Savaş ve Rüya'dan sonra minik prensimizin kocaman bir adam olduğunun ispatı olan hikayesi.
Kadir'in hikayesini de sevdim fakat sanırım 3 büyüklerin yerini hiç biri tutamıyor. Masal'ı ne kadar haklı bulsam da ikisinin de git-gel'leri baya sinir bozucu hal almıştı. Masal'ın babasız büyümesinin ardındaki sır ise baya şaşırmama sebep oldu. Olay örgüsü ve içine serpiştirilen sır çok güzeldi. Defne'den sonra bir kötü kadınımız daha hortladı. Filiz. Kitabın sonuna kadar bekledim ha şuradan ha buradan çıkacak diye ama çıkmadı. Konusuna gelince;
Masal, babası tarafından o doğmadan terkedilmiş annesi tarafından da büyük bir sevgisizlikle büyümüş bir kızdır. Ne yaparsa yapsın annesiyle arasını düzeltemeyen ondan ufacık bir tebessüm bile göremeyen Masal üniversite için İstanbul'a gider. Istanbul'da dakika bir gol bir dolandırılır. Kendini bir kafeye atar ve tesadüf bu ya kafenin sahibi hem kafesinde partime çalışması için hem de kafenin alt katında kalması teklifinde bulunur. Masal bu duruma inanamasa da iyi kalpli kafe sahibiyle de geçen onca zamandan sonra kardeş gibi olurlar. Daha sonra bir gece kafeye birinin girdiğini farkediyor ve hemen polisi çağırıyor ardından kafe sahibimiz Hande ve ailesi de karakolda beklemeye başlıyorlar. Hande ve diğer aile üyeleri kafeye giren hırsızı gördüklerinde hem şaşırıp hem gülümserken Masal herkese endişeli bakışlar atıyor. Çok fazla zaman geçmeden Masal hemen hemen her gün Kadir'i kafede görmeye başlıyor. Hande'nin de tüm uyarılarına rağmen Kadir'e aşık oluyor ama bu aşk önce Masal'ın sonra da Kadir'in canını epey yaktıktan sonra düzeliyor.