·464 syf.····Okunma: 17 Mart 2022 21:43 Öncelikle yazarın kitaba direkt girdiği gibi uzatmadan başlayayım.
Kitabı detaylıca incelemeden önce düşüncelerimden bahsedeyim. Daha önce Emre Gül'ün kaleminden kitap okumamıştım. "Güneşi Söndürmem Gerek" serisini duymuştum elbette fakat bu kitabı kadar çok öven olduğunu görmediğim için ilk bu kitabına şans verdim.
Kitabın konusuna gelecek olursak:
Kitap; Güneş Koleji öğrencilerinin, mezuniyet gecesinde yaşanan cinayetle başlıyor. Daha sonraki bölümde ise bu geceden 4 ay önceki güne dönüyoruz. Burada bizi Peri Koçer karşılıyor. Kendisi okulda akranlarından zorbalık gören, platonik olduğu çocuğu ve yaşadığı her şeyi defterine not alan, okulda başarılı fakat yalnız bir öğrenci.
Peri'nin sevdiği kişi Yekta Yalçın. Yekta; hiçbir şey umurunda olmayan -klasik 'badboy' diyebilir miyiz? :D- yalnız takılan ve Peri'ye asla yüz vermeyen biri. Ta ki mezuniyetten 4 ay öncesine kadar.
Biri daha var, Bade. Bade ise okulun sahibinin kızı, popüler. Klasik yabancı uyruklu filmlerdeki züppe kızları düşünün. Heh, o Bade. Bade ise tahmin ettiğimiz gibi 'Louis Vuitton' topuklularıyla okulda gezip etrafa zorbalık saçan kız. Bu kızımız özellikle Peri ile uğraşıyor ama. Sebebi belirsiz işte öyle.
Her nasılsa, Yekta arkadaşımıza bir anda vahiy iniyor ve Peri'ye şans verme kararı alıyor. Allah Allah, işe bakın! Aynı dönemde; okulun popüler çocuğu Ekin, Peri'ye yapılan zorbalıkları görmezden gelmekten vazgeçiyor, ve kızımıza 'zorbalık görmemesi için' yalancı sevgililik teklif ediyor. Kendi çıkarı ise güya Peri'den hoşlanmasıymış. Başta Peri inanmıyor buna, "bunca yıl zorbalık gördüm, popülaritesini korumak için sesini çıkarmayan çocuk benden gerçekten hoşlanıyor mu?" diye sorguluyor. Ben olsam, ben de güvenmem.
Peri ve Ekin yalancı sevgililik oynarken aynı zamanda Peri, Yekta ile flörtleşiyor. Bu böyle bir süre devam ediyor. Daha sonrasında biz Ekin'in asıl amacını öğreniyoruz. Meğer Ekin, Bade'yi seviyormuş. Bade'nin umursamadığı çocuk da, Ekin yani, belki umursar diyerek nefret ettiği kızla çıkıyormuş gibi yapıyor. Peri ve onun yanlış kişileri sevdiklerini ve birbirlerine şans verseler iyi olur ayağına toparlıyor. Peri, kendi de Yekta'dan Ekin'e bahsetmediği için suçlu hissediyor ve Ekin'e kızmıyor. Yekta ve Ekin de kavgalı, şaşırdınız mı? Fırsattan istifade de Yekta, daha da yakınlaşıyor Peri'ye.
Daha sonra Peri ve Yekta çıkmaya başlıyorlar vesaire. Konuya yazacak kadar önemli bir şey olmuyor.
Daha sonra Peri; Yekta'dan, Bade ile işbirliği yaptığı düşüncesiyle şüpheleniyor. Sevgili olmuşlar, olan olmuş, hanımefendi en son düşünüyor "bu bana niye yaklaştı bir anda" diye. Bade'nin oyunu olabileceğini düşünerek Yekta'ya sormaya karar veriyor. E be yavrum, yalancıya soru sorsan doğru mu söyler sana. Yaptım diyecek hâli yok. Yapmadım diyor, üstüne trip atıyor.
Daha sonrasında Bade araba ile Yekta'ya çarpıyor, Yekta da intikam için arabasını çizmeye gidiyor. Peşine de Peri takılıyor. Çizip kaçıyorlar. Kaçtıktan sonra Yekta, Peri ondan şüphelendi diye trip atıyor, kavga ediyorlar.
Ondan sonraki günlerde Peri depresyona giriyor 1-2 hafta okula gitmiyor. Bu süre zarfında Yekta ile konuşmadıkları için merak ediyor ve okula gitme kararı alıyor. Gittiğinde ise Ekin'den; Bade'nin, Yekta'ya çarptığı günden beri kayıp olduğunu öğreniyor. Yekta'dan yine şüpheleniyor. Bu da sevgilisini katil belledi iyice. Bellesin tabii. Sonrasında Yekta geliyor; Ekin, Yekta ve Peri konuşurlarken polisler gelip Yekta'nın baş şüpheli olduğunu söyleyerek götürüyorlar.
Daha sonra Peri; Yekta ile mi uğraşayım, Bade'yi merak edeyim derken babasının öldüğünü duyuyor. Bir gün için fazla be bu kadar kaos.
Neyse bundan sonra kızımız tekrar evden çıkmıyor derken 2 hafta geçiyor. Mezuniyet gününden üç gün önce. Kapı çalıyor gece yarısı. Peri açıyor; karşısında Bade var, yardım istiyor. Bitiyor burada bölüm.
Diğer bölüm mezuniyet gecesinden. Hazırlıklar falan derken Bade, Peri'den yardım istiyor. Baloda görüşürüz diyorlar işte.
Baloda ise Yekta bize içecek getirmeye gidince Bade geliyor. Nefes nefese konuşamıyor. Konuşsa ölür, konuşmayınca da ölüyor zaten. "Yaşadıkların onun yüzünden Peri." diyor ve güvenlik götürüyor Bade'yi. Daha sonra Yekta getirdiği içeceği bize verip sigara içmeye çıkıyor. Kızımız mutlu mutlu içerken bir anda boğuluyor. Sonra çığlıklar falan duyuyor, meğer Bade ölmüş ya. Bir öğrenci de bağırıyor "Yekta kaçıyor!" diye. Sonra anlıyor Peri, içeceğine susam koymuş Yekta. Susama alerjisi var kızın. Öyle Peri boğuluyor falan bitiyor kitap.
Buraya kadar direkt kitabı anlattım. Okuyan varsa artık. Aralara yazsam da şimdi saçmalıkları, cringelikleri ve iyi-kötü düşüncelerimi yazacağım.
İlk önce, yaşanan şeylerin hep tanıdıkların etrafında olması çok saçma. Tamam, kurgu için gerekli olsa bile, Yekta'ya gecenin köründe okulun önünde çarpan arabanın Bade'ye ait olması çok saçma geldi bana.
Ya da klasik 'bad boy' imajı sıkıntı. Biri de umursamasa, keyfi ve kâhyası istediği gibi davranmasa olmuyor çünkü. Siyahlar içinde gezinmesi falan.
Bir sonraki şey ise kızın yaşadığı zorbalıklar. Öyle normal zorbalık değil ha, aman diyeyim. Tüm okulun davet edildiği popüler kızın köpeğinin doğum günü partisinde Peri'nin Yekta ile videosunun ifşalanması olsun, Bade'nin havuzda Peri'yi öldürmeye çalışması olsun çok uçuk kaçık zorbalıklar yani.
Cringe olarak ise, bilmiyorum hoşuna gideniniz var mıdır fakat ben komik buluyorum 'Peri tozu, Peri kızı, Masal Perisi' tarzı hitapları. Peki ya 'Peri Tozu'nun Kirli Defteri''ne ne demeli? Çok, çok kötü.
Ben mesela kızın sevinçten odasında twerk atarken komşusunun videoya çekip hikayesine atması, okuldan bir kızın komşuyu takip ediyor olup videoyu Bade'ye atıp okula ifşalamaları da komik. Komşu neden çekiyor ki yani gülesim geliyor.
Fakat her şeye rağmen okuduğum Wattpad kitaplarında sevdiklerim arasına girer. Ben gizem tarzı okumayı severim zaten. Hem romantizm hem komedi hem de gizem olması güzeldi benim için.
Hele sonuyla beni benden aldı. Yekta olmasını asla beklemiyordum ters köşe feciydiii! Ekin bile kitaptaki en düzgün karakter olmasına rağmen yapar demiştim de Yekta'dan asla beklemiyordum.
Bence bir şans verebilirsiniz, anlatımı da akıcıydı. İkinci kitabı yakında çıkıyormuş, okumayı bekliyorum.