Gönderi

Dostoyevski: Hayatı , eserlerine dahil:
Puan vermedi·323 syf.··
2022 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2022 19:44
"Dostoyevski'nin okurla olan ilişkisi ne dostane ne de huzurludur, bilakis, tehlikeli, zalim, şehvetli içgüdülerle dolu bir uyumsuzluktur." diyordu,
DostoyevskiEdward Hallett Carr · İletişim Yayınları · 2023371 okunma
··1 alıntı·
15,6bin Gösterim
18 Yorum
İncelemede bahsedemediğim onlarca konudan biri: Budala'yı birkaç ay önce ikinci kez okumuştum ve ilkine göre daha az sevmiş ve sıkılmıştım. Bu kitaptaki incelemelerden sonra biraz haksızlık yaptığımı ve tam idrak edemediğimi anladım. Budala konusunda benim gibi düşünenlere ayrıca tavsiye ederim bu eseri.
Önceki 3 yanıtı göster
Ferhat TezcanFerhat Tezcan, katkılarınız için teşekkür ederim. "Vazo detayı" benim de dikkatimi çekmişti. Budala'yı birkaç sene sonra yeniden okuyup değerlendireceğim. Şimdilik demleniyor içimde. Ben "etkisiz anneler" ve "yazarın karakter çıkarmada kendinden yola çıkışında" genel bir tavırdan bahsettim. Dostoyevski bu, bir inceleme ile sınırlandırılamaz.
2 yanıtı göster
"Dostoyevski'nin kadınları, esrarengiz çehreleri ve aniden değişiveren sevimli güzellikleriyle, (esasen iyi yürekli sayılabilecekleri halde) görünürdeki iyilikleri, sanki bir rolden ibaretmişcesine birden korkunç bir küstahlığa dönüşen (ve Rembrandt'ın kadınları kadar kendine has olan) Dostoyevski kadınları hep aynı kadın değil midir? Bu kadın, Aglaya'ya aşk mektupları yazan, sonra ondan nefret ettiğini açıklayan Nastasya Filipovna da olabilir, onun bu ziyaretine –ve ayrıca, Ganya'nın anne babasına hakaret ettiği ziyarete– özdeş bir ziyarette, kendisini korkunç bir kadın zanneden Katerina İvanovna'nın evinde bir melek kadar iyi yürekli olan, sonra (aslında iyi kalpli bir insan olduğu halde) ansızın içindeki kötülüğü dışa vuran ve Katerina İvanovna'ya hakaret eden Gruşenka da olabilir. Gruşenka ve Nastasya, Carpaccio'nun kibar fahişeleri kadar, Rembrandt'ın Batşeba'sı kadar özgün ve esrarengizdirler." MahpusMahpus
"Dostoyevski’nin nöbetleri çocukken başlamış, ancak kırklı yaşla­rında, Sibirya’daki sürgünden dönüşünün ardından sıklaşmıştı.Ara sıra başından geçen büyük nöbetlerde (karısının yazdığı üze­ re) “korku dolu, insanlıkla alakası olamayacak bir çığlık” atar ve bayılarak yere düşerdi. Çoğu ataktan önce gözünün önünde kayda değer bir mistik ya da esrik aura belirirdi, fakat konvülsiyona ya da bilinç kaybına yol açmadan sadece auranın geldiği de oluyordu." HalüsinasyonlarHalüsinasyonlar
Dostoyevski benim en çok sevdiğim birkaç yazardan biri. Üstelik çok seviyorum, ama sevmemin nedenini içten içe ben de tam anlayamıyorum. Bir yandan eserlerini okurken içim sıkılıyor, karakter bolluğundan kafam karışıyor, daha iyi anlayayım diye dönem tarihi okumaktan helak oluyorum; öte yandan büyüleyici buluyor ve elimden bırakamıyorum. Nihayetinde yaklaşık 5 yıl önce tüm Dostoyevski külliyatını, ama bu sefer yazım sırasına göre okumaya ve böylece ustayı biraz daha iyi anlayamaya çalışmaya karar verdim. Beni de bu yönde tetikleyen Zweig'ın sözleri olmuştur. 1.5 yılda bitirdim hepsini, ama sanırım en doğru şeyi yaptım. Zira Dostoyevski gibi hayatındaki çalkantıları ve deneyimlerini eserlerinde profesyonelce kullanabilen bir yazarın adım adım nasıl geliştiğini gözlemek mükemmel bir duygu. Dostoyevski okumak isteyenlere tavsiye ederim. Edward Hallett Carr'ın gözünden Dostoyevski'yi okumadım, ama bu mükemmel incelemeyle okumuş gibi hissediyorum; kaleminize sağlık. Yazarı okurken anlamlandıramadığım bir çok noktaya parmak basmış, ki benim gibi Dostoyevski'yi bir nevi takıntı haline getirenler için önemli, değerli bir kaynak olmalı.
E.H.Carr'ın kitabından hareketle benim kişisel duygularımla ortaya çıktı bu inceleme. Siz bütün eserlerini okumuşsunuz. Bu yüzden daha çok nokta aydınlanacaktır. Fikirlerinize katılıyorum: Dostoyevski, bir bütün olarak ele alınmalı. Ben de Dostoyevski okurken sizinle benzer izlenimlere kapılıyorum. Belki de bunun nedeni Zweig'in parmak bastığı gibi huzursuzluk ve karamsarlık hissidir. Dostoyevski okurluğu bitmez hiç:)) Onunla ilgili daha nice kitaplarda görüşmek üzere🌼
Ruslar her milletten pek çok özelliği barındıran bir halk. Dostoyevski gibi bir yazarın oradan çıkmış olması gayet olağan. Bir de ben severek okuyabilsem.😄 İncelemen üzerine ne desem ayıp kaçacak. Öyle kapsamlı, öyle doyurucu olmuş ki. Zaten ihtiyaç duyacağımız her bilgiyi kullanmış, sentezlemiş ve edebiyat bilginin verimiyle sunmuşsun Gönül’cüm. Aklına, güzel yüreğine sağlık. 👏👏😍
Yazar kitapta sürekli Dostoyevski özelinden Rus insanını açıklamaya çalışıyordu. Çünkü İngiliz mantığının onları tam anlayamayacağı düşüncesinde:)) Ben fazla yadırgamıyorum, ne de olsa biz de Doğu'luyuz.:)) Yazarı sevmediğin halde:)) bu uzuuun incelemeye vakit ayırdığın ben de teşekkür ederim🌻
Reklam
Dostoyevski’yi tanımak isteyenler bu incelemeyi okusun! Bu kadar kapsamlı ve uzun bir yazı olmasına rağmen asla sıkıcı değil.Nasıl bir anlatış, takdir edilesi! Emeğine sağlık.🌺
Teşekkür ederim 🌻sıkmadığıma nasıl sevindim:)) Konu Dostoyevski , bu kadar kısaltabildim:))
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.