·222 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Ocak 2022 09:09 Çok az insanın yaşantısında olmayan argoluklara başlarken yüzümü buruşturduğumu hissettim. Bana uzak olan bir yaşamın etkileyiciliğini ve güçlü duruşunu yüzümdeki gururla da bitirdim. Başından sona duygularımın evrilme sürecine şahit oldum.
Dilin sadeliği ve betimlemelerin gerçekliğiyle yaşanılan duygular, şimşekler çaktırıyor adeta kafanızda.
Kitaplarda en sevdiğim his kahramanla birlikte dolaşmaktır, onun gördüğünü görmek, onun aldığı kokuyu almak, çektiği acıyı hissetmek yani Kahraman olmaktır. Bir otobiyografinin insana bu hissi vermesi etkileyici.
Edebi kurgularda işlenilen aile, arkadaşlık, benlik, sosyal çevre gibi konular öyle içtenlikle ve gerçek anlatılmış ki benim hayatım gibi...
Bu kadar çok duygulardan bahsetmemin sebebi, edebi bir eserin kişi üzerinde bıraktığı/bırakamadığı etkiyi ilk ve en güçlü olarak duygularda görürüz. Düşüncelere dönüşmesi, dile dökülmesi ve yaşantıda görülmesi duygu yoğunluk seviyesine bağlıdır.
Ammaba'd, eserin okunması, üzerine düşünülmesi ve 'vay be' denmesi yeterli gelmiyor okuyucuya...