Sartre'nin ikinci dünya savaşı yazarı olması, aslında yeni bir devri başlatan yazarlar arasında olmasını da sağlamıştır. Sartre Kentsoylu bir Fransız yazardır, ama kitabında Kentsoylu sınıfın artık asalaklaştığını söyleyerek gönül rahatlığıyla bu sınıfın içinde kalamam demiştir. Bu durum sartre'nin yaşadığı dönemin bilincine vardığını ve edebiyatın gerektirdiği yerde durduğunu gösterir. Çünkü Sartre'ye göre edebiyat özgürlüktür ve ezilen sınıfın yanında olmak gerekir. Sartre aynı zamanda 17. Yy'den başlayarak 20. Yüzyıla kadar bir edebiyat, kültür ve toplum incelenmesi yaparak, eleştirmen nasıl olunuru göstermektedir. Beni en çok etkileyen ise gerçeküstücülere getirmiş olduğu eleştirilerdir. Sartre yazmak nedir ve ne için yazılırdan başlayarak, kitabı baştan sona gerçek bir edebiyat kültü haline getirir. Aynı zamanda kitapta pek çok büyük yazardan bahsedilerek, aslında bize nereden okumaya başlamamız gerektiğini de çaktırmadan gösterir. Benim şahsen sartre'nin yönlendirmesi sonucu bir sonraki durağım, Schopenhauer'in 'İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya' adlı eseri olacak. Herkese iyi okumalar.