Kitabın ismini ilk okuduğumda farklı bir içerik hayal etmiştim birbirine bağlı hikayeler.
Okuduktan sonra fark ettim ki aslında şnsan her ne yaşarsa yaşasın hep kendi tek odalı evinde yaşıyor.
Birbirinden değerli 17 hikaye bekliyor sizleri. Yani 17 ayrı hayat, 17 ayrı oda... Anlatımı akıcı, bir solukta okunabilen birbirinden değerli hikayeler sizleri bekliyor. @suleyayinlari kitaplarını bu yüzden seviyorum okuduğum her bir kitap başka alemlere sürüklüyor beni. Öyle güzel aktarıyor ki karakterlerin yerinde siz oluveriyorsunuz. Bu kitapta sizi bekleyen şey tam olarak bu. Seviyorsanız öykü kitaplarını tavsiye ederim. Bu aralar öyle dağınığım ki öykü kitapları ile toparlamaya çalışıyorum kısa kısa nerede kaldım acaba derdi olmadan keyıfle okuyabiliyorum. Sizlere bir kaç tane öyküsünün bende bıraktığı hislerden bahsedeyim.
Tek suçlu ben değilim, evet hakikaten neden hep tek suçlu aranıyor ki, hiç bir suç aslında tek kişilik değildir. Bazen bunu anlamak için birinin hayatına azıcık misafir olmak gerekiyor.
karpuz kol, bir babanın içsel sorgulamasının yoğunluğunu hissettipim bir hikaye idi. Bir an düşündüm babasından babama, sonra da bana geçecek olan bir meslek hiç ilgi alanım olmasa idi babamda bu kadar çok üzülür mü idi? Hani yaşlanınca kapısına kilit vurulup tozlara emanet edilen bir oda olarak kalsaydı mesela Meryemin babasının canını yakan bu his gibi?
buna hayat diyecekler, okuyunca hikayeyi kim bilir kaç sevenin arası açılmıştır diye düşünmeden edemedim, kim bilir kaç kişinin gözünde yaş boğazında yumru olmuştur bazı anlar..
Elbiseler, İspanyol paça ve Alman kadınlar.
Çalışmak için giden bir koca, aylarca yolunu sadece bir ay zaman geçirmek için bekleyen kadın, babalarının yüzünü bir unutup bir hatırlayan çocuklar, birde gelen hdiyeler ve gülen yüzler...
Ah bu kadınlar diyorum Sultan gibi güçlü kadınlar, güçsüzlüğünü gözlerinden içibe akıtan kadınlar. Çocukları için her şeye sabreden kadınlar... İnsanın içini kocaman bir hüzün sarıyor. Sultan gibi pencere önlerinde gözlerini, gönlünü bırakan kim bilir kaç tane kadın vardır. Kim bilir kaç kişi hasrete emanet etmiştir hayat arkadaşını. Geçireceği bir saatinin olduğunu öğrenmesi bile ne kadar mutlu etmiştir jim bilir kaç kadını...
Bir de Vahit Bey var, hikayesini okuyup hem gülüp hem de hüzünlendiğim. Kendi evinden eşinden habersiz çaldığın o pekmez ya senin sonun olsaydı nedir bu pekmez sevdası Vahit amcaaa diyesim geldi.
İşte böyle dostlar ben bazı hikaye kitaplarındaki hikayeleri okuyunca derin derin yaşıyorum onları. Her hikaye bunu yaşatmaz insana ama bazı hikayeler tak olarak sizi alır çeker kendi dünyasına.ben bu hikayelerde hep o odaların içinde kahramanın ta kendisi olarak buldum kendimi. Her bir hikayeden dersler çıkardım, her bir hikayede kendimi unuttum.
Hikayeler bitince hem üzüldüm hem de oh be artık kendim olabilirim dedim. Rukiye Hanım ne yaptınız bize böyle, hikayelerin tam ortasında buldum kendimi. Öyle güzel duyguları, hisleri yansıtmışsınız ki insan kendinden izler bulmadan edemiyor, yerine kendini koymadan edemiyor.