Ana karakterimiz Meyra'nin Mars'a gönderilen babasi ve arkadası, üstün teknoloji ile gizlenmiş Tefken Kenti'ni teknik bir sorun nedeniyle birkac saniyeligine görürler. Bunu farkeden Kral, astronotlar ve ailelerinin ölüm emrini verir. Görevi alan Düşman Avcısı Ranier aileleri yok eder fakat Meyra'ya aşık olduğu için dünyada kalıp onu korumak ister. Herseyden habersiz olan Meyra bu çocukla arkadaş olur. Lakin Kral olayin peşini bırakmaz ve görevi tamamlaması icin Prens Godwin'i dünyaya gönderir. Prens Meyra'yi ilk gördüğü andan beri etkilenir. Ayrica aralarında garip ve kuvvetli bir çekim meydana gelir. Birkac kez ölümün kıyısından dönen kızımız yirminci yaş gününde kendini Marsta bulduğunda hickimse buna anlam veremez. Ardindan Godwin de kente döner ve bir süre sonra Meyra aslinda Sirena yani denizkizi olduğunu öğrenir. Bu durumda çiftimiz düşman diyarlarin aşıklari duruma düşerler.
Hikaye boyunca Meyra geçmişiyle ve ailesini öldürenlerle ilgili araştırma yapiyor, yasadigi her olayla birlikte biraz yıkılıyor ve intikam hırsıyla doluyor. Aşkı ve intikam yemini arasında bircok kez gidip geliyor. Bazi gercekler açığa çıksa da yan karakterler ve geçmişle ilgili birçok sır gizemini koruyor. Seriye giriş kitabi oldugu icin gayet normal tabi bu durum. Daha da merak uyandırıyor. Devam kitabinda daha güçlü bir kadin karakter göreceğimi düşünüyorum. Ne olursa olsun Meyra hem güçlü kalsın hem de aşkına kavuşsun istiyorum. Çünkü cift uyumuna bayildim. Zaten bir kitapta kötü Prens varsa benim sevmeme gibi bir ihtimalim olamaz. Bilim kurgu ve fantastik türün harmanlanmasiyla gayet sürükleyici farklı bir hikaye çıkmış ortaya. Keyif alarak okudum.