Puan vermedi·130 syf.····Okunma: 19 Nisan 2017 17:04 Arka kapağındaki neden silah fabrikalarında hiç grev olmaz sorusu beni kitabı okumaya teşvik etti. Saramago'nun daha önce Kabil'ini okumuştum. Kaleminin ne kadar keskin, sorgulayıcı ve okunması zor olduğunu biliyordum. Bu romanı Kabil'den sonra yazmış ama maalesef ömrü yetmediği için yarım kalmış. Hikayede bir silah fabrikasında muhasebede çalışan biraz pısırık, kendi halinde bir muhasebecinin eşinin de teşviki ile çalıştığı silah fabrikasının çevresine verdiği etkiyi sorgulaması, bunun için şirket arşivlerine inmesi , İspanya iç savaşını araştırması ile başlıyor. Maalesef hikayede tam burada bitiyor.
Saramago yaptı yapacağını yine, beni bir sürü deli sorular, sorgulamalar içerisinde bıraktı. Kitabın içinde yazarın arkadaşlarınca yapılan yorumlardan anladığım kadarıyla kitabını eşinin ağzından çıkan canın cehenneme diyerek kahramanımız Artur'u terk etmesiyle sonlandırmayı düşünüyormuş. Belki de silah kartelleri olmasa dünyanın hiçbir yerinde savaş,acı,gözyaşı olmayacak. Ayrıca kitapta yer alan Roberto Saviano'nun Artur Paz Semedo'yu ben de tanıdım adlı makalesi dünyanın her yerinde korkusuzca kötünün üzerine giden, sorgulayan insanların bir faili meçhule belki de herkesçe bilinen ama boyun eğilen bir gücün yaptırımlarına maruz kaldığı gerçeğini çarpıcı örneklerle anlatıyor. İnsan okurken bu hikaye ve isimleri bizim insanlarımızla değiştir gerisi aynı diyor. Semedo'nun hikayesi nasıl gelişip bitecekti bilemiyorum. Ama hepimiz Semedo olup çevremizi sorgulayıcı şekilde davransak , empati yeteneğimizi geliştirsek nasıl bir dünyada yaşardık acaba?Dünyada sayıca az olan gücü elinde bulunduranlar, o zaman dünyanın çoğunluğunu sömürebilirmiydi? Saramago okumak hele de yarım kalan bu hikayeyi okumak böyle insanı bir sürü soru işaretleri içinde , boşlukta bırakıyor. İyi mi kötü mü, kim iyi kim kötü karışıyor. İtiraf ediyorum sonunda benim devreler yandı :)