Şunu söyleyebilirim ki bu Aytmatov ‘un okuduğum üçüncü kitabı ve kitap bir harikaydı bir günde bitti. Ve kitabın son sayfasında içimi bir hüzün kapladı çünkü böyle güzel,anlaşılır üslübu olan,insanları okurken yormayan aksine ruhunu dinlendiren kitapları bulmak beni çok mutlu eder. Ben aslında çok seçici bir insanım ve yazarımızın kitapları da benim çok hoşuma gitti. Favori yazarlarımdan biri oldu yazarımız. Gelelim kitabımızın yorumuna aslında okuyanlar bilirler yazarımız her kitabında bir duyguyu konu ediniyor bu kitabında da bize ilk başlarda şımarık bir kızın öğretmen olup şark görevinin başlamasıyla nasıl idealist bir öğretmene dönüştüğünü anlatılıyor olaylar. Hikaye de geçen “kan davası yüzünden dersime gelemeyen 9 öğrencimi düşündüm ağlayarak,yıl 2019 du.” ya da “8.sınıftan okuldan zorla ağlayarak (evlendirilmek için) götürülen kız çocuğunu gördüm,yıl 2018 ‘di ” Bur da bu kızın ailesinin de suçu var bence evet aileler hiçbir zaman bizim üzülmemizi istemezler fakat bazen hayatın acılarını ailelerimizden duymak değil de kendi kalbimle,aklınla,bel ki bedeninde o hayatın izini taşımak gerekir çünkü insan gördüklerine kör olur,duyduklarına sağar olur ama bedeninde ki izi asla unutamaz...
bu kitapta Düyşen öğretmenin öğrencisinin hayatına dokunuşlarını görebiliriz. Çok uzak değil bu kan davaları, çocuk gelinler, okumayan kız çocukları eskisi kadar çok olmasa da hala görmek mümkün tabi gözleri değil ama kalbi körleşmemiş insanlar için geçerli. Bence bu kitabı en çokta kalbi körleşmiş insanlar okumalı çünkü hayat felsefemizi değiştirmeye ihtiyacımız var. Bu Dünya’da biz yaşamasak bile muhakkak birinin canı yanıyor ve biz insan olarak kalbimizin kör olmadığını ve hala birilerinin vicdanı olduğunu ispatlamalıyız. Eğer bir yerde bir çocuk mutsuz ise bizim değişmemiz gerekir....