Kendisi bir hümanist (insansever anlamında değil, insanmerkezci düşünce sistemini destekleyen) olan More, literatüre de geçmiş olan ütopyayı yaratırken aynı zamanda skolastik düşünceye karşı da bir eleştiri getiriyor.
Skolastik düşüncenin ana temellerinden biri Latinceye önem verilip Antik Yunan dilinin değersiz görülmesidir. Yeni Ahit Grekçe yazılmıştır ancak dönemin din adamları Grekçe bilmedikleri için Latince çevirisini okurlar. Hümanistler ise Grekçeye ve antik metinlere önem verirler.
Bir diğer önemli skolastik tutum ise kurgunun değersiz oluşudur. Kurgu içeren herhangi bir metin veya belge gerçeği saptırır ve dolayısıyla hiçbir önemi kalmaz, okumaya ve incelemeye değmez. Hümanist düşünce ise kurgu yoluyla gerçeğin (veya daha ileri gidersek hakikatin) anlatılabileceğine inanır.
Skolastikler aynı zamanda retoriğin (hitabetin) aynı kurgunun yaptığı gibi gerçeği çarpıtacağına inanır. Hümanist düşünce retoriğe önem verir, ciddi konuları insan zihninin daha rahat sindirmesine olanak sağladığını iddia eder.
Bu bilgiler ışığında kitaba yaklaştığımızda onun kurgusal bir evrenden daha fazlasını barındırdığını anlıyoruz. More, yazdığı eseri bir kurgu kitabı olarak yayınlarsa skolastikler tarafından gözardı edileceğini bildiği için onun gerçek olduğunu iddia ediyor. Bir gün diplomatik bir görev sonucu bulunduğu bir yerde arkadaşı Peter Giles ile karşılaşıyor ve Giles onu Raphael Hytloday isimli bir dostu ile tanıştırıyor. Hytloday, Amerigo Vespucci'nin keşif seferlerine katılmış ve birkaç yıl Ütopya denen adada yaşamış. Bunu duyan More heyecanlanıyor ve Hythloday'dan Ütopyada neler gördüğünü anlatmasını istiyor.
Hythloday Grekçede boş/anlamsız konuşan anlamına geliyor, Ütopya da olmayan yer. Kısacası, More kitabına Grekçe bilenlerin (hümanistlerin) anlayabileceği ancak skolastiklerin anlayamayacağı ufak mesajlar sıkıştırmış. Böylece anlıyoruz ki Hythloday diye biri ve Ütopya diye bir ada yok ancak skolastikler bu metni okurken kurgu içerdiğinden habersizler.
Üç bölümden oluşan kitap ilkin mektuplar ile başlıyor. Bu mektuplarda More, ada hakkında bazı gereksiz fiziksel detaylardan bahsediyor, örneğin ada uzerinde bulunan bir nehrin genişliği. Bu detayları vermesinin sebebi kitabı okuyanları onları sadece gerçeklerin, var olanın anlatıldığına inandırmaya çalışmasından ileri geliyor.
Yine mektuplarda Ütopya'da bulunan belirli yer isimleri geçiyor. Bunlardan bazılarıAnyder nehri (Grekçe susuz demek) , Ademus şehri (Grekçe insansız demek). Ve daha sonra More, eğer kurgu yazmaya kalsaydım içlerinde mesajlar barındıran isimler kullanacağını ancak bu kelimelerin hiçbir şey ifade etmediğini söylüyor. Skolastiklerle düpedüz alay ettiğini anlıyoruz.
Daha sonraki ilk bölümde, Hythloday güncel politik konular hakkında konuşuyor ve retoriği kullanarak bazı akıl almaz düşünceleri (Polylerites halkı ile ilgili kısım) kardinale ve okuyucuya inandırıcı kılıyor.
İkinci bölümde Ütopya anlatılıyor. Mülk eşitliğinin büyük ölçüde sağlandığı, dini hoşgörünün yaygın olduğu, savaştan kaçınılan, bambaşka aile yapısının ve geleneklerin hüküm sürdüğü bir ada olarak tanıtılıyor Ütopya. Başlangıçta fiziksel özelliklerinin birebir Britanya ile aynı olduğu dikkat çekiyor. Bence More burada, bu hayali evrenin İngiltere'de de vuku bulabileceğini ima etmeye çalışıyor. Bu yaşayış biçimi aynı zamanda Marksistlerin de çok ilgisini çekmiş ve değerli görülmüş.
Ben yine de More'un hayalindeki toplumun Ütopya olduğunu düşünmüyorum. Kendisinin kafasının karışık olduğunu ve Ütopya ile günümüz dünyası arası bir toplumun daha uygun olduğunu düşündüğünü sanıyorum. Böyle düşünmemin sebebi More'un o dönem kral için çalışıp çalışmaması gerektiğini sorgulamasından ileri geliyor. İlk kitapta bu soru Hythloday üzerinden inceleniyor ancak bir sonuca bağlanmıyor.
Ütopya'nın ideal bir devleti yansıtmasından ziyade dönemin yargısına ve toplum anlayışına kurgu yoluyla bir eleştiri getirmesi bakımından daha önemli olduğunu düşünüyorum. Dönemin hümanistlerinin gülerek okudukları (çünkü okudukları her şeyin kurgu olduğunun farkındalar) ancak skolastiklerin büyük bir ciddiyet ve merakla inceledikleri orijinal bir eser.