Aravistan'dan büyü kaybolali yıllar olmuş, Sultan ise halkına zulmediyor. Tek çocuğu Vasir'e yıllarca işkence yaparak katil olmasını sağlamış. Bu yüzden Baş kahramanımızın lakabı Ölüm Prensi olmuş. Kendi içinde yarali ve yalnız bir yürek ama dışarıdan dizleri titreten soğuk bir katil. Diger kahramanımız Zafira ise yoksullukla baş edebilmek için herkesin girmeye korktuğu, girenin ise çıkamadığı karanlik büyüyle varolan Arz'a girerek avlaniyor ve tüm köyün doymasını sağlıyor. Tabi bu diyarda kadinlarin hiçbir hakkı olmadığı için erkek kılığına girmek zorunda kaliyor. Yön duygusu çok yüksek ve çok cesur bir kadin.
Gümüş cadı, büyüyü geri getirmesi için Zafira'ya bir teklifte bulununca, bunu duyan Sultan, Ölüm Prensin'den onu öldürmesini istiyor ve tehlikeli yolculukları başliyor. Bu yolculukta onlara imkansiz asklari da eşlik edecek. Ama bu her satırda hissettiğimiz tutkulu bir aşk değil. Daha naif ve masum bir ask okuyoruz.
Hikayede beni en cok Gümüş cadı ve Altair şaşırttı. Altair'e karşı iyi hislerim yoktu ama sonradan yaptığı komikliklerle sempatimi kazandı. Benim açımdan güzel gelişmeler oldu ama bu macera henüz bitmediği için devam kitabini bekliyorum. Özellikle Altair'in daha ön planda olacağını düşünüyorum ve kötü karakter olmamasını umuyorum.