlarını satın almak ister ancak biz bile bu cümleyi şaşırırken nasıl aptal bir köylü şaşırmasın? Köylünün merakı Çiçikov'u elbette sinirlendirir, kadın o kadar salaktır ki dolandırılamaz bile, ama sonra devlet memuruyum denilince paşa paşa satar. İnsanların devlet kavramından nasıl korkuttuğunu söylememize bile gerek kalmayacak bir açıklıktaki olaylar silsilesi. Evlenme piyesinde camdan atlayıp kaçmak gibi, Müfettiş piyesinde memur olmadığının anlaşılmaması için kaçmaya çabalayan Hlestakov gibi bizim Çiçikov da toprak sahiplerinin evinden erken gidiyor ki niyeti anlaşılmasın. Buradan da gittikten sonra lokantada üç adamla karşılaşılır, birisi önemli olan Nozdriyev'dir. Sonuçta onlara gitmeye karar verirler. Tarım ve ağır işte çalışan milletlerde kadına saygı yoktur. Entelektüel iş olmayan yerde insanların duyguları körelir, bu arada da Nozdriyev ve eniştesinin "hanımcıyım, hayır kılıbıksın, mıymıntı herif" kavgası var. Çiçikov 3. ölü can ticaret denemesine girişir ancak Nozdriyev de it herifin teki olduğundan Çiçikov'a hiç güvenmiyor, yani yalancıların başkalarına güvenememesi de işlenmiş burada. Ticaret başarısız olunca araları iyice gerilir, ertesi gün de dama oynamaya karar verirler ancak it herif Nozdriyev fazladan hamleler yapıyor, bunu kabullenmiyor, üstelik kavga çıkarıyor. Çiçikov'a 5 kişi dalacaklar derken emniyet müdürü evi basar, Nozdriyev'i gözaltına alır Çiçikov'sa süt dökmüş kediye döner, korkar ve hemen kaçmaya çalışır.  Kaçmasına kaçar ancak valinin kızının atlı arabasına karışırlar, köye gidip düzeltirler. Çiçikov o kızı görüp de onu kendince betimledikten sonra Ölü Canlar benim için bir romandan ziyade sosyolojik bir çözümleme oldu. Zaten sonrasında iyice bunu yaşayacağız, karakterlerin iç dünyası, genel olarak Rusya'nın betimlemesi gibi birçok olayı gördüğünüzde Ölü Canlar'ın aslında bir roman olmadığının farkına varacaksınız. Sobakeviç'in evinde Yunanların kahraman, cüsseli gibi tanıtılması o yıllarda Türk karşıtlığı olması ile Yunanlara saygı ve hayranlık duyulmasından dolayıdır. Bizans varisleri ve Antik Yunan torunları olmalarından ötürü.  Sobakeviç, karısı ve Çiçikov sohbet ederler ve yemeğe otururlar, burada da yine bir bürokrasi eleştirisi var ancak okul okumuşluğun, eğitim görmüşlüğün hayat tecrübesi ile alakalı olmadığını, insanların at gözlüklerini çıkarıp herkesi ayrı bir birey olarak incelemesi gerektiğini, zenginliğin bir kişide toplanması yerine herkesin bölüşmesini söylüyor Sobakeviç. Dönemin özelliği olan Rus milliyetçiliği var ama Sosyalist görüşün temeli atılmış gibi de. Tolstoy'da ve Dostoyevski'de de Serfliğe karşı çıkma göreceğiz, Turgenyev'de bir soylu olsa da bunu savunmadığını, Gorki'de ise düpedüz Sosyalizmi göreceğiz. Tabii Gogol'ün bu romanı yazdığı esnada Petraşevski örgütünün olduğunu da unutmamalıyız.  Yemekten sonra dolambaçların faydasını göreceğimiz ölü can pazarlığı sürüyor ancak pazarlık Çiçikov lehine gitmez gibidir. Aslında bu pazarlıkta Çiçikov'un şimdiki vakte baktığı, Sobakeviç'in ise geçmişle böbürlenip durduğunu görüyoruz. Sobakeviç, kölelerinin ne kadar iyi olduğunu vurguluyor ve para kasmaya çalışıyor, Çiçikov içinse ölü olan canlar yalnızca ölüden ibarettir. Sobakeviç için kişisel anlam ifade eden canlar, Çiçikov için bir sayıdan ibarettir. Kitapta da genel olarak kölelerin duygularını veya benliklerini değil isimlerini ve sayılarını görüyoruz zaten. Sobakeviç küçük esnaf gibi davranırken Çiçikov ise koskoca Apple şirketi gibi davranıyor. Konuyla alakasız olarak bir şey söylemek istiyorum: Bir söz vardır, kadınların erkeklere nazaran şefkatli olmasının bir sebebi de can vermeleridir diye. Erkekler, kendi canlarını ve başkalarının canlarını kadınlar verdiği için aldıklarından cana o kadar da kıymet vermezler. Burada da Çiçikov, Sobakeviç'in kendisinden olan, mutual ilişki yaşadığı kölelere kıyamadığını ama memur amiri vesaire olsa kadir kıymet bilmeyip zorbalık yapacağından bahsediyor. Güç gösterisine karşı duruyor kısacası. Ticaret bir şekilde son bulur, yani Çiçikov'un istediği gibi. Ancak sözleşme yaparken erkek köylülerin iki buçuk ruble olması, kadınların ise bir ruble olması yine ataerkil köy düzenine bir gönderme. Aynı iş ama cinsiyet farkı dolayısıyla fiyat değişkenliği.  Altıncı bölümde Gogol'ün ne kadar cıvıl cıvıl bir çocukken depresyonu yüzünden artık her şeye ilgisizlik ve sıkılganlık içinde yaklaştığını görüyoruz, ki bence eserin en önemli özelliği Gogol'ün psikolojik bir iç savaşta yazı yazmasıdır. Öğrenmeye meraklı biten insanın yaşlandığını söylerler, Gogol ölüme doğru gitgide yaklaşıyor. Daha sonrasında Plyuşkin'e yolculuk olur. Plyuşkin'in de bir çörek gibi zamanında pofidik bir aile adamı olup ailevi kayıplarından sonra çöreğin kayış gibi oluşu gibi cimri, materyalist bir oluşu anlatılıyor. Maddeler onu terk etmiyor ne de olsa.  Bu karakter de ilgimi çeken karakterlerden biri oldu. Biraz kendime benzettim: hayatı yavaş yaşayan insanları güvenemeyen ve tedirgin olan sorgucu bir karakter oluşuyla. Aynı zamanda Gogol'ün depresyonunun da tablosu gibi, çünkü diğer karakterler hep tez canlıydı. Ölü canlar sözleşmesi büyük bir başarıya ulaşır, ardından kaçak canlar sözleşmesi de imzalanır. Çiçikov büyük ganimet elde etmiş, kente yani hana geri dönmüştür. Yedinci bölümde tıpkı Evlenme piyesinde olduğu gibi aile babası olmanın, yabancı bir şehirden, hayattan sonra kendinden olduğunu bildiğin yere gelince rahatlamanın meziyeti anlatılıyor. Yine Tolstoy'u etkileyebilecek olan aile mutluluğu fikrinin maddelerinden bir tanesi. Gogol ayrıca sosyete yazarlarının ilahlaşmasına, kendisinin ise yerden yere vurulduğuna dem vuruyor. Yoksulların seviyesine inmeyen tipleri bizdeki Servetifünuncular gibi görün, Gogol ise görmezden gelinenleri göze soktuğundan toplumcu gerçekçi sayılır ama ya sansür yer ya da baskı altına alınır. Kitabı okudukça bazı yerlerde çok detaylı betimlemeler  olduğunu, bazı yerlerde ise sadece geçiştirme olduğunu, yani inişli çıkışlı olduğunu kolayca anlayacaksınız. 189.sayfada "Yok hayır, elimde değil yapamayacağım, kurşun gibi ağırlaşmış durumda kalemim, öylece duruyor, ilerlemiyor kağıt üzerinde."   cümlelerinde de fark edeceğiniz üzere manik depresyonun mani kısmı bitiyor ve depresyon kısmı başlıyor.  Artık kendini yarı toprak ağası sayan Çiçikov hayallere daldıktan sonra dışarı çıktığında Manilov ile karşılaşır, ölü can ticareti için mahkemeye giderler. Buradaki memurlar, "Beyaz Zambaklar Ülkesi"ndeki klimalı kahvehane tarzındaki memurlardır. İşler hallolunur ve emniyet müdürüne partilemeye giderler, dağıttıktan sonra kendini iyice moda sokan Çiçikov, derin bir uykuya dalar ve hizmetliler de keyfince takılır. Tabii olanlar halkın kulağına gider ve herkesin en sevdiği şey olan dedikodular ve saçma sapan konuşmalar başlar. Bizdeki gibi meşruiyeti belirsiz bir konuda herkes çene çalıyor, fikir üretiyor ama işi Çiçikov'a bırakan yok, herkes herbokolog kesilir. Çiçikov'un züppe, şıklık meraklısı olduğunu söylemiştik ve amacına aslında biraz da ulaştı diyebiliriz. Çiçikov daha sonrasında gelen imzasız ve tarihsiz bir mektup üzerine baloya gider. Rezalet davranışları ona olan saygıyı bitirmeye başlar ve ayrıca Nozdriyev'in ölü canlar hakkında bağıra çağıra konuşması da ona şüpheyle yaklaşılmasını başlatacaktır. Çiçikov daha sonrasında Puşkin'in karakterleri gibi sosyeteyi ve baloları eleştirecektir. Bütün bunlar yetmiyormuşçasına bir de aptal köylü Koroboçka başpapazın karısının evine gider, Çiçikov'u şikayet eder.  Ve başlıyor kadın silsileleri!.. Koroboçka'nın papaz maceralarını duyan bir kadın, eski bir dostuna bu olayı anlatmaya gider, daha sonrasında anlattığı kadın da kendi kafasına göre oluşturduğu fikri herkese yaymaya başlamıştır, yani kelebek etkisi gibi manyak manyak olayları olmaktadır. Ama kitabı okuyanlar ne Koroboçka'nın ne de kadınların dediği gibi bir şey olduğunu, işin aslında namusluca hallolunduğunu görecektir, herkesi galeyana getiriyorlar ama. Akla ilk gelene güvenmemeyi, muhalefetin olmadığı yerde doğru yanlış ayrımının olmadığını, aslında burada otokratik rejimin kusurunu gösterdiğini de söyleyebilirim.  Bütün bunların sonucu olarak da kentte bir kulaktan kulağa oyunu başlar: Yok efendim Çiçikov Vali'nin kızını kaçıracak, yok ölü canlar bilmem ne şöyle yani ne ekledinse o kadar iyi. İnternetteki "Afrika'ya mızrak atsalar ucu Türkiye'ye batar" muhabbeti gibi herkes bir şeyin ucunu Çiçikov'a sokma niyetinde. Herif bir dolandırıcılık yapacaktı, adamın başına gelmeyen kalmadı. Ne diyelim, Allah'ın sopası yok :D Tabii bu dedikodular memurlara da dokunuyor, yani sonuçta onlar da rüşvet alan, yolsuzluk yapan, kurallara uymayan insanlar. Kendi pisliklerinden şüphelenen memurlar, Çiçikov'a can satan insanları sorguya çekerler ancak önceden de duyduğumuz üzere "İyi adam, iyi dost, devlete mal alacaktı" sözlerinden fazlası çıkmaz, emniyet memuruna giderler ve bir toplantı yapılır. Toplantıda adamakıllı bir sonuç elde edemedikleri için Nozdriyev'i tekrar sorguya çekerler ancak o da ipe sapa gelmez, saçma sapan hikayeler anlattığından o da bir sonuca varmaz. Ayrıca Savcı da bu dedikodulardan çok etkilendiği için yemek masasında ölüverir. Çiçikov içinse işler iyice kötüye gitmektedir, kendisi hiçbir şeyden bihaberdir, hastalıktan kurtulmuştur ve valiye gitmek ister ancak içeri alınmaz, diğer dostları da saçma sapan söylentiler uğruna onunla samimiyeti kırmıştır. Nozdriyev gelir ve kendi kıçını kurtararak Çiçikov'un ne belada olduğunu söyleyince Çiçikov artık bu şehirde barınmanın imkanın olmadığını anlar ve bir yolculuğa çıkmaya karar verir. Tıpkı Lermontov'un Peçorin'i "yolculuk yapıp dertlerini unutmayı" istemişse Gogol'ün Çiçikov'u da "yolculuk yapıp dert ve problemlerinden kaçmayı" istiyor. Gogol, öncülü Lermontov'un aksine kaçma eğiliminde. Lermontov sorunun karşısına çıkmayı istiyordu.  Birinci cildin sonuna yaklaşırken ikinci cildin habercisi olan cümle ile karşılaşırız: "Ama kim bilir, bizim öykümüzde de bugüne kadar görülmemiş bir şey olarak ilahi bir takım erdemlere sahip, Rus ruhunun eşsiz zenginliğini yansıtan bir erkek..." Yolculuk esnasında Çiçikov'un çocukluğu babasının onu akrabasına götürüp terk ederken arkadaşlığın ve duyguların yalan olduğunu, paranın her şeyi çözebileceğini söyler. Çocukluktan dolandırıcı, satıcı olacağı belliymiş. Başarısıyla değil saygısı ve nabza şerbeti ile bilinmeye başlamış. 150 yıldır okul hayatının değişmediğini, başarıdan ziyade itaatin önemsendiğini, çocukların yaratıcılığının ve aklının katledildiğini, bunun yerine tek tipleşme ve eksikleşme dolu bir eğitim sunmayı görüyoruz. Diplomasına rağmen zar zor, yılda 40 ruble gelirli bir işe başlar ve sıfırdan yükselir. Somurtuk, mermer gibi adamlara rağmen iyi kalmayı başarmıştır. Bir cephede başarısız olsa da yenisini açmakta sorun görmeyen Çiçikov, müdürünün kızına yürür, araları iyi olur ve yalakalığın başarı getirdiğini bir kez daha görürüz. Ancak bu da tam bir dolandırıcılıktır, yeni rütbesinde de iyi görünüp rüşveti basar sonra foyası çıkar, işten kovulur, affolunmaz, sonra tekrar sıfırdan başlar ve gümrükçüye girer ve bunlar çok da zevk alır, çalışkandır. Sonra iyice kaçakçılığa girer ancak ahmak bir memur yüzünden servetini kaybeder, yine de kitabın başında bize anlatılan o sandık içindeki 10000 ruble, 24 gömlek hizmetçileri Selifan ve Petruşka, yaylı arabası kalır. Bu sefer yine sıfırdan başlar, iş denetleyiciliği yapmaya başlar ve bir memurla ölü canlar üzerinden konuşmaya başlarlar. Memurun dediğine göre canlar canlı ya da ölü fark etmeksizin resmi kayıtlarda varsa yeterlidir. madem ev Toprak araba rehin bırakılabiliyor ölü canlar da bırakılamaz mı? -Birinci Cildin Sonu- -İkinci Cilt- Manik depresyon. Gogol, her ne kadar Puşkin'e sözünü tutmaya çalışıyor, yazdıkça yazıyorsa da Puşkin öldükten, Rusya'daki çoğu memur ondan nefret ettikten sonra Gogol bir daha toparlayamamak üzere ruh sağlığını kaybetmeye başladı. Kendim de 5 senedir anksiyeteden muzdaribim, ayrıca 2 sene de majör depresyon ile de mücadele etmiş biri olarak Gogol'ün ruh halini az çok anladığıma inanıyorum.  "Alışılmış dönemsel hastalığımın tutsağıyım yine, 2-3 hafta boyunca odamda kımıltısız kalıyorum, kafam odunlaşıyor, dünya ile bütün bağlarım kopuyor." -Gogol Kitap hakkında genel konuşurken ikinci cildi yakmasının bence sebebini açıklasam da ikinci önsözde acı çektiği dönemlerde yazmış olmanın verdiği öfke, Puşkin öldükten sonra hayatın ve Ölü Canlar'ın hiçbir anlam ifade etmemesi, Rusların hep olumsuzluğu ile karşılaşması ve olumlu şeylere asla inanamıyor oluşundan ötürü yaktığı söyleniyor.  "Ölmem gerek, hazırım da buna." -Gogol Çiçikov'un yolculuğunun bittiğini, Tentetnikov'un köyünün ve civarının betimini görüyoruz. Tentetnikov, aslında aydınlanmacı ama Dekabrizm'in başarısız olmasıyla karamsarlığa düşmüş bir insan. Peçorin'in dönemindekiler gibi, bir fikirleri var, planlamışlar, ama harekete geçen yok zira despot rejimin buna izin vermeyeceklerini biliyorlar. Karakterimizin hayatına bakacak olursak çocukluğunda Dekabrizmi iyice anlayabiliriz. Kendisi belaya bulaşmayan bir tiptir, okul Aleksandr Hoca altında 1. Aleksandr devri gibidir, serbest olsalar da başarılıdırlar ancak başa Fyodor Hoca geçtiğinde 1. Nikolay devrine benzer, itaat ve disiplin gelir, öğrenciler de gizli gizli yaramazlık yapar, dekabristler gibi isyan ederler, öğrenciler okuldan kovulur ama o ruh hiçbir zaman bitmez. Tentetnikov da umudunu kaybeden, Zamanımızın Bir Kahramanı incelemesinde anlattığım gereksiz adama döner. İnsanların bir şey istemesi ama önünün kesilmesi hissini yaşıyor. Bizde de böyle, yurt dışına çıkacaksın para yok, iş yapacaksın torpil yok, yok da yok! Böyle bir ortamda insanlara aylak demek ne kadar doğru? Kötü geçen bir gençliği iyi bir yaşlılıkla düzeltme umudu ve gençliği özlemek var. Kötü günler geçti şimdi sırada daha kötü günler var. Karakterimiz liyakatin bozulmasıyla, bildiklerinin ve yaptıklarının bir değeri kalmayınca hayattan soğumaya ve yalnız kalmaya başlar. Eskiden yakın arkadaş oldukları general ile husumetli olurlar ancak karakterimizin generalin kızından hoşlanması onları barış yapmaya itmiş, sonra da araları iyice kapanıyor zaten. Bu zamanlarda da Çiçikov onu ziyarete gelmiştir, ona çok iyi ayak uydurmuş, Tentetnikov'un övgüsünü kazanmıştır. Çiçikov köyü, diğerleri ise keyfi ne diyorsa onu yapmayı öğrenmiştir. General mevzusu açılır, Çiçikov bunu saçma bulur ve generale fırsattan istifade gider.  Çiçikov'un anlattığı yargıç-kahya macerasında herkes kendinden bir şey buluyor: General yargıçların kahyaya taarruzuna gülüyor (general ya), Çiçikov işin içinden sıyrılmaya geliyor (dolandırıcı ya) Ulinka ise masum olduğundan haksızlığa sinirleniyor. Çiçikov ve General'in ölü canlar sözleşmesi. Bu bölümde gerçekten bir Çiçikov olmak isterdim, dolandırıcılığa bak lan! Generali de nasıl ikna ettiyse bırak ölü canları, işlediği toprak ve evleri bile alabilir hale geldi. Bu bölüm hoşuma gitmişti aslında, çabucak bitmemeliydi. Ticareti, Tentetnikov ve General'in barışma sahnelerini bekliyordum, yazık oldu. Kopuk bir devam, Albay Koşkarev'e doğru yola çıkarlar (yani öyle zannederler), gölün orada karşılaşırlar ve eve doğru harekete geçerler. Petuh'un evine gelirler ama misafirperverlik de hat safhada. Toprağın ipotek olması Çiçikov için kötü bir haberdir ama sıkıntı yoktur. Bu karakterin tavrı hoşuma gitti, anneannemleri andırdı. Kilisede de yer yok derler ama belediye başkanı geldi mi yer olur, biftek bu abi boru değil yani :D Daha sonra oradaki Platonov ile bir gün geçirip daha sonra Kostanjoglo'ya doğru yola çıkarlar. Kostanjoglo için düşüncelerim şu yönde: Gerçekten zenginlik peşinde koşuyor. Evinde tablolar, biblolar, antin kuntin şeyler yok, parayı çarçur etmektense elinde tutuyor, hayvan gibi çalışıyor ve özveri bekliyor, mikromenajerlik yapıyor, gerçekten hırslı bir adam. Kimse yan gelip yatmayacak, ister bey ister kendi için çalışsın, önemli olan emektir. Bir de Naziler gibi "Kraft macht Freude!" deseydi tam olurdu yani. Gogol'ün yüksek kesimleri ve toprak ağalarını eleştirdiğini savunanlar olacaktır ancak Gogol'ün tarzı daha çok aksayan yönleri göstermek ve problemi çözmektir. Onun amacı hakaret etmek değildir. Materyalist ve az biraz da makyavelist olan bu Kostanjoglo, çok akılcı bir adamdır. Balık pulundan tutkal, yünden kumaş yapar, hayır dediğin istihdamdır, gösteriş değildir der. Yani işin akıllıca yapılmasını destekliyor aslında.  Hep toprak ağalarını dinliyoruz ama köylülerse ya ölü ya da hakarete maruz kalıyor. Bu yüzden genelde bir Çiçikov taraftarı hale görülüyor okuyucularda, kitap tek taraflı. Albay da tam bir Alman olma çabasında, ben de sık sık Almanya'da bulunduğundan o samimiyetsizliği, bürokrasi ve yavaş işlemeyi, Albay'ın hıyarın teki olduğunu gördüm. Çiçikov'un çıldırması da çok doğal, bir de hizmetçileri komite başkanı yapmak falan, çift maaş mı alıyor bunlar len :D Tabii resmi komitelerde dolandırıcılığı yapamayınca da defolur gider Çiçikov ve Kostanjoglo'ya geri döner. Kostanjoglo favori adamım oldu, Antik Yunan'dan örnek vermek gerekirse köylülerin ve halkın parasının, işinin, vaktinin olduğu bir dönemde bilim ve felsefe başlattıklarını görüyoruz. Ama sen ölesiye çalıştırıp azıcık paraya talim ettirirsen cahil, iş dışında bilgisiz nesiller gelir. Tıpkı Çiçikov'un babasınınkilere benzeyen bu tavsiyeler, Çiçikov'u değiştirmeye başlar. Eskiden dolandırıcı, ölü can taciri bir adamken artık namuslu bir çiftlik sahibi olmak istiyor, ölü canları ise sadece bir sermaye olarak görüyor. Bu değişimi fark eden Kostanjoglo ise 10000 ruble borç vermeyi kabul eder, sonra satın alacakları toprağa doğru giderler. Hlobuyev, Puşkin'in "Arzularından kurtulmuş insan yücedir, hiç arzuya kapılmamış insan daha yücedir." sözüne yakışır bir karakter. Okullarda hep birine çalışmayı, toplumda hep birilerine kazık atmayı öğreniyoruz ama kimse hakkı ile yaşamıyor, insanın emeğine yabancılaşacağı yerde onu sahiplenmesi gerekmez mi? Eve gelirler, çiftliğin satımına başlarlar sonra ayrılıp giderler. Platonov'un kardeşi ile karşılaşıyorlar, evine alır, Çiçikov'dan şüphe etse de iyi yaklaşır. Vasili ve Lenitsin arasındaki problemi Çiçikov çözmeye meyillidir ancak daha sonra ne olduğunu bilmeyiz.. Lenitsin'le sohbet ederler, ölü can muhabbeti ama bunun sonu da bilinmez.  Çiçikov, Raskolnikov dan sonra gördüğüm en ilginç karakter oldu. İç-dış dengesini çıkarları uğruna nasıl da sağlıyor. Bölüm yine yarım kalıyor ancak sonu açık değil, bu da yüreğime su serpti. Çiçikov'un kendi topraklarından satacağını düşünüyorum, bunu memurun çiftliğinde de söylemişti.  İkinci cildin yangından kurtarılan olay örgüsü burada bitiyor aslında. Son bölümlerden biri diyor ama kaçıncısı? İyice 'Bir Delinin Anı Defteri"ne döndü bu. Çiçikov'un niye ne olduğunu bilmediğimiz halde İran Şahı gibi dolandığını ve alışveriş yaptığını görüyoruz. Vasiyetname sohbeti döner, sanıyorum bu vasiyetnamenin sahibi Hlobuyev'in 3 milyonluk halası. Ama diğer adamlar kim onu bilmiyoruz. Çiçikov bir hukuk danışmanı ile sahte vasiyetnameyi geçerli tutmaya, davayı iyice karıştırmaya çalışıyorlar. Yine Vişnepakramov ve Murazov'un kim olduklarını bilmiyoruz.  Sonlara doğru okuma zevkim iyice bitti her şey hoş olurken sonradan yanmış olması ne idüğü belirsiz sorunlardan biri canımı çok sıktı kitap keşke kesintisiz devam edebilseydi. 451. sayfadaki Raskolnik kelimesi "Suç ve Ceza"daki Raskolnikov'un ilham kaynağı olabilir mi? Zor durumda kışkırtma yaptıklarından, sisteme karşı çıktıklarından bahsediyor, Raskolnikov da tefeci yüzünden dara düşüp başkaldırmıştı? Çiçikov içinse iş fiyaskoya dönmeye başlar, ölü canlar ticareti, sahte vasiyetname, hepsinin kanıtı çıkıyorsa da danışman güvence veriyordur. Çiçikov keyif çatarken jandarmalar tarafından alınmış, genel valiye götürülmüştür. Çiçikov'un foyaları önüne serilmiştir, hapse tıkılacaktır. Yani Çiçikov artık hak ettiği cezayı alsa da şahsen biraz üzüldüm, doğru bir şey yanlış yoldan yapmamalıydı. Yalvarmalar yakarmalar sonucu Murazov onu kurtarmayı denemeyi kabul eder. Aslında Çiçikov, iyi yolu da kötü yolu da denemiş bir insan, kötü ya da anti-kahraman değil, yalnızca kestirme zenginlik peşinde. Samosvistov kim bilmiyoruz ama 30.000 ruble karşılığında serbestliği ve tazminatı yaptırmayı başardı, vay anasını. Dava gitgide saçmalaşıyor, kadın, ihbarlar havada uçuşuyor. Sonlara vardıkça Gogol'ün din etkisine girdiğini, tam bir Anna Karenina sonrası Tolstoy'a dönmüş olduğunu görüyoruz ama doğru diyor, en azından propaganda yok burada. Murazov tabiricaizse defolması karşılığında Çiçikov'u kurtarır, Çiçikov terkidiyar eder, genel vali memurları toplar, tehditvari ama namuslu olma çağrısı yapar, gerçi...* * El yazısı metin burada kesiliyor ve böylece yapıt sona eriyor.  
Ölü Canlar
8.0/10 · 16,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6
Beğeni
Okur