Doktor Hikmet Kıvılcımlı'yı iftiralarla karalamak üzere yazılmış bir kitap. Sevim Belli, biraz Sevgi Soysal yaptıysa neden LATİFE FEGAN yapmasın. Tabii bu iki güzel insanın yanından bile geçemez bu yazı. Bu düşünceyle başlanmış "uydurma yaklaşım ve sonuçlarıyla" kaleme alınmış.
Taciz ve aşk suçlamalarına geçmeden önce LATİFE'nin kendi kadınlığını kullandığı ve sapkın düşüncelerine biraz bakalım:
"O dönemin entelektüel erkekleri, özgür düşünceli, o zamanın deyimiyle güçlü, ya da entelektüellerin dilindeki ifadeyle emansipe kadınları tercih ederlerdi. Ben de böyle bir kadınım! O zamana kadar flörtlerim, sevgililerim olmuştu. Aranılan, hoşlanılan bir genç kızdım. syf43"
Aranılan kadınımız LATİFE hem bir devrimci sıfatıyla hem de güzelliklerin en güzelliği ile ortalarda aranmaya başlamış. Devamında ise O dönemde herhangi bir kadın sorunun olmadığından bahsediyor. LATİFE ya gündemden oldukça habersiz ya da kendini TEK ve BİRİCİK bir kadın sayıyor.
Yazar cinsellik sorununu o kadar kafaya takmış ki öz sorun olan işçi sorununu yadsımaya kadar gidiyor yazdıkları. 68 Kuşağını sadece antikapitalizm ve antiemperyalizm kavramları ile ilgilendiklerinden dem vuruyor.
"1966 yılının Eylül'ünde evlendik. Evlenme önerisi benimdi. Çünkü Fuat'la geçirdiğim geceler için evde söylediğim yalanlardan yorulmuştum. Gizliliği kendime yediremiyordum. Birlikte olacaksak aynı çatı altında yaşamalıydık, Bunun da çaresi evlilikti. syf 47"
Kendi cinsel yaklaşımlarını meşrulaştırmak için yapılmış bir evlilik.
Kıvılcımlı'nın en yakınlarından birisi olan ORHAN MÜSTECAPLI olayları çözümlemiş olacak ki kendilerinden hiç haz etmediğini anlatmakta.
"Kıvılcımlı'nın en yakın yardımcısı olan Müstecaplı, bizden fazla hoşlanmamıştı.syf 53"
"O zamanlar o çevrelerde "emansipe kadın", "kişilikli kadın" olmak önemliydi. Ben böyle bir kadın olduğumu düşünüyordum. Yalnızca "cinsel özgürlük"le problemim vardı.syf 73"
Emansipe Kadın Devrimcimiz O dönemin en gözdesi olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Devrimcilik iyice geride kalmış ki anlaşılan sadece tek sorun "cinsel özgürlük" olmuştur.
En ilginci ise KENDİ KIZLIK ZARINA takıntılı olmasıdır. Hatta o kadar kafasına takmış ki bu meseleyi kızlık zarını bozması lazım ki diğer gelecek erkekler onu böyle kabul etsin.
"Evlenmeden önce kızlık zarından kurtulmaya da kararlıydım ve beni böyle kabul edecek bir erkekle evlenecektim! Başardım da. 1966'da bu koşullarda evlendim. Bu benim ilk devrimimdi! syf73"
Devrimci yazarımız tam bir proleterya disipliniyle bir harekete kalkışmış ve bunu da başarmış. Zor bir eylem alnının "KARA"sı ile atlatılmış.
Marksist eylemlerde bulunan yazarımız feminist olmayan bir markisisti artık marksist sayamacaktır.
"Bugün artık, feminist alanizi ciddiye almayan bir marksizmi benim de ciddiye almadığımı söyleyebiliyorum. syf 79"
İşte Ahlaksızlığın son noktasına doğru geliyoruz. Bu olaylar 1968 1971 yılları arasında yaşanmıştır. Zaten daha öncesinde de Herhangi bir bağlantıları yoktur. Akıla gelen ilk soru şu oluyor. DOKTOR 71 de ölüyor ve madem bunlar yaşandı bunca yıl neden susuldu ve 2000 yılından beri ağzınıza pelesenk olmuş bu ithamları her toplantıda söylenir oldu?
Doktor'u her söyleminde saygı ile anan BELGE'nin de böyle bir yazı yığınını basması da akıla gelen ikincisi sorudur.
"Gene böyle bir ziyaretimde, ben ayakta duruyordum, Doktor da arkadan kalçamdan iğne yapıyordu. Ansızın titreyerek arkamdan bana sarıldı.
Ben fenalaştı diye düşündüğüm için onu bir sandalyeye oturtmaya çalıştım. Bir yandan da telaşlanarak, "neyiniz var doktor bey, ambulans çağırayım mı? diyordum.
"Telaşlanma çocuğum, hasta değilim. Artık saklayamıyorum, saklamak da istemiyorum. Artık itiraf edeceğim. Ben sizi seviyorum çocuğum!" dedi! syf 86"
Devamında ise DOKTOR'un kaçamak bakışlarını da her seferinde yakalamış bulunuyor. İftira ile yetinmeyip AZILI DEVİMCİMİZ Marks hakkında da bir şeyler söylüyor.
"Ben marks'ın nasıl bir patriyark olduğunu kadın hareketinin metinlerinden okuyacaktım daha sonra, İsveç'te. syf87"
Devrimci münevverimiz bu yola o kadar baş koymuş ki daha marksın eserlerine bile göz atma şansını bulamamış. Daha sonraları ise kadının marks tarafından ikinci plana atıldığını vurgulamakta.
FATMA YALÇI MESELESİNE GELELİM:
"Fatma Yalçı'nın Bulgaristan'da öldüğüne dair bir haber okumuştum. Daha önce adını hiç duymamıştım Fatma Yalçı'nın. Türkiye komünist hareketinin önemli kadınlarından oluşu hemen dikkatimi çekmişti.
""Bana aşıktı zavallı," dedi! sesindeki olumsuz ton rahatsız etmişti beni.syf 90"
Doktor ölmeden önce kaleme aldığı YOL ANILARI adlı kitabında bu konuya şöyle değinmektedir.
"Özel yaşantımdan da, yalnız yayın işlerinde yardımı dokunan Fatma Yalçı adlı kadına karşı haksız imalarla karşılaştım. Bu imaların, tahmin ettiğim gibi, küçükburjuva çekememezliklerinden ileri geldiği sonraki olaylarla ispatlandı. syf223"
Demek ki bu iftiralar sadece günümüzde değil Doktor hayatta iken de atılmaktaydı. Ömrünü devrimci mücadeleye adamış 22 yıl hapis yatmış yüzü aşkın eser yazmış ve hala günümüzde düzenlenmeyi bekleyen 300'e yakın dosya bırakmış bir insanın bunları yapmış gibi yansıtılmasının tek bir nedeni vardır. Bu K.Burjuvalar'ın zamanında TKP'nin yaptığının daha da aşağılını yaparak ona iftira atıp adını kirletmektir. Yukarıda bahsettiğim gibi Latife Fegan'ın cinsellik üzerine düşüncelerinin üstüne böylesi iddialar atması çok da şaşırılacak bir durum değil açıkçası.