Puan vermedi·344 syf.··
2021 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2021 08:50
Bu seriyi Buse ile birlikte #aydanablayahepdestektamdestek mottosu ile okumaya başladık. O günden beri de bir kabusun içinde yaşıyoruz. Fakat hatalarından asla ders çıkarmayan iki kafadar olarak seriyi okumaya devam edeceğiz o ayrı konu. Royals serisi aşna fişne yazmalarıyla ünlü(!) iki yazar Elle Kennedy ve Jen Frederick tarafından yazılmış. Erin Watt da bu ikilinin takma ismi. Ben de bu seriyi yazan kişi olsam utanıp adımı değiştirirdim yani. Farklı isim kullanmada çok haklılar bence. Seri toplamda çok kitaptan oluşuyor. -herhalde böyle bir seri hakkında işe yarar bir bilgi vereceğimi düşünmediniz- Soyadı Royal olan bir ailenin pembe dizi tadındaki hayatlarının etrafında dönen bu serinin üçüncü kitabından sonrası, diğer kardeşlere odaklanıyor. Yani "ana hikaye" üçüncü kitapta bitiyor ve sonrasını okumak tamamıyla kendi seçiminiz. -DUYDUN MU BUSE- Ben serinin sadece ilk üç kitabını okudum. Zaten ben seriye başladığımda üçüncü kitap yeni çıkmıştı. Dördüncü -aslında ara kitap ama bizde dört- kitap da ben seriyi bitirdikten sonra yayımlandı. Serinin ilk üç kitabı Ella adındaki on yedi yaşındaki -yerseniz- bir hanımefendiye odaklanıyor. Babasını hiç tanımamış -keşke hiç tanımasaymış abov- annesi ise ölmüş olan Ella, sistemi kandırarak tek başına yaşamaya çalışıyor. Taa ki Ella'nın babasının yakın arkadaşı Calum Royal amca gelip Ella'yı zorla kendi evine götürüp oğulları ile yaşamaya zorlayana kadar. Kendisi aklınca Ella'ya iyilik yapıyor ama üç kitap boyunca kızın bi' otobüs tarafından ezilmediği kaldı. Neyse, biz de Ella'nın yeni hayatına alışmaya çalışmasını ve Royal kardeşlerden Reed ile olan aşna fişnesini okuyoruz. Ee hani Yabancı Wattpad kitabı basmıyordu? Çünkü bu kitap kalitesiz kurgusu, cringe karakterleri ve olmayan üslubü ile bence tam bir Wattpad kitabı. Kapağını süsleyip püsleyince -ay kapakları çok güzel bu arada lilafalan böyle- içindeki malzemenin kalitesi değişmiyor maalesef ki. Bilimkurgu okumayı çok seven bir okur olarak kitapların ve yazarların geleceği tahmin etme durumu beni hep çok etkiler. Keşke bu kitap için de aynı şeyi söyleyebilseydim. Kitap 2016 yılında yazılmış ve dibine kadar 2016 yılının ataerkil zihniyetine batmış durumda. Özellikle ilk kitabı "on sayfa oku, yarım saat mola ver" tekniği ile okudum çünkü bünyem bu kadar toksikliği kaldırmadı. 2022'e girmemize günler var ve bastığımız kitap bu mudur? Birinci kitap Kağıt Prenses'i şok içerisinde okudum ve kitabı okuduğum süre boyunca acı çektim. -kitabın çektirdiği acı regl ağrısına birebir bu arada.- Fakat serinin ikinci kitabı Kağıt Prens'i okurken bünyem alıştığından olsa gerek daha az acı çektim. Hatta kitabı "Bunlar yapar ben artık şaşırmıyorum." cümlesi eşliğinde okudum. İkinci kitabı Aydan ablacığımın çevirisinden olsa gerek baya hızlı okudum zaten. Fakat üçüncü kitap... Spoiler vermek istemediğimden dolayı sebebini söyleyemiyorum ama cinnet geçirdim. Çarpık Saray'ı okurken şunu anladım: Ben Darrow'a haksızlık ediyormuşum. Çarpık Saray'daki o karakteri gördükten sonra Darrow'u öpüp başıma koyasım geldi, abov. Hatırlarsanız yorumun başında seri için "pembe dizi kıvamında" demiştim. Hiç abartmadım çünkü kitapta sayfa başı bir klişe, sayfa başı kötü yazılmış bir entrika var. Merak edenler için kitaptaki bütün klişeler aşağıdaki gibidir: 1. Kızım benim sorunlarım var cinsinden bir değil tam 6 adet errrrkek 2. Sebepsiz yere hayatını ana karaktere acı çektirmeye ve ona laf sokmaya adamış bir üvey anne 3. Bu üvey annenin ne yaptığı belli olmayan, ortalık durgunlaştığında olay çıkaran best kankisi 4. Ana karakterin her şeyini sınırlandıran, onu hata yapmaya itip hata yapınca da hayatı dar eden bir adet ataerkil canlı 5. Ana karakterin aşırı iyi, aşırı harikulade arkadaşı 6. Bir lise klişesi olarak mean girls 7. Zenginlerin parayı tuvalet kağıdı olarak kullandığı -bizim ülkede de parayı tuvalet kağıdı olarak kullanabilirsiniz, aynı değere sahipler- distopik bir kasaba 8. Bu distopik kasabanın on yedi yaşındaki ergenler tarafından yönetilen lisesi 9. Otoriteyle sorunları olan kimsesiz ve hırçın bir ana karakter "Sel, birazcık abartmıyor musun? Kitap ile ilgili HİÇ mi güzel bir detay yok?" diyecekler için bir de kitabın iyi yanlarını sıralayalım: 1. Kapakları 2. Aydan abla 3. Daha önceki yorumlarımı okuduysanız normalde olay örgüsü ve karakter gelişimi gibi detayları incelediğimi fark etmişsinizdir fakat bu kitapta ikisi de olmadığı için yorumu farklı bir noktadan ilerletmem gerekti. Bu durumun yokluğuna örnek vermek gerekirse; Ella diyor ki "Reed, bu davranışı yapma hoşlanmıyorum." Reed diyor ki "Tamam" ama sonra gidip o davranışı yapıyor, ikilimiz kavga ediyor. Bir süre sonra barışıyorlar ve Ella diyor ki:"Bak ama bu davranışı bir daha yapmayacaksın değil mi?" Çok güçlü errrkek Reed de "Tamam yapmayacağım." diyor ve sonra aynı davranışı bir daha yapıyor. Bu sefer ayrılıyorlar. Sonra tekrar barışıyorlar ve Ella yine "Bak ama bunu bir daha yapma." diyor. Reed "Yapmayacağım." demesine rağmen bir daha yapıyor... Reed tam da hayatınızı birlikte geçirmek istediğiniz erkeklerden değil mi? Yorumun sonlarına gelirken bir şey itiraf etmek istiyorum. Seri her ne kadar aşırı kalitesiz, aşırı cringe olsa da kendini bir şekilde okutturuyor. Huyumdur, kitaba önce sonundan başlarım. Bu kitapların sonu ise kitabın geri kalanından o kadar alakasız ki, insan "Ne oldu da bunlar yaşandı?" diye merak etmekten kendini alamıyor. Yanlış anlaşılmasın kitapları asla beğenmedim ama kimse okumam için kafama silah da dayamadı. Not: Eğer kendinizi Ece Hanımlar ya da herhangibir Yabancı yetkilisi olarak tanımlıyorsanız bu yorumu ciddiye almamanız rica olunur. Ya da böyle kitaplar basmayacaksanız alın.
Çarpık SarayErin Watt · Yabancı Yayınları · 2021689 okunma
·
299 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.