Stefan zweig sevgimi biliyorsunuz. Şu kısacık kitabına bile iki ayrı dünyayı sığdırmış mükemmel bir kalem.
Dünya üzerinde Aşıklar şehri olarak bilinen Paris sokaklarında dünyanın farklı renklerini ve heyecanlarını görmeyi beklerken bir anda dikkatini çeken bir yan kesiciyi anlamaya ve hissetmeye çalışarak, onun gizemli hareketlerinde lokantada içtiği masumiyeti ifade eden sütü içişine kadar her şeyi inceleyen inceleme fırsatı buluyor. Bizim için zanaat olmayan ama zweige bambaşka duygular yaşatan kısa ama sıcak bir hikaye.
İkinci hikaye olan Prater'de İlkbaharda ise; Lise at yarışına gitmek için terziden beklediği kıyafet bir türlü gelmeyince, umudunu kesip tek başına Prater'e gitmeye karar veriyor. En gösterişsiz ve eski elbisesi seçip giyiyor ve taşralı kız rolüne geri dönüyor bi anda. Ve özgürce aşık olabilmenin ne kadar güzel bir duygu olduğunu hatırlıyor.