İlk fırsatta okuyun, okutturun.
Telefonunuzla geçirdiğiniz vaktin vahim boyutlara ulaştığını düşünüyor ancak günün sonunda en az 2-3 saatinizin elinizdeki ekrana bakarak geçtiğini görüyor ve bu kısır döngüye son verecek adımı bir türlü atamıyorsanız bu kitap sizin için yazılmış demektir. Hem de bir üniversitede Bilgisayar Bilimleri bölümünde akademisyen olan biri tarafından. Size çelişik gelebilir bu durum ancak iyi ki birileri maruz kaldığımız teknolojinin zararlarını görüp bizde bir farkındalık oluşturma zahmetine girmiş.
Uzun uzun teknolojinin zararlarından bahsedecek değilim elbette bunlar hepimizce malum zaten. Bu zararların farkında olup da çaresiz hisseden, kendisiyle baş başa kaldığında istemsizce eli telefona giden, önüne açılan sayısız bilgi akışı ile ekranın hipnozunda olan ama bu bağımlılıktan nasıl kurtulacağını bilmeyen insanlara yönelik bir felsefe iddiasında olan bir kitap. Dijital Minimalizm yani kararında teknoloji. Bu felsefede teknoloji ne günün her saatine yayılır ne de ondan tümüyle vavazgeçilir. Teknolojinin saymakla bitiremeyeceğimiz birçok olumlu değeri hayatımıza kattığı bir gerçek. Günümüzde bu nimetlerden yararlanmamak pek de akılcı olmasa gerek. Ancak burada bir sorun çıkıyor karşımıza: Hangi teknolojiyi, ne zaman, nasıl ve ne kadar kullanacağımız. Yazarın teknolojiden kastı başta akıllı telefonlar, bilgisayar ve televizyonlar hatta müzik çalarlar.
Yazar, kullanacağımız teknolojiye karar verirken şu soruyu sormamız istiyor kendimize: “Hangi teknolojik ürünler amaçlara ulaşmamda olmazsa olmazım?” Vereceğiniz cevabın özel veya iş hayatınızda ciddi sorunlara yol açmayacak ürün veya programlar olması gerekiyor. İkici soru ise “Teknolojiyi değer verdiğim bir şeye faydası dokunacak şekilde kullanmanın en iyi yolu bu mu?”
İlk soruyu biraz açalım. Özellikle iş hayatında mail, WhatsApp gibi uygulamalar çoğu insan için vazgeçilmez konumda. Akıllı telefon kullanmayı bırakırsak bu konuda ciddi bir sorun çıkabileceği için bunu olmazsa olmaz olarak belirlemek gerekiyor bu insanlar için. Bunları sınırlı şekilde kullanmaya devam edip diğer uygulamaları telefondan silmek gerekiyor. Özel hayatımızda bildirimleri kapatarak sadece izin verdiğimiz sürede ve belirli bir zaman diliminde kullanmak önemli. Yazışmak yerine sesli veya görüntülü görüşmeyi tercih etmemiz hem enerj hem zaman tasarrufu sağlayacaktır.
Dijital minimalizm için ilk etapta 30 günlük bir deneme süreci gerçekleştirilir. Tüm süreç boyunca sadece olmazsa olmaz uygulamaları, belirli saatlerde (zorunlu haller hariç) kullanmalısınuz. Bu sürece başlamadan önce yapmanız gereken çok önemli bir şey var: Artacak olan boş vakitlerinizi nasıl dolduracağınıza karar vermek. Belki en önemli aşama budur çünkü bunu planlamazsanız yoksunluk hissettiğinizde telefona sarılmanız işten bile değil. Bu boş vakitleri, kaliteli zamanlara çevirmek için de birçok önerisi var kitabın. Özellikle fiziksel bir aktivite yaratmalısınız, aklınıza ne gelirse: bisiklet sürmek, öylece yürümek (müzik yok), evinizin bahçesini temizlemek, odun kırmak, enstrüman çalmak...
Bu süreçte iletişim de önemli. Aile ve arkadaşlarınızla sohbet etmek, sosyal gruplara dahil olmak uygulamanız gereken adımlardan. Ancak bu gerçek bir iletişim olabilir çünkü yazar sanal ortamda gerçekleşen sohbetlerin iletişim değil sadece irtibat olduğunu düşünüyor.
Kitap, dijital minimalist olmanızı sağlayacak birçok öneri yanında teknoloji şirketlerinin insanı bir ürün olarak kullanıp nasıl servet sahibi olduklarını ve hiç de iyi niyetli olmayan politikalarını eskiden o şirketlerde çalışan insanlar aracılığı ile gözler önüne seriyor. Bu uygulamalara bağımlı olmamız isteniyor çünkü şirketlerin fazla kazanmasını tek yolu bu.
İnsanı insan yapan en önemli özelliğin yani sosyalleşmenin önüne geçip telafisi imkansız zararlara yol açmadan önce herkesin hem bireysel hem de toplumsal bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi için acilen atılması gereken adımlara ihtiyacımız var.