“Hüzün ve özgürlük aynı anda olabilir miydi? Olabilirdi aslında diye düşündü. Neden olmasın? Bütün duygular özgürlüğe dahil değil mi sonuçta? Hüzün de bizim, neşe de. Bizim kendi özgürlüğümüz, kendi hayatımız. İpleri başkasına vermek ne demekti peki? Kendi hayatını başkasının kontrol etmesine izin vermek mi, kendi hayatını başkasının hayatı için değiştirmek mi? “