Puan vermedi·1823 syf.····Okunma: 20 Mart 2022 19:16 Savaş ve Barış ile ilgili pek çok jenerik şey sıralayabilirim. Napolyon Savaşları etrafında kümelenmiş binbir çeşit şeyi anlatan bu devasa ansiklopedik romanın detaylarında genişçe bir tur attırabilirim.
Ama lüzumsuz olur. Kalkıp da “Savaş ve Barış’ı bir de benden dinleyin” demekte bir anlam bulamıyorum.
Onun yerine anlatım tekniği ile ilgili beni şaşırtan ve çok da memnun etmeyen bir yönünden sohbet açmak isterim. Bu bir roman, evet. Ama anlatılan her şeyin kurguya yedirilmediği bir roman. Tolstoy, duruyor duramıyor, araya girip bize olan biteni doğrudan anlatmaya başlıyor. Sıklıkla. Özellikle bölüm başlarında, sanki bir önceki dersi tekrar eden ve şimdi işleyeceği konuya öğrencilerini hazırlayan bir öğretmen gibi bizi karşısına oturtup bir tirada başlıyor. Bu tirat, kitabın sonunda artık kurguyu işin içine hiç karıştırmaksızın uzun bir süre devam ederek eseri bir teori kitabıymışçasına sonlandırıyor.
Nasıl hissettirdi bu bana biliyor musunuz? Tolstoy, aslında bize bir hikaye anlatmak değil de, kendi tarih, bilim, hukuk felsefesini sunmak istemiş. Bu felsefi duruşu karakterleri eliyle okura aktarmak onu kesmemiş. Karakterlerinden mikrofonu alıp, bir de baştan, adam akıllı kendisi anlatmak istemiş. Anlatım tekniği olarak bu duruma bayılmamakla beraber, özellikle tarihi verili neden-sonuç ilişkileri üzerinden okumaya yönelik itirazlarını okumanın zihin açıcı olduğunu itiraf etmem gerekir.
Bir de dinleme meselesi var! Ben bu iki ciltlik kitabı, yaklaşık 60 saat boyunca Storytel’den dinledim. Kitabın başlarında karakterlerin kimliğine ilişkin yaşadığım bir-iki kafa karışıklığını internetten kolayca bulunan karakter listeleri ile çözümledikten sonra başkaca bir sıkıntım olmadı. Uzunca bir sürede dinlememe rağmen, unutmadım, kopmadım, sıkılmadım. Yalnız arada seslendiren @erdemakakce ‘ye bir bardak su, bir fincan çay falan götüresim geldi. 62 saat kitap seslendiren ses tellerine bir destek atma ihtiyacı duydum
Eğer uzun kitaplar dinlemeye yönelik özel bir antipatiniz yoksa, bu kitap dinlenir çocuklar.
Kurgusu kolay akan, kendisini merakla okutan bir eser. Tolstoy’un monologlarını da eğer felsefeye biraz ilginiz varsa sıkılmadan sineye çekersiniz.
Sevgiler!