Puan vermedi·368 syf.····Okunma: 02 Şubat 2022 12:10 Geliyor gelmekte olan gelecek... Hemde robotlarla beraber... İşimizden etmeye geliyorlar...
Kitaplar arasında dolaşırken birden gözüme çarptı. Alıp şöyle bir inceledikten sonra bunu okumam gerek diye düşündüm. Okumaya en çok iten şey kitabın tasarımı ve ismi oldu. Aradan epey zaman geçtikten sonra alıp okumaya başladım.
Kitap ve yazarımız hakkında birkaç bilgi vermem gerekirse; kitap sayesinde ödüller almış ve birçok okul ve üniversite de okutulmuş. Kitapta QR kodlarını görerek şaşıracaksınız. Ve son olarak kitap Yılın En İnovatif İş Kitabı seçilmiş.Yazarımız printer isminin türkçeleşmesinde yani yazıcı isminin sahibidir.
Kitabın ana noktası fütürizm üzerine. Fütürizm ne demek; nasıl tarih geçmişi araştıyorsa fütürizm de gelecek nasıl sürdürülebilir, tasarlayan yani geleceğe müdahale edilebilecek yerlerine müdahale ederek, tasarlayan bir disiplin.
Kitap bir yandan bir insanın kendini bulma bir yandan değişen dünyaya ayak nasıl uydurulur konularını güzel işlemiş, dünyada değişen ne gibi sorulara açıklık kazandırmış, yeni kavramların açıklamasını yapmıştır.
Aslında robotların ve yapay zekanın ilerde hayatımıza nasıl gireceği, hayatımızı nasıl etkileyeceğini, ileride teknolojinin hayatımıza etkisi 5G ile olacakları, nesnelerin interneti hayatımızın birer parçası olacağını, ki pandemiyle beraber şuan da dünya zaten hızlı bir değişim içinde ve gözlemlediğinizde zaten teknolojinin ayak seslerini duyuyor olmalısınız.
Kitapta gelecekte birçok insanın işini kaybedeceğini çalışanların kendini güncel tutmadıkça bundan fazlasıyla etkilenip işlerini kaybedeceğini, dünyanın bir evrim geçirmeye başladığını ve buna hazırlıklı olması gerektiğine vurgu yapmış.
Geleceğin meslekleri, geleceğin unvanları neler olacak? Paranın hayatımızdaki yeri; artık fiziksel para değil onun yerini alacak olan blockchain, kripto paralar... Hayatımıza yeni yeni şeyler girecek gibi ve kaçınılmaz gibi de duruyor.
Daha önce okuduğum ve beğendiğim Herşey Seninle Başlar kitabın yazarı olan Mümin Sekman ile tanışıklığı beni çok sevindirdi. Mümin Sekman'ın kitabını okuyup tanıdığımdan bu yazarı yeni duymuş ilk defa kitabını okumuş olduğumdan ikisinin tanışıklığı kitabın okunmaya daha değerli olduğu düşüncesine itti.
Kitabı okurken ilk defa bir okuma kitabında QR kodun olması beni baya şaşırttı. Ve bana baya kolay ve mantıklı geldi. Sonra dedim ki kitap harbiden en İnovatif kitap olma unvanını hak ediyor.
Kitabın yayınevine bir eleştri yapmak isterim; böyle başarılı ve ödül almış bir kitabın basımında yazım hatası, noktalama hatası ve verilen linklerin siteden mi kaynaklı yoksa linkten mi kaynaklı tam bilememekle beraber böyle hataların yapılması kitabın prestijini düşürüyor.
Kırklı yaşlar hakkında şu bilgiyi yazmadan geçemeyeceğim: yazarımızın da tecrübesinden kırklı yaşların aslında insanların hayatlarını sorguladığı ve hayatından ya birşeylerin eksik olduğunun ya da birşeylerin fazla olduğu bilincine vardığı bir dönem olduğunu vurgulamış. Yani değişime gitmeye çalıştığı bir dönemmiş.
Okurken not tuttuğum şu bilgiyi paylaşayım; her devrin güçlü ülkesi başka ülkeler olmuş. Bugün yoksulluk çeken birçok ülke zamanında refah seviyesi yüksekmiş. Sonra kendimce değişmez gerçek olan şu kanıya vardım; değişim vazgeçilmezdir. Değişime en çok ayak uyduranlar, değişime en çok katkı yapanlar ayakta kalabiliyor. Bilgi her zaman her çağın vazgeçilmezi olmuş. Bilgi bir toplumu veya insanı yükseltebildiği gibi bilgsizlilikte bir toplumu ve insanı en yüksek yerden indirip en diplere kadar indirebiliyor. İlk toplumdan günümüze kadar ki toplumlar incelendiğinde aslında refah seviyesi olan toplumlarda (ve insanlar da) bu iki özelliği (Bilgi ve değişim çağın getirdiklerine göre davranmak) göreceksiniz.
Kitapta dikkatimi çeken şu kelime "Yönder" geleceğin başarılı insan profili olduğunu gösterdi. "Yönder=Yönetici+Lider" kelime olarak hem hoşuma gitti hemde geleceğin piramidin üst tepesindeki insanları ne kadar da yansıttığını fark etmeme neden oldu.
Kitaptan başarılı ve mutluluk adına da şu anektodu yazmadan geçmek istemem: yapılan bir şeyde tatmin oluyorsak ve doygun hissediyorsak mutlu ve yetenekliyiz demektir, yeteneklerimizi geliştiriyorsak ve sınırlarımızı zorluyorsak başarılıyız ya da başarılı olma yolunda ilerliyoruz demektir.
Geleceğin başarı formülü; kendin de dahil bir veya birden insanı mutlu edebiliyorsan o kadar başarılısın demektir.
Ne kadarda güzel bir tespit; "...aslında hepimiz dünya nüfusunun sadece %1'i kadar olan egemen güçlerin ordular halindeki köleleri olarak çalışıyoruz." Günümüz köleliğin tanımı heralde bu kadar güzel yapılmazdı. Aslında hepimiz işçide olsak memurda olsak müdürde olsak hepimiz birer köleyiz aslında. Türkiye gibi bir ülkeyi düşünecek olursam ülkenin parmakla gösterilecek zenginleri dışında hepimiz ömrü boyunca bir araba ve bir ev parasına çalışıyor, buda bizlerin ne kadar hayattan uzak olduğumuzu, ne kadar köle olduğumuzu, ne kadar birbirimizi ezip ezilenlerin üstüne basarak yukarı çıktımızı göstermiyor mu? Herkesin amacı para olmuş, geçim derdi olmuş gibi düşüncelere itiyor.
Yazar bir yandan da bize hayatı sorgulamaya itiyor. Aslında madende kömür çıkaranla, fabrikada çalışanla, kasa başında bekleyenle arasında aslında bir fark yoktur. Sonuçta bugünkü diliyle diyebileceğimiz hepimiz birer modern köleyiz.
İnsan üzerindeki rahatsız edici, "Bir şeyleri kaçırıyorum, geri kalıyorum" endişesinin adı FOMO olduğu ve sosyal medyanın bu konuda ki insan üzerindeki baskısının ne kadar fazla olduğunu öğrendim.
Dünya nüfusunun artmasına rağmen insanların giderek yalnızlaştığı ve yalnız insanların daha erken yaşta öldüğü, topluma manevi-maddi sıkıntılar gibi olumsuzluklar verdiğini, yalnız bir insanın halini somutlaştırmak gerekirsek günde 15 adet sigara içen birinin aldığı zarara denk geldiğini yazmış. Yani dünya kalabalıklaşırken insanlar yalnızlaşıyor!
Kendi düşüncelerimi ekleyecek olursam aslında bir çağ kapanıp yeni bir çağ açılıyor diyebilirim. İnsanlar ve hayatları baştan aşağı değişime gidiyor. İlk insanlar taş madenlerle uğraşırken sonra kılıç, kalkan derken top, tüpek derken şimdi teknoloji! İnsanlık hızla büyük bir evrim geçirmekte, yeni şeylere gebe durumunda. Robotlar, internet, teknoloji vb. şeyler artık hayatımızın vazgeçilmezi oluyor ve olmakta.
İnternet hayatımızın vazgeçilmezi olduğu gibi siber saldırganlar da hayatımızın yeni hırsızları olacak.
Yazar geleceği çok umutlu; insanıda bu umutlu gelecek içinde huzurlu ve mutlu olarak resmedmiş. Ama kendi düşüncelerimi paylaşmak gerekirse bence insan çizilen bu gelecek içinde pekte mutlu huzurlu olmayacak. Karamsar ya da kötümser baktığımdan değil çünkü insan sadece et ve kemikten oluşmuyor, bunun yanında ruh denen maneviyatı da doyurabilmek önemli. Acaba geleceğin insanları ne kadar ruhlarını doyurabileyecek benim için büyük bir soru işareti. Hadi diyelim ki ruhu bir şekilde doyurdu, sonuçta insandan bahsediyoruz ki insanın olduğu yerde bir yıkım, yıkma, bozma vardır. Çünkü yaratılış gereği birileri yıkmaya birileri düzeltmeye meyilli.
İlgimi çeken birkaç ispatlanmış bilgiyi de paylaşayım:
1) Fiziksel ve duygusal acı beynin aynı yerinden hissediliyor.
2} Şöyle bir şaşkınlık yaşadım; kalbimizin enerji alanı 2.5 metre çaplıkta, kalbin elektrik akımı beyinde oluşan elektrik akımından 60 kez daha kuvvetli, kalbin manyetik alanı ise beyninkinden 5000 kez daha kuvvetli imiş.
Son olarak kitabı okurken yazar neden böyle bir isim seçmiş diye sorgulamadan olmazdı. Buna da şu şekilde açıklık getirmiş; Sonlara doğru yazarımız T-insan ismi için, Leonardo da Vinci'nin altın oran insan figüründen esinlendiğini söylemiş ve T harfine şu anlamları yüklemiş, tasarımcı, takım oyuncusu ve teknolojik insan. Yani şimdiki zamanda kendimizi geliştirirken dikey, gelecek için geliştirirken yatay çizgiye benzetmiş olup her ikisini de birbirinden ayrılmaz olduğunu şimdiki zamana hazırlanırken bir yandan da geleceğe hazırlamalıyız kendimizi.
Veee... Değişimin insan için vazgeçilmez olduğu değişmeyenlerin yok olacağı değişime hızlı ve çabuk ayak uyduranların ayakta kalacağı bir gelecek bizi bekliyor...