Tamamen Umay Umay’ın bir röportajına denk geldiğim için aldığım ilk Umay Umay kitabı.
“Neden ölelim ki.. neden birileri vapurdan baksın otobanların kenarına kendini atan bu kadına.. neden beyaz köpüklü halıda senin dalga sesinle boğulsun ki..”
“şimdi sana çok kızdım. beni bir avuç mantara ve intihara sattın. yatağının altında saklanan bir tanrıça olduğuma ve seni terk edeceğime inandığın için müziği değiştirmedin. öyle kızdım ki bütün begonyalarımın suyunu içtim;”
“bir dinlenci gibi yalvarıyorum, yine de yanıt vermiyor sözcükler. sözcükler bana kazık attı. tek kelimeyle kazıklandım. babamı yiyip portakalla seviştim.”
gibi daha sayabileceğim birçok anlamsız cümlesi ve bolca yazım/noktalama yanlışıyla çok iç açıcı bir kitap sayılmaz.
Okurlardan tutkudan, aşktan falan bahsedenler olmuş ama benim gördüğüm zorlama şekilde bir araya getirilmiş kelimelerden ibaretti daha çok. Anlayacağınız bana “Ne okuyorum ben?” dedirtti. Belki de ben kitaptan anlamıyorumdur, anlayan bana da anlatabilir :)