Marcus Aurelius ;"Ruhu olayların gidişatıyla sıkmayın. Olayların gidişatının sizin sıkıntınıza ihtiyacı yoktur." der ve ekler; “Düşünceleriniz ne ise, hayatınız da odur. Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştiriniz.” Bazı şeylere güç yetmez sadece umut edilir.
Artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. Bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendini.
Sizinle birlikte olduğum zamanlar duygulu sanıyordum kendimi; bana bu cesareti vermiştiniz. Şimdi, birlikte yaşadığımız günleri düşünmek için, sizinle konuşuyorum, sizi dinlemeğe çalışıyorum. Bu yaşantının sona erdiğine inanmıyorum; bu yüzden, yeni yaşantılara gücüm yok. Eski yaşantımı da, siz olmadan nasıl sürdürebilirim? Bütün büyü sizdeymiş. Beni bu durumda görseydiniz, yani beni uzaktan takip edebilseydiniz, beni bir zamanlar sevmiş olduğunuza inanamazdınız. Belki ben her zaman böyleydim. Belki ikimiz de kendi başımıza birer dünya kurduk birlikte yaşarken. Şimdi eski dünyama dönmüş bulunuyorum ve bunun eski bir dünya olduğunu, usandırıcı tekrarlarla dolu olduğunu ve ne yazık ki kendimin de bu can sıkıcı romanın bir parçası olduğumu, yeni yalnızlığımın içinde anladım. Artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. Bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendini...
Kafamın içinde haykırmak geliyor içimden. Keşke durdurabilsem, ezebilsem, parçalayabilsem şu imkânsız plağı, başımda, aklımın efendisi gibi bağıran dokunulmaz celladı. Keşke emredebilsem ruhuma, dolu bir arabaymış gibi bensiz devam et, beni burada bırak, diyebilsem. Duymak zorunda olmak deli ediyor.
◇