Puan vermedi·464 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Şubat 2022 18:43 Haşhaş Savaşı, üçlemenin ilk kitabı.
Fang Runin ama kitapta daha çok gördüğümüz adıyla Rin, güneyde fakir bir aile tarafından büyütülmüş bir savaş yetimi. Büyütülmüş diyorum ama merhametle ya da üzerine titreyerek değil.
Fang ailesi, yaptıkları işe katkı sağlayacağı için Rin'i zengin bir adamla evlendirmek istiyorlar. Ancak Rin bu evliliği istemiyor ve kaçış yolu sadece ülkenin en zor sınavlarından kejuyu kazanarak Sinegard'da bulunan Akademi'ye girmek. Bunun için gecesini gündüzüne, gündüzünü gecesine katarak çalışıyor Rin ve sonucunu da hiç beklemediği bir şekilde alarak, yaşadığı vilayette birinci olarak giriyor.
Rin, hırsı, azmi, kararlılığı ve yaşadıklarıyla okuduğum ve sevdiğim güçlü kadın karakterler arasında yerini aldı. Umarım serinin kalan iki kitabında da bu çizgisi bozulmadan işlenmiştir.
Kitap 3 kısımdan oluşuyor. İlk iki kısım nabız yükselten kısımlardandı.Özellikle 2.kısım. Fakat 3.kısım ilk iki kısma göre bana daha durağan geldi.
Dövüş sanatları, Şamanizm, Tanrılar okuduğumuz kitapta yeni öğrendiğimiz bir evren var ve ister istemez başlarda biraz ağır geliyor.
Kitapta savaş sahneleri okumak, savaşta yaşanan ancak duyunca inanmak istemediğimiz sahneleri okumak zordu. Bunları yazmak daha da zordur diye tahmin ediyorum.
Rin'i her fırsatta ötekileştirmelerini sevmedim. Çünkü bir süre sonra rahatsız edici bir unsuru dönüştü benim için.
Kitapta Rin dışında sevdiğim iki karakter var. İlki İrfan üstadı Jiang. O kadar sevdim ki. Ne yapacağı belli olmayan çatlağın teki ama bir o kadar da bilgin ve dahi. Kitap boyunca umarım kitap sonuna doğru fikrimi değiştirecek bir hareketi bulunmaz diye okudum kendisini.
İkinci karakter ise Kitay. Akademide gördüğümüz ilk andan itibaren kanım ısındı. Kitaplarda güzel işlenmiş arkadaşlık ilişkilerini her zaman içimi ısıtır.