·100 syf.····Okunma: 26 Aralık 2021 00:00 Ölümün adım adım yaklaşırken, aciz insanın hiçbir şey yapamamasını ve İvan İlyiç'in fiziki acıdan çok ruhsal acılarını konu alan bir kitap..
Lâkin ben kitabın konusundan çok, okurken düşündüğüm şeyleri anlatacağım. Dedim ki:
"Şüphesiz ki Tolstoy kitabına kendi düşüncelerini ve ruh hâlini yansıtmış. Peki bu kadar sorgulayan ve sorgulatan yazar nasıl hakikatin yolunu bulamamış? Ölümün bir son olmadığını, aksine yeni bir hayatın başlangıcı olduğunu nasıl kabullenmemiş? Ahiret olmadan bütün ömrün ızdırap vereceği ve her şeyin abes, boş ve manasız olacağı muhakkakken, nasıl?"
Üstelik kendi de kitabında 'Herkesin bu korkunç dehşete mahkûm edilmiş olması imkansız!' cümlesiyle, bu düşünceleri desteklerken.?"
Kitabı okurken bu sualler hiç aklımdan çıkmadı ve biter bitmez Tolstoy'u araştırdım.
Tolstoy'un, ölümünden bir yıl önce Hz. Muhammed'in (s.a.s.) hadislerini derlediği bir risalesi olduğu ortaya çıkmış. Tolstoy'un bu eserinin, Rus halkında İslam'a ilgi uyandırmaması için komünizm döneminde gizlendiği söyleniyor.
Kitap, Rus Yelena Vekilova'nın Tolstoy ile oğulları üzerine yaptığı çarpıcı mektuplaşmaya da yer veriyor. Azeri kökenli General İbrahim Ağa ile evli olan Vekilova biri üniversitede, diğeri askeri okulda okuyan iki oğlun babalarının İslam'a meylettiğini söylüyor. Bu durumda ünlü Rus yazara Rus ve Hristiyan olarak kendisinin ne yapması gerektiğini soruyor. Tolstoy şu cevabı veriyor;
"Muhammediliğe, Hristiyan dininden daha fazla önem vermelerine gelince, ben bütün kalbimle buna katılıyorum. Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da benim için Muhammedilik, Haça tapmaktan mukayese edilmeyecek kadar üstündür."
Tolstoy, mektubun devamında,
"Eğer insan seçme hakkına sahip olsaydı, aklı başında olan her Hristiyan ve her bir insan şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği, tek Allah'ı ve O'nun peygamberini kabul ederdi." diyor.
Bütün bunlar, nazarımda kitabı daha anlamlı hâle getirdi. Mutlaka okunması gereken, okurken düşünülmesi gereken bir eser..