Sigorta acentasında çalışan Eylül bir arkadaşının kardeşi olan Bora ile sigorta anlaşması için görüşür ve aşık olur. Arkadaşlarıyla beraber düzenlediği yalnızlar partisine Bora'yı da davet eder. Bu partiye sadece yalnız ve bekar olanlar gelebilir. O partide aşklarını itiraf ederler ve kısa bir süre sonra evlenirler. Eylül'ün hayali olan dağ evini Bora ona alır ve balayından dönünce dağ evinde yaşamaya başlarlar. Bora bir doktordur ve çalıştığı hastaneye gidip gelir. Bu sırada Eylül tek başına kaldığında halüsinasyonlar, hafıza kayıpları ve ruhsal sarsılmalar yaşamaya başlar. Bu noktada gerçek ve hayal birbirine karışıyor kitapta. Ne gerçek ne hayal bilemiyoruz. Kitabın sonuna geldiğimizde büyük bir bomba ile bitiyor.
Kitapta Eylül'ün hikayesi ile birlikte Doktor Hakan'ın hikayesi de anlatılmaktadır. Hakan eşi ile çok güzel bir aşk yaşar ve evlenirler. Bir gün araba ile giderken eşinin hamile oldugunu öğrenir ve o anda trafik kazası geçirip bebeklerini kaybederler. Kitabın sonunda Hakan ile Eylül'ün bağlantısını da öğreniyoruz.
Başlangıçta yıldırım hızıyla başlayan güzel bir aşk hikayesini anlatan kitap tam kitabın yarısına geldiğimizde bir anda yön değiştirdi. Bu andan sonra büyük bir heyecan ve merakla okudum Neyin gerçek neyin hayal olduğunu çözmeye çalıştım. Sonu asla tahmin etmediğim bir şekilde bitti. Şok geçirdim ve Eylül'ün yaşadıklarına çok üzüldüm.
Kaleminize sağlık. Eylül artık bana emanet. ezgi topsakal