Yayınevi ve kitapları daha yeni görme fırsatım oldu ve gerçekten çok beğendim. Kitapların kapak tasarımları o kadar ilgi çekici ki hangisi daha güzel inanın karar veremiyorsunuz. Mars Prensesini okurken uzun zamandır böyle bir kitap okumadığımı fark ettim fantastik, bilim kurgu, distopya ve teknolojinin harmanlanmış hali gibiydi gerçekten böyle güçlü bir kitap okumak beni çok mutlu etti diyebilirim. Ana karakterimiz John Carter hiç beklemediği bir anda bayılıyor ve gözlerini Marsta açıyor hiç bilmediği bir yerde hayatta kalma maceralarını ve hızını hiç kesmeyen temposuyla oraya alışma evrelerini okuyoruz. Daha ilk kitapta bu kadar etkilemeyi başarıyorsa seri devamında neler olacak çok merak ediyorum. Bir diğer yandan da eski bilim insanlarının buluşlarını ve hayatlarını araştırırken hep kendimi sorgulamıştım o zamanlarda imkanların kısıtlı olduğu daha doğrusu hiç bir şeyin kolay kolay bilinmediği bir zamanda nasıl bu kadar doğru nasıl bu kadar gerçek bilgilere ulaşmışlar nasıl bugüne ışık olan şeyleri daha o zamandan bilmişler diye kendi kendimi sorgulardım çünkü şu anın imkanlarında bile düşünüp yapamadığımız birçok şey var bu yüzden eski zamanlarda yazılan kitaplar benim için çok ilgi çekici oluyor. Mars Prensesi de daha uzay hakkında kesin bilgilerin olmadığı fakat yapılan incelemelerden duyulan bilgiler ışığında yazılmış ve o zamanda çığır açmış bir roman düşünsenize aklınızda bir şeyler var ve bunlar ileriki yıllarda doğrulanacak. Daha ne diyebilirim bilmiyorum ama böyle değerli yazarlarlardan günümüze gelen eserler tartışmasız çok kıymetli oluyor.