Giriş Yap
120 syf.
“Kütüphanelerini istediğin kadar kilitle; zihnimin özgürlüğünü ne bir kapı, ne bir kilit, ne bir sürgüyle kısıtlayabilirsin!” Edebiyat dünyasında büyük yeri olan bu yapıt ve kıymetli İngiliz yazar Virginia Woolf… Yazarken büyük bir cesarete ihtiyacı var mıydı yoksa gerçekten üstün özgüvenli bir tavırla mı yazmaya başladı? Aslına baktığımızda ‘hak’ savunmak veya toplumun kadına biçtiği rolleri reddetmesi için bir özgüvene de ihtiyaç yok gibi sanki… Kitap size, yani belirtmek gerekirse erkeklere ve kadınlara “sadece kadınlar!” gibi bir bencillik vermiyor. Aksine yok edilen “EŞİTLİK” kavramını hünerli bir şekilde ifade ediyor. Yok edilen demişken, acaba olmayan bir şey yok edilebilir mi? Yani vardı da acaba bu zaman geçtikçe mi ortadan kayboldu? Hiç sanmam… Çağın çok ötesinde fikirleriyle ve savlarıyla çığır açan, fakat hâlâ büyük oranda kadına olan bakış açısında bir değişiklik olmaması hem üzücü hem öfke verici kendi açımdan. Toplumdaki yerimizi belirleyen unsurlar nelerdir sizce? Ya da soruyu değiştirmem gerekirse, toplumda bir yerimiz olması için herhangi bir unsura gerek var mıdır? Eylem özgürlüğü konusunda bir eşitlik olduğunu söyleyebilir misiniz? Zihin özgürlüğünden bahsetmiyorum çünkü onu durduramazsınız. Yani zihnimizde bir “Heidi” olabiliriz ama bunları harekete dökmek istediğimizde maalesef ki isteğimizin toplum tarafından otomatik olarak red yemesi kaçınılmaz bir gerçek. Peki neden üstüne basa basa bir kısıtlayıcılıktan bahsediyorum? Çünkü topluma, kadın egemen değil. Erkek de olmamalı. Bu söylediğimi sanırım sadece “Eşit Bir Toplum” isteyenler destekleyecektir. Her neyse. Yapıt hakkında yazmaya başladığımdan beri kitaptan ne aldığım hakkında devam ettim, ayıkladığım şeyleri ‘öznel’ olarak buraya yazmaya çalıştım. Peki Woolf’un bana,(bize) yani okurlarına vermek istediği asıl mesaj nedir? Feminizm bir erkek düşmanlığı değildir. Neden bizim de Shakespearelarımız yok’un üstünde duruyor biraz da. Evet herkesin aklına geldiği gibi bu sorunun cevabı maddi yetersizlik ve toplumda kadınların alt seviyede görülmesi. Yani benim burada merak ettiğim bir şey var açıkçası, maddi imkan olsaydı acaba kadınlardan bir tane Shakespear gibi bir deha çıkar mıydı? Ben bu sorunun cevabını kendi adıma hayır olarak cevaplıyorum çünkü zaten yapıtta bahsedilen konu da tam olarak bu. Toplumda kadın “birileri” tarafından sürekli olarak yönetilmiş. Hem de bunu yaparken hiç belli etmemiş kendini :) Burada kitaptan bir alıntı yaparsak tam yerinde olacak gibi. “Hayallerde müthiş önemli, hayatta ise tamamen değersiz.” “Kurmacada krallarla fatihlerin hayatlarına hükmediyor; gerçekte ise anne babasının parmağına yüzüğü zorla geçirdiği herhangi bir oğlanın kölesiydi.” Bence her kadının kitaplığında olması gereken bir kitap olduğu gibi her erkeğin kitaplığında da bu kitap olması gerekiyor. Çünkü kadın zaten farkında, yineleyerek gidebilir. Asıl bilinçlenmesi gereken erkekler. Kesinlikle bir aşağılama durumundan söz etmiyorum yanlış anlaşılmasın. Woolf bizi harekete geçirmek istediği kadar da olağanüstü bir farkındalık yaratmış. Ataerkil toplumun dışına çıkıp “işte ben buradayım!” demenin yolunu çizmiş bizlere. Kendimize ait bir odamız olsun, düşünelim, düşünelim, düşünelim ve yazalım! Kadın kadındır, erkek erkektir. Herkesin haklı hakları vardır. Herkesin kendine ait bir odası olursa, özgürlük alışkanlığına ve tam olarak düşündüklerimizi yazma cesaretine sahip olursak, bir yıldız gibi parlama imtiyazına ihtiyaç kalmaz.. Hiçbir insan önümüzü kapatmamalı.
·
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.
Giriş Yap
cok guzel 👌👌👏👏👏
Kadının kendine toplumda bir yer edinme gibi bir harekete bile bulunmadan doğrudan o seviye ve hatta onun güzelliğini yaşayacağını ancak ve ancak İslami esaslara uyan bir toplum var edilirse meydana çıkar. Çünkü sadece İslam bunu ön görüyor ve hatta meydana da koymuş, yaşatmıştır. Kendi açımdan ifade etmek isterim ki Batılı yazarlardan ya da Batı medeniyetinden bunu beklemek ya da bazı yanılgılarla beraber bunun Batı'da olduğunu düşünenlere şaşırmak elde değil. Kadınların hali dün de böyleydi yarın da böyle olacak eğer bu durumu Batı medeniyetinde arayıp bulacağız hissine kapılırsak. İslam'ın hükümlerine uyarsak hanımefendilerinin ayaklarının altına cenneti koyar onları baştacı etmiş bir toplum mefhumu zahir olur.