·180 syf.····Okunma: 11 Aralık 2021 00:00 Kuruluş Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak kitabı asıl olarak üç bölümden oluşmaktadır. Tarih metodolojisi ve devlet kavramı perspektifinden Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu anlatan ve önsözün yazarı tarafından kaleme alınan birinci bölümde, “devlet” kavramının kökenine kadar inilerek, Halil İnalcık tarafından tarihi vesikalara dayanılarak ortaya konan tespitlerin kavramsal ve metodolojik çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. Devlet, insanlık tarihi boyunca bilinen en eski kurumların başında gelmektedir. İnsanın tarihi devletin tarihiyle başlar. Devlet kurmak, insan olmanın getirdiği bir zorunluluk ve insanlık tarihinin en temel ilerlemesi hatta bu ilerlemenin başlangıç noktasıdır. Nitekim tarih, devlet kurmuş halkların tarihidir. Devletin oluşabilmesi için bu insanların bu toprak parçası üzerinde egemenlik kurmaları gerekir.
Georg Jellinek, devleti insan, toprak ve egemenlik unsurlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bir varlık olarak tanımlanmaktadır.
İkinci bölüm, “Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Tarihi” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde söz tarihçilerindir... Prof. Dr. Halil İnalcık ve iki değerli öğrencisi Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu ile Prof. Dr. Özer Ergenç, Osmanlı Devleti’nin kuruluş öyküsünü, Osman Bey’i, dönemin siyasal ve sosyal koşullarını ele alırlar.
Halil İnalcık, Osmanlı Devleti’nin 27 Temmuz 1302’ de kurulduğunu iddia eder ve bu iddiasını da belgelerle destekler. Oysa Osmanlı Devleti’nin kuruluşu toplumun çoğunluğu tarafından 1299 yılı olarak benimsendiği ve kabul edildiği için bu iddia tarihimizi lekelemek olarak görülmüştür. İnalcık bu durumu “popüler tarih okuma ve yazma, tarihi bir ilmi alan olmaktan çıkardı. Geldiğimiz noktada dedikodu tarihçiliği daha ağır basıyor.’’ şeklinde ifade etmiştir.
Tarihi olaylar ancak çok disiplinli bir anlayışla ve geniş bir perspektiften bakılarak anlaşılabilir.
Son bölümde Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu geleceğe yönelik bir perspektiften yeniden okumamız için Yakup Bilgin Koçal tarafından yeni bir pencere açılmaktadır. Kitabın sonunda ise Halil İnalcık Hoca’nın “Osman Beg” başlıklı makalesi yer alıyor
Halil İnalcık, tıpkı Osmanlı Devleti’nin 27 Temmuz 1302’de Bafeus Savaşı’nı müteakip kurulduğuna ilişkin tespitinde olduğu gibi, sosyal ve ekonomik olgular üzerinden analiz ettiği tarihsel gerçekleri tarihi vesikalar ve saha eşleştirmeleri ile pekiştirmeye büyük özen göstermektedir.
Bunlara ek olarak kitapta Platon’dan çok güzel bir alıntı yer almaktadır. Platon, mağara benzetmesinde uyuyan kişi ile uyanmış kişi arasındaki farkı şöyle açıklıyor: “Bazı insanlar karanlık bir mağarada, doğdukları günden beri mağaranın kapısına arkaları dönük ve zincirlenmiş bir şekilde oturmaya mahkûmdurlar. Başlarını da arkaya çevirmeyen bu insanlar, mağaranın kapısından içeri giren ışığın aydınlattığı duvarda, kapının önünden geçen başka insanların ve taşıdıkları şeylerin gölgelerini izlemektedirler. İçlerinden biri kurtulur ve dışarı çıkıp gölgelerin asıl kaynağını görür ve tekrar içeri girip gördüklerini anlatmaya başlar ama içeridekileri duvarda gördüklerinin zahiri olduğuna ve gerçeğin mağaranın dışında cereyan etmekte olduğuna inandırması imkansızdır.”