Puan vermedi·102 syf.··
2021 29. kitabı
İKİ ŞEKERLİ LEDA BOYACI Tuzla Kitap Fuarı’ndan imzalı aldığım Leda Rafi Boyacı’nın yazdığı İki Şekerli adlı kitabını okudum. Bu yazarın 2018 yılında yayınlanmış ilk kitabı, yeni yayınlanan ikinci kitabı Beni Bırakma’yı da okumak isterim. Beni Leda Hanım ve kitabıyla tanıştırdığı için değerli yazar Halit Yazıcı’ya teşekkür ederim. <<Bu öyküler, “Susanları konuşturmak, bağıranları susturmak; dertlere derman olmak; acılarınızı azaltmak, sevinçlerinizi çoğaltmak ve bir parça da güzel vakit geçirin diye” yazılmış.>> diyor arka kapakta. Kitap 36 kısa öyküden oluşuyor, bir iki sayfalık kısa öyküler. Sizi sıkmadan, lafı uzatmadan, akıcı bir dille yazılmış öyküler. Tam anlamıyla sözlüklerdeki öykü tanımı gibi; kısa, yalın bir olay örgüsüne sahip, az karaktere yer vererek, olayı tek sahnede anlatırken yoğun duygu ile etkileyici yazılmış. Kapak tasarımından bahsetmeden geçemeyeceğim, ilk anda kitapla ilgisini kuramayabilirsiniz ama dikkat çekici, okuyunca özellikle kitaba adını veren ‘iki şekerli’ adlı öyküyü okuduğunuzda kapağın tamamlayıcı olduğunu anlıyorsunuz. “İki Şekerli” adlı öyküden bahsedince benim gibi kahve tiryakiliğini aşmış, günde en az 3 büyük fincan Türk kahvesi içen biri için anlatılanlar fantastikti. Tüm ailem kahveci, çocukken herkes kahve içer, su içmek gibi bir şey zannediyordum, büyüdükçe öğrendim ki olay öyle değilmiş, kahveyi sevmeyenler, içmeyenler de olabilirmiş… “Kızımın Silueti” adlı öyküde ‘ Kızımla Kadıköy – Beşiktaş vapur hattındayız. En üstün en arkasını çok seviyorum. Püfür püfür esiyor. Vapurda olduğunu hatırlatıyor insana.’ Bende severim hem vapur yolculuğunu hem de kış bile olsa açıkta oturmayı. Ama yeni vapurlar hiç güzel değil, camdan kavanoz gibi. Ne püfür püfür esiyor, ne deniz kokuyor ne de martılara simit atılıyor. “Martı Kedinin Altında” adlı öyküde; ‘-Yoksa benim kurtardığım martı mıydı bu? Yaklaşamadım. Çok korktu yavruydu. Kurtaramamış mıydım yoksa? Sakat hala… Yanına bile yaklaşamadım. Ürküp kaçıyordu. Artık sadece kediden değil, herkesten kaçıyordu.’ Demiş yazar. Bu satırlar bana psikoloji dersinde öğrendiğimiz “uyarıcı ve tepki genellemesi” ni hatırlattı. Uyarıcı genellemesi organizmanın koşullandığı uyarıcıya göstermeyi öğrendiği tepkiyi ona benzeyen başka uyarıcılara karşı da göstermesidir. “Rezene Kafe’de” adlı öyküde; ‘Menüye bakmadan; - Mantı. Dedim.- Sarımsaklı mı? dedi. Durup düşündüm. Mantı sarımsaksız yenmezdi ki…’ Her gün karşılaşabileceğimiz ama beni çok üzen diyaloglardan. Her şeyde olduğu gibi yemek kültürümüzde yozlaşıyor maalesef. Aynı şey nesillerdir aktarılan diğer lezzetlerimizin de başına geliyor. Boza için ‘Tatlı mı ekşi mi?’, İskender için ‘Yoğurtlu mu?’ gibi absürd sorularla karşılaşıyorum. Menemenin soğanlı mı soğansız mı tartışmasına ise hiç girmiyorum ( tabii ki soğanlı, diğeri menemen değil sebzeli yumurta olur) . Kitabımıza dönersek; yaşamın her alanından, her duygudan bahseden öyküler. Bu öykülerde ilk görüşte aşk, hasret, yanlış anlama, korku, intihar, dolandırıcılık, ihanet, sevinç, hüzün gibi tüm duygular var. Okuduklarınız gördüğünüz, yaşadığınız olaylar, bir dönem bir şekilde hissettikleriniz, mutlaka anılarınıza, aklınızdakilere, kalbinize dokunacak öyküler. Bu kitabı, başucunuza, çantanıza, sehpa üzerine koyun, yani elinizin altında olsun. Sıkıldığınızda, hüzünlendiğiniz de, gönlünüzdekiler taşarken herhangi bir yerde metroda, otobüste, çay- kahve molasında kısa bir şeyler okumak istediğinizde, alın elinize rastgele bir sayfa açın ve o öyküyü okuyun. İki şekerli bir sade Hadi, bana müsaade…
İki ŞekerliLeda Boyacı · Artikel Yayıncılık · 201920 okunma
·
137 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.